İçeriğe geç

HAZİNELERİN HAZİNESİ

Pazar sabahı Rafael Montoro, Lorenzo Bellini'yi kaldığı otelden almaya gitti.

Yolda Javier Ortega'yı aradı.

— Günaydın Javier. Saat onda galeride olmanı istiyorum.

— Bir gelişme mi var ihtiyar?

— Lorenzo belgelerin asıllarını inceleyecek. Geldiğinde konuşuruz.

— Tamam, oradayım.

Rafael, Lorenzo'yla otelde kahvaltı yaptıktan sonra galeriye geçti.

Javier de kararlaştırılan saatte geldi.

Kısa bir tanışmanın ardından işe koyuldular.

Galeri pazar günü kapalıydı. İçeride üçünden başka kimse bulunmuyordu.

Ancak dışarıda Víctor Navarro'nun adamları takiplerini sürdürüyor, gelişmeleri patronlarına bildiriyorlardı.

Rafael ile Javier, güvenlik kasasının kendilerinde bulunan anahtarlarla iki kilidini açtılar.

Ahşap sandığı ofisteki büyük masanın üzerine yerleştirdiler.

Lorenzo çantasından büyüteçlerini, taşınabilir ışık kaynağını ve diğer inceleme araçlarını çıkardı.

Üçü de koruyucu eldivenlerini giydi.

Sandıktaki parşömenler, eski kitaplar ve deri yazmalar dikkatlice masaya dizildi.

Lorenzo incelemeye başladı.

Yazıların biçimlerini karşılaştırıyor, bazı sembolleri not alıyor ve özellikle keten ipliklerle birbirine bağlanmış deri sayfalar üzerinde duruyordu.

Rafael ile Javier sessizce bekliyordu.

Yaklaşık kırk beş dakika geçmişti.

Lorenzo elindeki büyüteci bırakarak arkadaşlarına döndü.

— Beyler, tecrübelerim beni yanıltmıyorsa çok önemli belgelerle karşı karşıyayız.

Javier heyecanla sordu:

— Orijinal mi hocam?

— İlk incelemem öyle olduklarını düşündürüyor. Ancak kesin sonuç için ayrıntılı analizler gerekiyor.

Rafael sabırsızlanıyordu.

— Hangi döneme aitler?

— Bazı yazılar ve semboller, Büyük İskender'in yaşadığı dönemle ve ardından gelen Helenistik Mısır'la bağlantılı görünüyor.

Lorenzo, masadaki deri yazmalardan birini işaret etti.

— Asıl dikkatimi çeken ise bunların içeriği.

— Ne anlatıyorlar? diye sordu Javier.

— Bazı kayıtlar bir mezar yapısını, diğerleri ise bulunduğu yeri tarif ediyor olabilir.

Rafael öne doğru eğildi.

— Kimin mezarını?

Lorenzo kısa bir süre sustu.

— Büyük İskender'in.

Ofise derin bir sessizlik çöktü.

Rafael duyduklarına inanmakta güçlük çekiyordu.

— Lorenzo, ciddi misin?

— Son derece. Ancak henüz kesin konuşamam. Yazıtların tamamını çözmem ve tarihî kaynaklarla karşılaştırmam gerekiyor.

Javier şaşkınlıkla sordu:

— Hocam, bu ne anlama geliyor?

— Eğer tahminim doğruysa, iki bin yılı aşkın süredir aranan Büyük İskender'in mezarına ulaşmamızı sağlayabilecek belgelere sahibiz.

Rafael heyecanını gizleyemedi.

— Peki bunların değeri ne olabilir?

— Bu hâlleriyle bile çok kıymetli olabilirler. Fakat içerdikleri bilgiler doğrulanırsa tarihî önemleri paha biçilemez düzeye ulaşır.

Javier ayağa kalktı.

— Ben sana söylemiştim! Bu bizim emekliliğimiz!

Rafael gülerek karşılık verdi:

— Belki de süper emeklilik, şanslı köpek!

Lorenzo iki arkadaşının sevincini izledikten sonra konuştu.

— Beyler, acele etmeyelim. Önce elimizde ne olduğunu tam olarak anlamalıyız.

Javier yeniden oturdu.

— Hocam, bir şey soracağım. Diyelim ki mezarı bulduk. İçinden ne çıkar?

— Bunu önceden bilmemiz mümkün değil. Ancak mezar günümüze kadar bozulmadan ulaşmışsa, olağanüstü tarihî eserler ve çok değerli hazinelerle karşılaşabiliriz.

— Ne kadar değerli?

— Belki de tahminlerimizin çok ötesinde. Ancak şu anda bunları konuşmak için erken.

Rafael söze girdi.

— Peki bundan sonra ne yapacağız?

Lorenzo belgeleri gösterdi.

— Önce gerçekliklerini doğrulayacağız. Ardından yazıtları çözerek mezarın yerini belirlemeye çalışacağız.

Javier düşünceli bir ifadeyle konuştu.

— Madem bu sandık bize nasip oldu, sonuna kadar gidelim derim.

— Ben de aynı fikirdeyim, dedi Rafael.

Lorenzo başını salladı.

— O hâlde bundan sonra birbirimize güvenmemiz ve dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.

Javier araya girdi.

— Hocam, mezarın bulunduğu yer hakkında bir fikriniz var mı?

Lorenzo, belgelerden birkaçını yan yana getirdi.

— İlk bulgular İskenderiye'yi işaret ediyor. Ancak tam olarak nereden söz edildiğini henüz belirleyemedim.

— Ne kadar sürer?

— Şimdiden söyleyemem. Bu belgeler üzerinde kapsamlı bir araştırma yapmam gerekiyor.

Rafael sordu:

— Bizim yapmamız gereken ne?

Lorenzo ciddi bir ifadeyle cevap verdi:

— Öncelikle bu konu aramızda kalacak. Belgelerin içeriğini telefonla veya mesajla konuşmayacağız. Gerektiğinde yüz yüze görüşeceğiz.

Javier başını salladı.

— Anlaşıldı hocam.

— Üçümüzün dışında kimse bilmeyecek, dedi Rafael.

Lorenzo belgeleri dikkatlice toplamaya başladı.

— Şimdilik bunları güvenli bir yerde muhafaza edelim. Önümüzde uzun ve önemli bir çalışma var.

Rafael ile Javier ona yardımcı oldular.

Belgeler yeniden sandığa yerleştirildi. Sandık kasaya kaldırılarak iki kilit kapatıldı.

Üç adam artık sıradan bir antika ticaretinden çok daha büyük bir olayın içinde olabileceklerinin farkındaydı.

Yıllardır kayıp olan bir mezar, bulunmayı bekleyen tarihî eserler ve belki de hayallerinin ötesinde bir servet...

Ancak henüz hiçbiri mezarın yerini bilmiyordu.

Üstelik sandığın ilk sahibi olan Profesör Alejandro Valdés'in bu belgeler hakkında ne kadar bilgi sahibi olduğundan da habersizlerdi.

Profesör, hayatını tarihî gerçekleri ortaya çıkarmaya adamıştı. Buna rağmen bu belgeleri diğer araştırmalarından ayırmış, çatı katındaki kilitli bir sandıkta saklamıştı.

Peki neden?

Profesör Alejandro Valdés, tarihin en büyük keşiflerinden birini neden dünyadan saklamıştı?