Sabah olduğunda dört aile erkenden bir araya geldi.
Dört kızın yüzünde aynı ifade vardı.
Endişe.
Ateş, Pamir, Baran ve Rüzgar ise gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştı.
Alev sessizliği bozdu.
Alev:
— Dün gece bize bir şey oldu. Hepimizin gücü aynı anda kontrolden çıktı.
Pamir başını salladı.
Pamir:
— Çünkü karanlık artık sizi uzaktan hissedebiliyor.
Su hemen sordu:
Su:
— Peki ne yapacağız?
Rüzgar cevap vermeden önce diğer babalara baktı.
Rüzgar:
— Önce güçlerinizi kontrol etmeyi öğrenmeniz gerekiyor.
Havva kaşlarını kaldırdı.
Havva:
— Ama biz zaten kullanabiliyoruz.
Baran başını iki yana salladı.
Baran:
— Kullanmak başka, kontrol etmek başka.
Toprak sessizce düşündü.
Toprak:
— Yani dün gece gücümüzü biz yönetmedik.
Ateş:
— Evet.
Alev ayağa kalktı.
Alev:
— O zaman başlayalım.
Dört kız dışarı çıktı.
Ateş, Alev'in karşısında durdu.
Ateş:
— Ateşi çağırma. Önce onu hisset.
Alev gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Avucunda küçük bir alev oluştu.
Alev bu kez büyümesine izin vermedi.
Ateş başını salladı.
Ateş:
— İşte böyle.
Diğer tarafta Su, Pamir'le birlikte çalışıyordu.
Su ellerini uzattığında yerdeki su yavaşça yükseldi.
Toprak gözlerini kapatıp ayaklarının altındaki zemini hissetti.
Havva ise rüzgârı etrafında döndürmeye çalışıyordu.
Bir süre sonra dört kız aynı anda güçlerini durdurdu.
Ama tam o sırada...
Gökyüzünde küçük bir siyah nokta belirdi.
Alev gözlerini açtı.
Alev:
— Yine geldi.
Ateş gökyüzüne baktı.
Siyah nokta büyüyordu.
Pamir'in yüzü gerildi.
Pamir:
— Bu kez daha yakın.
Çok uzaklarda...
Auralya'nın sınırında dört genç adam hazırlık yapıyordu.
Aras, Miran, Boran ve Ayaz.
Aras elindeki eski haritayı açtı.
Haritanın üzerinde Dünya ile Auralya arasındaki geçiş noktaları görünüyordu.
Miran bir noktayı gösterdi.
Miran:
— Buradan geçersek Dünya'ya ulaşabiliriz.
Boran başını salladı.
Boran:
— Ama geçiş kapısı uzun zamandır kapalı.
Ayaz gözlerini kapattı.
Rüzgârın yönünü dinledi.
Ayaz:
— Artık değil.
Bir anda önlerindeki taşların üzerinde dört sembol parladı.
🔥 💧 🌍 🌪️
Aras şaşkınlıkla baktı.
Aras:
— Kapı açılıyor.
Miran gülümsedi.
Miran:
— Demek kızlar da bizi hissediyor.
Aras başını iki yana salladı.
Aras:
— Hayır.
Diğerleri ona baktı.
Aras'ın yüzü ciddileşti.
Aras:
— Kızlar bizi değil...
Gökyüzündeki karanlığı işaret etti.
Aras:
— Onu hissediyor.
Dünya'da siyah nokta bir anda kayboldu.
Her şey normale döndü.
Ama Alev'in içindeki huzursuzluk geçmedi.
Alev:
— Gitti.
Ateş başını salladı.
Ateş:
— Hayır.
Alev babasına baktı.
Ateş:
— Sadece bizi izlemeyi bıraktı.
Tam o sırada dört kızın telefonlarına aynı anda bir bildirim geldi.
Gönderen görünmüyordu.
Tek bir cümle yazıyordu:
“Sizi korumaya gelenler yola çıktı.”
Havva şaşkınlıkla ekrana baktı.
Havva:
— Kim geliyor?
Kimse cevap veremedi.
Çünkü dört baba birbirine bakmıştı.
Ve Ateş'in aklından yıllar öncesine ait bulanık bir görüntü geçti.
Dört kadın...
Dört hamilelik...
Ve henüz doğmamış dört çocuk.
Ateş fısıldadı:
Ateş:
— Belki de...
Pamir onun cümlesini tamamladı.
Pamir:
— O dört çocuk artık büyüdü.
Dört kız birbirine baktı.
İlk kez...
Geçmişte yalnızca isimlerini duydukları dört kişinin, bugün hâlâ bir yerlerde yaşadığını gerçekten hissettiler.
Ama kim olduklarını henüz bilmiyorlardı.