Auralya'nın gökyüzü yarılmıştı.
Binlerce yıldır kapalı olan kapı, artık tamamen görünür durumdaydı.
Siyah çatlak gökyüzünün ortasında ağır ağır büyüyordu.
Aras, Miran, Boran ve Ayaz taş salonun önünde sessizce duruyordu.
Hiçbiri konuşmuyordu.
Çünkü hepsi aynı şeyi biliyordu.
Savaş yeniden başlıyordu.
Miran haritaya baktı.
“Kapı Dünya'ya açılmadı.”
Boran ona döndü.
“Ne demek istiyorsun?”
Miran parmağını haritanın üzerindeki siyah noktaya koydu.
“Kapı iki dünya arasında değil.”
Ayaz'ın yüzü ciddileşti.
“Öyleyse nerede?”
Miran başını kaldırdı.
“Eski savaş alanında.”
Aras bir anda ayağa kalktı.
“Orası hâlâ duruyor mu?”
Ayaz cevap verdi.
“Kimse oraya gitmedi. Yüzyıllardır mühürlü.”
Aras'ın gözleri karardı.
“Demek mühür kırıldı.”
Dünya'da ise dört kız aynı anda uyandı.
Alev odasının ortasında duruyordu.
Ateş Sembolü avucunda parladı.
“Bu sefer çok daha güçlü.”
Su'nun odasında bütün su damlaları havaya yükseldi.
Su korkuyla etrafına baktı.
“Bir şey geliyor.”
Toprak ayağını yere bastı.
Zemin hafifçe titredi.
Toprak gözlerini kapattı.
“Toprak bana bir yer gösteriyor.”
Havva'nın saçları hafifçe hareket etmeye başladı.
Pencereler kapalı olmasına rağmen odanın içinde güçlü bir rüzgâr oluştu.
Havva fısıldadı:
“Bizi bir yere çağırıyor.”
Sabah olduğunda dört kız aileleriyle birlikte aynı evde toplandı.
Ateş, Pamir, Baran ve Rüzgar sessizce kızlarını dinliyordu.
Alev olanları anlattı.
“Gece yine sembol ortaya çıktı.”
Su devam etti.
“Ben de bir kapı gördüm.”
Toprak:
“Ben bir yer hissettim.”
Havva:
“Ben de bir ses duydum.”
Beria kızına baktı.
“Ne dedi?”
Havva birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Bizi çağırıyor.”
Odadaki hava bir anda ağırlaştı.
Pamir ayağa kalktı.
“Hayır.”
Su şaşırdı.
“Neden?”
Pamir cevap vermedi.
Baran ona baktı.
“Artık saklayamayız.”
Ateş derin bir nefes aldı.
“Evet.”
Alev babasına döndü.
“Neyi saklıyorsunuz?”
Dört baba birbirine baktı.
Sonunda Ateş konuştu.
“Eski savaş alanını.”
Ateş masanın üzerine eski bir harita bıraktı.
Haritanın üzerinde yıllar önce yaşanan savaşın olduğu bölge işaretlenmişti.
Alev haritaya yaklaştı.
“Burası neresi?”
Baran cevap verdi:
“Gittiğimiz son yer.”
Toprak haritaya dokunduğu anda eli titredi.
“Burada çok fazla güç var.”
Rüzgar başını salladı.
“Çünkü savaş burada başladı.”
Havva haritanın kenarındaki işareti gördü.
“Bu ne?”
Dört baba bir anda sustu.
Haritanın köşesinde dört sembol vardı.
Ateş Sembolü.
Su Sembolü.
Toprak Sembolü.
Hava Sembolü.
Ama onların tam ortasında siyah bir işaret bulunuyordu.
Alev geri çekildi.
“Bu işaret...”
Ateş yavaşça konuştu.
“Daha önce de gördük.”
Su şaşkınlıkla baktı.
“Nerede?”
Ateş cevap verdi:
“İlk savaşta.”
Tam o sırada evin bütün ışıkları söndü.
Bir saniye sonra pencerelerden siyah bir duman içeri süzüldü.
Beria elini kaldırdı.
Ateş ortaya çıktı.
Nehir suyu yükseltti.
Defne'nin ayaklarının altında toprak hareket etti.
Lal'in etrafında güçlü bir rüzgâr oluştu.
Dört anne kızlarının önüne geçti.
Ama karanlık geri çekilmedi.
Duvara doğru ilerledi.
Duvarın üzerinde bir cümle belirdi:
“İLK KAPI AÇILDI.”
Alev öne çıktı.
“Bizi korkutmaya mı çalışıyorsun?”
Karanlık cevap verdi.
“Hayır.”
Yazı değişti.
“Sizi çağırıyorum.”
Bir anda dört sembol parladı.
Karanlık kayboldu.
Ama geride tek bir iz bıraktı.
Eski savaş alanının haritadaki işareti...
Artık kırmızı renkte yanıyordu.
Ateş haritaya baktı.
“Oraya gitmemiz gerekiyor.”
Pamir hemen karşı çıktı.
“Hayır. Orası güvenli değil.”
Alev babasına baktı.
“Peki karanlık oraya gidiyorsa?”
Kimse cevap vermedi.
Çünkü artık herkes aynı şeyi düşünüyordu.
İlk kapı açılmıştı.
Ve kapının ardında ne olduğu...
Henüz kimsenin bilmediği bir sırdı.