Sabah Ada’nın göğsünde uyandığımda ne kadar huzurlu olduğumu hissettim. Benim bu hayattaki yerim burasıydı. Ada’yı bir daha göremeyeceğimi daha doğrusu görmemem gerektiğini düşünerek yanından ayrılmıştım. Şimdi yine kollarının arasındaydım. Uyandığında göz göze geldik.
-Prensesim
-Günaydın
-Sabahları çok güzel oluyorsun.
-Hep aynısını söylüyorsun.
-Hep çok güzelsin ondan.
Beni uzun uzun öptü. Kollarıyla sarınca tekrar uyumak istedim.
-Uykum geliyor tekrar.
-Saat erken zaten gel yanıma uyuyabiliriz.
Ada’ya sokuldum üşümüştüm. O günü evde geçirip ertesi gün için plan yaptık. Akşam eve dönmek için arabaya bindim. Öğlen çıkacaktım ama gece olmuştu neredeyse. İki gün sonra annemlerle birlikte dönecektim okul açılıyordu. Hiçbir hazırlık yapamamıştım. Yarın Ada ile birlikte Büyükada’ya gitmek için anlaşmıştık. Arabada giderken aklım Ada’daydı. Hayal ettiğim gibi gelmişti, buradaydı. İstanbul’da birlikte görmediğimiz ne çok yer vardı. Burada kışın birlikte birkaç gün geçirmiştik. Ama hiç Kadıköy’e gitmemiştik, hiç vapura binmemiştik. Eminönü’nü sevdiğimi biliyordu. Arabayla gitmiştik ama park edemediğimiz için dolaşamamıştık. Bu şehirde el ele dolaşabilecek miydik ? Kafam çok karışıktı…
Bir yanım uzak dur derken diğer yanım bak hayal ettiğin gibi oluyor diyordu.
Geç saatte eve geldim, annem hazırlıklara başlamıştı. 48 saatim bile kalmamıştı ama ben hâlâ Ada ile gezme planı yapıyordu. Kıyafetlerimi valize yerleştirdim muhtemelen başka vaktim olmayacaktı. Geç saatte uyudum sabah kalkıp Büyükada’ya gidecektik.
Kahvaltı’dan sonra babamdan beni Bostancı’ya bırakmasını istedim. Metro açıldı arabadan daha hızlı gidersin dedi. Şaşırdım… Metro açılmıştı haberim bile yoktu. Ne kadar uzak kaldığımla yüzleştim. Evden çıkıp metroya bindim. Sahilde indiğimde Ada’yı karşılamaya Marmaray’a yürüdüm. El ele Adalar İskelesi’ne gittik. Birlikte ilk kez vapura binecektik. İlkler benim için çok önemliydi ama Ada farkında mıydı bilmiyordum. Ama vapura binmeyi ısrarla istemişti. Büyükada’ya gideceğimiz için yolculuk bir saat sürecekti. Yıllardır ada vapuruna binmemiştim. Ada çok keyifliydi, martılara simit attı. Sürekli bir şeyler anlatıyordu. Durgundum, kafam doluydu. Konuşurken onu seyrediyordum. Yüzüne bakıyordum, gün gelir unuturum diye her zerresini ezberliyordum.
Vapurdan indiğimizde bana hemen dondurma aldı. Birkaç hafta önce Marmaris’te her gün dondurma yiyorduk. Bisiklete binip tepeye tırmanmak istiyordum ama ikimiz de yorgunduk. Ada ile birlikte hiç bisiklete binmemiştik. Ne çok şey eksik kalmıştı hayatımızda…
Marketten atıştırmalık alıp sahile gittik. Aylarca sıcağa maruz kaldıktan sonra bahar havasında sahilde oturmak çok güzeldi.
Aklıma yaşadığımız sıkıntılar geldikçe içim bunalıyordu.
-Seni affetmediğimi biliyorsun değil mi ?
-Başladık mı mesaiye ?
-Soruma cevap ver.
-Her dakika hatırlatıyorsun. Normal zaman geçirmemize müsade etmiyorsun.
-Benim yerimde sen olsaydın değil normal zaman hiç zaman geçiremezdik.
-Vapur saatlerine bakalım.
-Konuyu değiştirme.
-Ne yapayım böyle bir anda tartışalım mı ?
-Bunalıyorum.
-Gel biraz yürüyelim İstanbul’u seyret, özleyeceksin.
-Çok şeyi özleyeceğim.
Elimi tuttu, sahilden iskeleye doğru yürüdük. İskelede birlikte fotoğraf çekildik. Her yerde fotoğraflarımız vardı, telefonum anılarımızla doluydu. Ilık rüzgar saçlarımı savuruyordu Ada’ya döndüm:
-Beğendin mi adayı ?
-Güzelmiş bir gün tatile geliriz belki.
-Yazın çok kalabalık oluyor bahar da güzel.
-Dönelim mi ne istersin ?
-Vapur saatlerine bakalım.
Vapura binip bu sefer Kadıköy’de indik. Burayı çok seviyordum, okul yıllarım burada geçmişti. Bu sokaklarda Ada ile dolaşmak güzeldi. Akşam Ada ile birlikte gittim. Yarın yola çıkacağımızı biliyordum ama her zamanki gibi bu son diye kendimi avutuyordum.
Ertesi gün Ada ile birlikte kahvaltı yaptık. Birlikte evden çıktık yolun yarısına kadar benimle birlikte geldi. Babam beni aldı ve çok uzaklara gitmek için yola çıktık. Önümüzde 1500 km yol vardı. Nasıl geçireceğimi bilmediğim bir iki yıl vardı. Ada İstanbul’da kaldı bu sefer gitmesi gereken bendim. İş başvurusu yapacaktı her şey yolunda giderse İstanbul’a yerleşecekti.
Annem ve babam yemek molasından sonra uyumaya başlayınca direksiyona geçtim. Ablamın yolculuk için hazırladığı çerezleri çıkardım. Hızlı gidiyordum, yol biran evvel bitsin istiyordum. Eskiden uzun yolculukları severdim. İstemeden yapılan yolculuklarla tanışınca hızlı gitmeyi öğrenmiştim. Yollar ardımda kaldıkça sanki Ada da ardımda kalıyordu.