Sabah olduğunda dört aile yeniden bir araya geldi.
Dört kız, babalarının karşısında oturuyordu.
Alev sabırsızca babasına baktı.
Alev:
— Dün gece “hükümdarlar hakkında bildiklerimizi anlatacağız” dediniz. Artık anlatın.
Ateş başını salladı.
Ateş:
— Tamam. Ama önce şunu bilmelisiniz. Biz onların sadece geçmişini biliyoruz.
Pamir devam etti.
Pamir:
— Sekiz hükümdar var. Her elementin bir erkek, bir kadın hükümdarı.
Su:
— Peki nerede yaşıyorlar?
Dört baba birbirine baktı.
Bu kez Rüzgar konuştu.
Rüzgar:
— Dünya'da değil.
Havva şaşırdı.
Havva:
— Nerede o zaman?
Baran sakin bir sesle cevap verdi.
Baran:
— Bizim bildiğimiz kadarıyla... kendilerine ait başka bir dünyada.
Toprak'ın gözleri büyüdü.
Toprak:
— Başka bir dünya mı?
Baran:
— Evet.
Ateş konuşmaya devam etti.
Ateş:
— O dünyaya biz savaş zamanında sadece birkaç kez geçmiştik. Orada elementlerin kendi düzeni vardı.
Alev merakla sordu:
Alev:
— Hükümdarların isimlerini biliyor musunuz?
Ateş başını salladı.
Ateş:
— Ateş hükümdarları Korhan ve Ateşin.
Su'nun babası Pamir devam etti.
Pamir:
— Su hükümdarları Denizhan ve Maviye.
Baran konuştu:
Baran:
— Toprak hükümdarları Tarkan ve Alara.
Rüzgar son isimleri söyledi.
Rüzgar:
— Hava hükümdarları Erdem ve Larin.
Kızlar sessizce birbirlerine baktı.
İsimler artık sadece geçmişte duydukları isimler değildi.
Birer gerçek olmuşlardı.
Havva merakla sordu:
Havva:
— Peki onların çocukları var mıydı?
Dört baba bir anda sustu.
Ateş'in bakışları uzaklara kaydı.
Ateş:
— Evet.
Alev hemen dikkat kesildi.
Alev:
— Kim?
Ateş yavaşça cevap verdi.
Ateş:
— Dört erkek çocuk.
Su şaşkınlıkla sordu:
Su:
— Onları tanıyor muydunuz?
Pamir başını iki yana salladı.
Pamir:
— Hayır. Sadece annelerinin hamile olduğunu biliyorduk.
Baran ekledi:
Baran:
— Savaş sırasında henüz doğmamışlardı.
Rüzgar hafifçe gülümsedi.
Rüzgar:
— Bu yüzden onları çok net hatırlamıyoruz.
Toprak düşünceli bir şekilde konuştu.
Toprak:
— Yani onlar da şimdi büyümüş olmalı.
Ateş cevap vermedi.
Çünkü bunun cevabını gerçekten bilmiyordu.
Auralya'da ise...
Dört genç adam sarayın dışındaki büyük taş meydanda duruyordu.
Aras, Miran, Boran ve Ayaz.
Onların karşısında ise sekiz hükümdar vardı.
Korhan bir süre oğluna baktı.
Korhan:
— Dünya'daki dört kızın güçleri tamamen uyandı.
Aras başını kaldırdı.
Aras:
— Biliyoruz.
Ateşin, Aras'a yaklaştı.
Ateşin:
— Peki onları ne kadar güçlü gördünüz?
Aras'ın yüzünde ciddi bir ifade vardı.
Aras:
— Beklediğimizden çok daha güçlüler.
Miran söze girdi.
Miran:
— Güçleri sadece uyanmadı. Birbirleriyle de uyum sağlamaya başladı.
Denizhan'ın yüzü ciddileşti.
Denizhan:
— O zaman karanlık da onları fark etmiştir.
Boran başını salladı.
Boran:
— Çoktan fark etti.
Salonda sessizlik oluştu.
Alara endişeyle oğluna baktı.
Alara:
— Onları koruyabilecek misiniz?
Boran cevap vermeden önce diğer üç arkadaşına baktı.
Ayaz öne çıktı.
Ayaz:
— Yıllardır yaptığımız şeyi yapacağız.
Aras elini sıktı.
Aras:
— Karanlığı durduracağız.
Korhan derin bir nefes aldı.
Ama yüzündeki ifade değişmemişti.
Çünkü biliyordu...
Bu kez karşılarında yalnızca karanlık yoktu.
İki dünya da artık aynı savaşın içine çekiliyordu.
Ve yıllar önce yarım kalan savaş...
Yeniden başlamak üzereydi.