İçeriğe geç

SINIRIN ÖTESİNDE

Gece, her zamankinden daha sessizdi.

Dört aile kendi evlerinde uyumaya çalışıyordu. Ama o gece kimsenin içi rahat değildi.

Alev yatağında dönüp durdu.

Gözlerini kapattığında yine o siyah gökyüzünü görüyordu.

Tam uykuya dalacakken avucunun içinde küçük bir kıvılcım belirdi.

Alev gözlerini açtı.

“Yine mi?”

Kıvılcım bir anda büyüdü.

Alev elini kapattığında ateş söndü.

Ama odanın köşesinde karanlık bir gölge belirdi.

Alev yatağından doğruldu.

“Sen kimsin?”

Gölge cevap vermedi.

Sadece duvarda dört sembol belirdi.

Ateş Sembolü.

Su Sembolü.

Toprak Sembolü.

Hava Sembolü.

Ardından gölge kayboldu.


Aynı anda Su da uyandı.

Pencereden dışarı baktığında bahçedeki su birikintisinin kendi kendine hareket ettiğini gördü.

Su yatağından kalktı.

Pencereyi açtı.

Su havaya doğru yükseldi.

Sonra suyun içinde bir görüntü oluştu.

Bir yol...

Ve yolun sonunda karanlık bir kapı.

Su fısıldadı:

“Bu da ne?”

Görüntü bir anda kayboldu.


Toprak da aynı anda uyandı.

Ayağını yere bastığında ev hafifçe titredi.

Toprak şaşkınlıkla yere baktı.

“Bir şey var...”

Elini zemine koydu.

Toprağın içinden çok uzaklardan gelen bir ses duydu.

“Yaklaşıyor...”

Toprak hemen elini çekti.

Kalbi hızla çarpıyordu.

“Ne yaklaşıyor?”

Cevap gelmedi.


Havva ise penceresinin önünde duruyordu.

Perde kendi kendine hareket ediyordu.

Ama dışarıda rüzgâr yoktu.

Havva elini havaya kaldırdı.

Odadaki hava bir anda döndü.

Bir fısıltı duyuldu.

“Sınır açılıyor.”

Havva'nın gözleri büyüdü.

“Hangi sınır?”

Bir anda bütün hava kesildi.


Sabah olduğunda dört kız da aynı şeyi hissediyordu.

Bir şey değişmişti.

Ama ne olduğunu bilmiyorlardı.

Alev, WhatsApp grubuna yazdı.

Alev:
“Dün gece bir şey oldu mu?”

Birkaç saniye sonra Su cevap verdi.

Su:
“Sen de mi hissettin?”

Toprak hemen yazdı.

Toprak:
“Yere dokunduğumda bir ses duydum.”

Havva'nın mesajı geldi.

Havva:
“Bana da ‘sınır açılıyor’ dedi.”

Bir süre kimse yazmadı.

Sonra Beria mesaj attı.

Beria:
“Kızlar, sakın tek başınıza dışarı çıkmayın.”

Ateş de hemen ardından yazdı.

Ateş:
“Babanız olarak bunu ciddiye almanızı istiyorum.”

Alev telefonu elinde sıktı.

“Demek onlar da bir şey biliyor.”


Auralya'da ise durum çok farklıydı.

Aras, Miran, Boran ve Ayaz eski bir taş salonun ortasında duruyordu.

Salonun duvarlarında binlerce yıllık semboller vardı.

Miran elindeki taş haritaya baktı.

“Başladı.”

Boran başını kaldırdı.

“Ne başladı?”

Miran haritanın ortasını gösterdi.

Orada ince siyah bir çizgi oluşmuştu.

“Dünya sınırı.”

Ayaz sessizce yaklaştı.

“Demek karanlık onu açmaya çalışıyor.”

Aras'ın yüzü sertleşti.

“Bunu daha önce de denedi.”

Boran ona baktı.

“Ve başaramadı.”

Aras gözlerini haritadan ayırmadan konuştu.

“Bu sefer farklı.”

Miran kaşlarını çattı.

“Neden?”

Aras yavaşça cevap verdi.

“Çünkü artık kızların güçleri tamamen uyandı.”


Tam o anda salonun duvarları sarsıldı.

Taşların arasından siyah duman yükselmeye başladı.

Ayaz geri çekildi.

“Burada olmaması gerekiyordu.”

Boran ellerini kaldırdı.

Toprak duvar gibi yükseldi.

Siyah duman duvara çarptı.

Ama kaybolmadı.

Aksine duvarın üzerinden ilerlemeye başladı.

Aras avucunu açtı.

Ateş ortaya çıktı.

“Geri dön.”

Siyah duman bir an durdu.

Sonra içinden bir ses geldi.

“Siz beni durduramazsınız.”

Aras'ın gözleri karardı.

“Yıllardır durduruyoruz.”

Ses bu kez daha güçlü çıktı.

“Yıllardır yalnızca beni geciktirdiniz.”

Bir anda salonun ortasında siyah bir çatlak oluştu.

Çatlağın içinden Dünya'nın görüntüsü belirdi.

Dört kız görünüyordu.

Alev.

Su.

Toprak.

Havva.

Miran sessizce fısıldadı:

“Onları görüyor.”

Ayaz başını salladı.

“Artık saklanamayacaklar.”

Boran yumruklarını sıktı.

“Peki şimdi ne yapacağız?”

Aras gözlerini görüntüden ayırmadı.

“Onları bulmaya gitmeyeceğiz.”

Üçü birden ona baktı.

Aras devam etti:

“Önce karanlığın nereye geçeceğini bulacağız.”

Tam o anda siyah çatlak büyüdü.

Ve içinden tek bir cümle duyuldu:

“İlk kapı açıldı.”

Dört çocuk aynı anda birbirine baktı.

Aras'ın yüzü değişti.

“Hayır...”

Miran sordu:

“Ne oldu?”

Aras fısıldadı:

“Bu sadece bir geçiş kapısı değil.”

“Peki ne?”

Aras karanlık çatlağa baktı.

“Bu... savaşın başladığı yer.”

Ve Auralya'nın gökyüzünde, binlerce yıldır kapalı olan ilk kapı açıldı.