İçeriğe geç

KARANLIK UYANIYOR

Gece yarısıydı.

Dünya sessizdi.

Sokaklarda tek bir ses bile yoktu.

Ama o gece, gökyüzündeki yıldızlar birer birer kaybolmaya başladı.

Önce bir tanesi...

Sonra bir diğeri...

Sonra hepsi.

Ay bile karanlığın içinde kayboldu.

Alev yatağından doğruldu.

Penceresine baktı.

Alev:
— Bu da ne?

Gökyüzü tamamen siyaha bürünmüştü.

Ama bu normal bir karanlık değildi.

Sanki gökyüzünün kendisi siliniyordu.

Tam o anda Alev'in odasındaki ateş söndü.

Alev şaşkınlıkla elini kaldırdı.

Alev:
— Ateş...

Alev yeniden yanmak istedi.

Ama yanmadı.

İlk kez...

Alev'in ateşi cevap vermiyordu.


Su'nun evinde...

Bütün musluklardan aynı anda su akmaya başladı.

Su yatağından fırladı.

Su:
— Ne oluyor?!

Su banyoya koştu.

Muslukları kapattı.

Ama su durmadı.

Aksine...

Yerden yukarı doğru yükselmeye başladı.

Suyun içinde siyah bir gölge oluştu.

Sonra bir fısıltı duyuldu.

“Uyandım.”

Su geri çekildi.

Su:
— Kim var orada?!

Gölge bir anda kayboldu.


Toprak'ın evinde...

Yer sallanmaya başladı.

Önce hafifçe.

Sonra daha güçlü.

Duvarlarda küçük çatlaklar oluştu.

Toprak elini yere koydu.

Toprak:
— Dur!

Zemin bir anda sustu.

Fakat Toprak'ın elinin altında başka bir şey hissetti.

Bir kalp atışı gibi...

Güm...

Güm...

Güm...

Toprak'ın yüzü bembeyaz oldu.

Toprak:
— Bu... toprağın kalbi değil.


Havva'nın evinde ise bütün pencereler aynı anda açıldı.

Şiddetli bir rüzgâr içeri doldu.

Havva kendini zor tuttu.

Havva:
— Bu rüzgâr benim değil!

Rüzgârın içinden derin bir ses yükseldi.

“Dört güç...”

Havva gözlerini kıstı.

“...yeniden uyandı.”

Bir anda her şey kesildi.

Sessizlik.


Aynı anda Auralya'da...

Sekiz hükümdarın sarayında bütün ışıklar söndü.

Korhan ayağa kalktı.

Korhan:
— Hayır...

Ateşin ona baktı.

Ateşin:
— Sen de hissettin.

Korhan başını salladı.

Korhan:
— Evet.

Denizhan pencereye koştu.

Gökyüzüne baktığında Auralya'nın iki ayının da karardığını gördü.

Maviye fısıldadı:

Maviye:
— Bu mümkün değil.

Tarkan'ın önündeki taş zemin çatladı.

Alara hemen ayağa kalktı.

Erdem ve Larin ise aynı anda birbirlerine baktılar.

Ayaz'ın yüzü ciddileşti.

Ayaz:
— Bu bir saldırı değil.

Aras ona baktı.

Aras:
— O zaman ne?

Ayaz gökyüzünü gösterdi.

Ayaz:
— Bir çağrı.

Miran'ın yüzü gerildi.

Miran:
— Kime?

Cevap...

Sarayın tam ortasında belirdi.

Dört element sembolünün ortasında siyah bir nokta oluştu.

Nokta büyüdü.

Büyüdü...

Ve bütün salonu karanlığa boğdu.

Sonra bir ses duyuldu.

“Siz beni yıllarca susturdunuz.”

Sekiz hükümdar donup kaldı.

“Ama beni yok edemediniz.”

Aras bir adım öne çıktı.

Aras:
— Karanlık...

Ses bu kez çok daha yakından geldi.

“Ben hiç gitmedim.”

Bir anda sarayın duvarlarında eski savaşın görüntüleri belirdi.

Yıkılan topraklar...

Sönen ateşler...

Taşan sular...

Savrulan rüzgârlar...

Ve savaş meydanında duran dört erkek hükümdar.

Korhan'ın gözleri büyüdü.

Korhan:
— Bu görüntüler...

Ateşin'in sesi titredi.

Ateşin:
— Geçmiş değil.

Maviye ona baktı.

Maviye:
— Ne demek istiyorsun?

Ateşin yavaşça başını kaldırdı.

Ateşin:
— Bize geçmişi göstermiyor.

Bir anda görüntüler değişti.

Bu kez Dünya vardı.

Dört kız...

Alev.

Su.

Toprak.

Havva.

Ve onların etrafında yükselen güçler.

Korhan'ın yüzü ciddileşti.

Korhan:
— Onları gördü.

Aras yumruğunu sıktı.

Aras:
— Demek artık kızları hedef aldı.

Karanlığın sesi son kez yankılandı:

“Taşıyıcılar...”

Ses bütün Auralya'yı titretti.

“...sizi bulmaya geliyorum.”

Ve o anda...

Dünya'daki dört kızın güçleri aynı anda patladı.

🔥

💧

🌍

🌪️

Dört ayrı yerde...

Dört ayrı güç...

Aynı anda gökyüzüne yükseldi.

Karanlık artık sadece uyanmamıştı.

Onları bulmuştu.