Kapı tamamen açıldı.
Eski savaş alanının üzerinde siyah bir gökyüzü oluştu.
Rüzgâr durmuştu.
Toprak sessizdi.
Ateş yanmıyordu.
Sular hareket etmiyordu.
Sanki dört element de bir şeyin gelmesini bekliyordu.
Alev yavaşça ileri çıktı.
“Bu sessizlik hiç normal değil.”
Ateş, kızının önüne geçti.
“Hazır olun.”
Bir anda gökyüzünden siyah bir ışık yere düştü.
Toprak parçalandı.
Karanlık, yerin altından yükselmeye başladı.
Su geriye çekildi.
“Geliyor.”
Havva başını kaldırdı.
“Hayır...”
Gökyüzünü gösterdi.
“Çoktan geldiler.”
Aynı anda Auralya'da sekiz hükümdar sarayın önünde toplandı.
Korhan, Ateşin, Denizhan, Maviye, Tarkan, Alara, Erdem ve Larin...
Hepsi gökyüzüne bakıyordu.
Siyah çatlak artık tüm Auralya'dan görülebiliyordu.
Korhan kılıcını eline aldı.
“Binlerce yıldır beklediğimiz gün geldi.”
Ateşin oğluna baktı.
“Aras.”
Aras başını kaldırdı.
“Hazırım.”
Miran annesi Maviye'nin yanına geldi.
Boran babası Tarkan'ın yanında durdu.
Ayaz ise Erdem ve Larin'in önünde duruyordu.
Sekiz hükümdar, dört çocuklarına baktı.
Denizhan konuştu:
“Bu savaş sadece Auralya'nın savaşı değil.”
Maviye devam etti:
“Dünya da tehlikede.”
Aras başını salladı.
“Biliyoruz.”
Korhan gökyüzüne baktı.
“Öyleyse gidiyoruz.”
Eski savaş alanında karanlık artık tamamen ortaya çıkmıştı.
Siyah gölgeler dört bir yandan yayılıyordu.
Alev'in gözleri parladı.
Ateş Sembolü bedeninde ışıldadı.
“Bunca zamandır bizi mi bekliyordun?”
Karanlığın içinden bir ses geldi.
“Sizi değil...”
Bir an sessizlik oldu.
“Gücünüzü bekliyordum.”
Alev'in etrafında alevler yükseldi.
“Gücümüzü alamazsın.”
Su ellerini kaldırdı.
Gökyüzünden büyük bir su dalgası yükseldi.
Toprak ayağını yere vurdu.
Yer çatladı.
Havva'nın etrafında güçlü bir rüzgâr oluştu.
Dört kız aynı anda güçlerini kullandı.
Ama karanlık geri çekilmedi.
Aksine daha da büyüdü.
Tam o anda gökyüzünde dört ışık belirdi.
Aras.
Miran.
Boran.
Ayaz.
Dört yeni hükümdar, eski savaş alanının üzerine indi.
Alev şaşkınlıkla onlara baktı.
“Onlar...”
Ateş başını kaldırdı.
Yıllar önce gördüğü o aileleri hatırladı.
“Demek gerçekten büyümüşler.”
Pamir sessizce:
“Eski hükümdarların çocukları.”
Aras öne çıktı.
Karanlığa baktı.
“Bizi hatırladın mı?”
Karanlık cevap verdi:
“Sizi unutmak mümkün mü?”
Miran suyun içinden ilerledi.
“Bu kez yalnız değiliz.”
Boran toprağı kaldırdı.
Ayaz'ın etrafında güçlü bir hava akımı oluştu.
Aras'ın ellerinde alevler yükseldi.
Aynı anda güçlerini kullanmaya başladı.
Sonra gökyüzü bir kez daha yarıldı.
Bu kez sekiz hükümdar ortaya çıktı.
Korhan ve Ateşin.
Denizhan ve Maviye.
Tarkan ve Alara.
Erdem ve Larin.
Dört kızın aileleri onları görünce sessizleşti.
Ateş öne çıktı.
Korhan ona baktı.
“Uzun zaman oldu.”
Ateş başını salladı.
“Çok uzun.”
Pamir, Denizhan'a baktı.
“Yine aynı savaş.”
Denizhan cevap verdi:
“Bu kez sonunu değiştireceğiz.”
Karanlık bir anda gökyüzünü kapladı.
Siyah gölgeler savaş alanına yayıldı.
Beria kızının yanına geçti.
“Hazır mısın?”
Alev başını salladı.
“Hazırım.”
Nehir, Su'nun elini tuttu.
“Gücünü kontrol et.”
Defne, Toprak'ın yanında durdu.
Lal ise Havva'nın omzuna dokundu.
“Ne olursa olsun birbirinizden ayrılmayın.”
Dört kız birbirlerine baktı.
Alev:
“Birlikte.”
Su:
“Birlikte.”
Toprak:
“Sonuna kadar.”
Havva gülümsedi.
“Sonuna kadar.”
Karanlığın sesi bütün savaş alanında yankılandı.
“O zaman savaş başlasın.”
Bir anda gökyüzü siyaha döndü.
Ateşler yükseldi.
Sular taştı.
Toprak parçalandı.
Rüzgâr şiddetlendi.
Sekiz hükümdar güçlerini kullandı.
Sekiz taşıyıcı harekete geçti.
Ve aileler kızlarının yanında savaşa katıldı.
İlk saldırı geldi.
Alev ateşiyle karşılık verdi.
Su dev dalgalar oluşturdu.
Toprak yerden yükselen kayalarla yolu kapattı.
Havva gökyüzündeki karanlığı dağıtmaya çalıştı.
Aras, Miran, Boran ve Ayaz da kendi güçleriyle karşılık verdi.
Ama karanlık durmuyordu.
Savaş başlamıştı.
Ve bu kez...
geri dönüş yoktu.