İçeriğe geç

BÜYÜK İSKENDER'İN GÖLGESİ

Cumartesi günü saat 13.30 sıralarında Roma'dan gelen uçak, Madrid-Barajas Havalimanı'na indi.

Profesör Lorenzo Bellini, gelen yolcu salonunda eski dostu Rafael Montoro'yla karşılaştı.

İki arkadaş kucaklaştılar.

— Hoş geldin Lorenzo. Yolculuğun nasıl geçti?

— Gayet iyiydi dostum. Ama aklım sürekli senin bulduğun şeydeydi. Heyecanlanmıyorum desem yalan olur.

Rafael gülümsedi.

— Bizim işin en güzel tarafı da bu değil mi? Karşımıza ne çıkacağını asla bilemiyoruz.

Birlikte otoparka geçerek Rafael'in aracına bindiler.

Salamanca'ya doğru yola çıktıklarında Rafael arkadaşına döndü.

— Yol üzerinde yeni açılan bir restoran var. Şefi Türk'müş. Et yemeklerinin harika olduğunu söylüyorlar.

— Türk mutfağını severim. İyi bir et yemeğine de hayır demem.

— O hâlde önce oraya uğrayalım. Galeriye girersek saatlerce çıkamayabiliriz.

Lorenzo güldü.

— Haklısın. Ne demişler, aç ayı oynamaz.

Restoranda Türk şefin hazırladığı özel et yemeklerinden sipariş ettiler. Yemek boyunca eski günlerden ve birlikte yaptıkları çalışmalardan konuştular.

Ardından Salamanca'ya doğru yola devam ettiler.

Şehre vardıklarında Rafael, arkadaşını doğrudan galerisine götürdü.

Lorenzo içeri girince etrafına göz gezdirdi.

— Yıllar geçmiş ama burası pek değişmemiş.

— Bazı alışkanlıklardan vazgeçemiyor insan.

Rafael masasının çekmecesinden bir dosya çıkardı.

— Asıl merak ettiğin şeye gelelim.

Dosyayı Lorenzo'ya uzattı.

Arkeolog, içindeki yüksek çözünürlüklü renkli fotoğrafları masaya yaydı.

— Belgelerin asılları nerede?

— Güvenlik kasasında. Çift kilitli.

— Neden iki kilit?

— Sandığı bulan Javier Ortega adında eski bir iş ortağım var. Anahtarlardan biri onda, diğeri bende. Kasayı birlikte açabiliyoruz.

Lorenzo başını salladı.

— Tedbirli davranmışsınız.

Fotoğrafları incelemeye başladı.

İlk birkaç sayfaya göz gezdirdikten sonra bir görüntünün üzerinde durdu.

Gözlüğünü düzelterek masaya yaklaştı.

— Rafael, bu oldukça ilginç.

— Ne gördün?

— Antik Mısır'a ait yazı işaretleri var. Ancak bazı semboller farklı bir dönemi düşündürüyor.

— Hangi dönemi?

— Helenistik dönem. Özellikle Büyük İskender'in Mısır'ı ele geçirmesinden sonraki yıllar olabilir.

Rafael şaşırdı.

— Büyük İskender mi?

— Evet. MÖ 356 yılında doğan Makedonya kralı. Henüz yirmi yaşındayken tahta çıktı. Pers İmparatorluğu'nu yenerek Anadolu'dan Mısır'a, oradan Hindistan'ın kuzeybatısına kadar uzanan geniş toprakları ele geçirdi.

Lorenzo fotoğraflardan birini işaret etti.

— Mısır'da firavun olarak kabul edildi ve kendi adını taşıyan İskenderiye şehrini kurdurdu. MÖ 323 yılında, otuz iki yaşındayken Babil'de öldü.

Rafael merakla sordu:

— Mezarı nerede?

— İşte asıl mesele bu. Naaşı Mısır'a götürüldü. Antik kaynaklara göre önce Memphis'te, daha sonra İskenderiye'de muhafaza edildi. Ancak mezarının kesin yeri bugün bile hâlâ bilinmiyor.

— Peki bu belgelerin onunla ne ilgisi olabilir?

Lorenzo başka bir fotoğrafı önüne çekti.

— Bazı semboller bir mezar yapısıyla ilişkili olabilir. Üstelik farklı belgelerde birbirini tamamlıyor gibi görünen işaretler var.

Rafael'in heyecanı artmıştı.

— Açık konuş Lorenzo. Ne demek istiyorsun?

— Bunlar Büyük İskender'in mezarıyla ilgili kayıtlar olabilir.

Rafael bir süre sessiz kaldı.

— Yani mezarın yerini gösteriyor olabilirler mi?

— Böyle bir ihtimali göz ardı edemem. Ancak fotoğraflardan kesin hüküm veremeyiz. Belgelerin asıllarını incelemem gerekiyor.

— Peki ya düşündüğün doğruysa?

Lorenzo gözlerini masadaki görüntülerden ayırdı.

— O zaman dostum, tarihin en önemli arkeolojik keşiflerinden birine yaklaşmış olabiliriz.

Rafael arkasına yaslandı.

Yıllardır değerli antikalarla uğraşıyordu. Ancak şimdi karşısına çıkan ihtimal, alışılmış bir ticaretin çok ötesindeydi.

Lorenzo'nun yüzü ciddileşti.

— Sana bir şey soracağım. Bu Javier Ortega güvenilir biri mi?

— Yıllardır tanırım. Birlikte çok iş yaptık. Akıllı ve tecrübeli bir adamdır.

— Böyle bir keşfin ne anlama gelebileceğini kavrayabilir mi?

— Elbette. Üstelik sandığı bulan da o. Kendisinden hiçbir şey saklayamayız.

Lorenzo başını salladı.

— O hâlde birlikte hareket etmeliyiz. Eğer tahminim doğruysa bu bilgi yanlış ellere geçmemeli.

— Haklısın. Yarın Javier'i de çağırırım. Kasayı açar, belgelerin asıllarını incelersin. Sonra ne yapacağımıza karar veririz.

— En doğrusu bu.

Rafael saatine baktı.

— Bugünlük yeter. Seni oteline bırakayım. Sabah gelip alırım.

İki arkadaş galeriden ayrıldı.

Rafael aracını kullanırken Lorenzo'nun söylediklerini düşünüyordu.

Sandığın değerli olabileceğini başından beri tahmin etmişti.

Ancak içindeki belgelerin, iki bin yılı aşkın süredir aranan bir mezarla bağlantılı olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti.

Yine de cevaplanması gereken önemli bir soru vardı.

Profesör Alejandro Valdés, böyle bir keşfin izine ulaşmışsa belgeleri neden diğer araştırmalarından ayırmıştı?

Rafael henüz bunun cevabını bilmiyordu.