Karanlığın sesi bütün Auralya'da yankılanırken sarayın duvarları titremeye başladı.
Sekiz hükümdar ayağa kalktı.
Aras, Miran, Boran ve Ayaz ise hiç konuşmadan gökyüzüne bakıyordu.
Siyah bulutlar Auralya'nın üzerine çökmeye başlamıştı.
Korhan:
— Herkes sarayın içine!
Tarkan:
— Sınırları kapatın!
Ama daha kimse hareket edemeden gökyüzünde büyük bir çatlak oluştu.
Çatlağın içinden siyah ışıklar süzülmeye başladı.
Ateşin geri çekildi.
Ateşin:
— Bu kadar erken olmamalıydı...
Aras ona döndü.
Aras:
— Ne biliyorsun?
Ateşin cevap vermedi.
Tam o sırada çatlağın içinden bir ses geldi.
“Dört kız...”
Miran başını kaldırdı.
“...artık yalnız değilsiniz.”
Aras'ın gözleri karardı.
Aras:
— Bizi de biliyor.
Boran yumruğunu sıktı.
Boran:
— Yıllardır bizi arıyordu.
Ayaz sakin ama sert bir sesle konuştu.
Ayaz:
— Ve şimdi Dünya'daki kızları da buldu.
Dünya'da...
Dört kızın güçleri kontrolden çıkmıştı.
Alev'in etrafında alevler yükseliyor, Su'nun bulunduğu odadaki bütün su havaya kalkıyor, Toprak'ın evinin zemini titreşiyor, Havva'nın etrafında güçlü bir rüzgâr dönüyordu.
Alev bağırdı:
Alev:
— Yeter!
Ateş bir anda odaya girdi.
Kızının etrafındaki alevleri görünce donup kaldı.
Ateş:
— Alev!
Beria hemen arkasından geldi.
Beria:
— Ona yaklaşma!
Ama Alev'in ateşi bir anda durdu.
Sanki görünmeyen bir şey tarafından çekiliyordu.
Alev başını kaldırdı.
Gökyüzünde siyah bir ışık gördü.
Alev:
— Beni görüyor...
Ateş'in yüzü değişti.
Ateş:
— Ne?
Alev:
— Bizi görüyor.
Aynı anda diğer üç evde de aynı şey yaşandı.
Su, annesine sarıldı.
Su:
— Anne... biri bizi izliyor.
Nehir kızının elini tuttu.
Nehir:
— Korkma.
Toprak babasına baktı.
Toprak:
— Bu daha önce hiç olmadı.
Baran başını salladı.
Baran:
— Çünkü bu kez karşımızdaki şey sadece gücünüzü hissetmiyor.
Havva Rüzgar'a baktı.
Havva:
— Peki ne yapıyor?
Rüzgar gökyüzüne baktı.
Rüzgar:
— Sizi çağırıyor.
Auralya'da Aras bir anda gözlerini kapattı.
Bir şey hissetmişti.
Aras:
— Onları duyuyorum.
Miran hemen sordu:
Miran:
— Kızları mı?
Aras başını salladı.
Aras:
— Hayır.
Herkes ona baktı.
Aras:
— Karanlığı.
Bir anda dört genç adamın önünde siyah bir gölge belirdi.
Gölge insan şeklindeydi ama yüzü yoktu.
Sadece iki parlak göz vardı.
Gölge:
— Yıllardır benimle savaştınız.
Aras öne çıktı.
Aras:
— Ve yine savaşacağız.
Gölge hafifçe güldü.
Gölge:
— Bu kez savaşmanız gerekmeyecek.
Miran kaşlarını çattı.
Miran:
— Neden?
Gölge yavaşça dört hükümdara baktı.
Sonra dört genç adama...
Gölge:
— Çünkü bu savaşta artık sekiz taşıyıcı var.
Salon buz gibi oldu.
Aras'ın yüzündeki ifade değişti.
Aras:
— Onları bize karşı kullanamayacaksın.
Gölge cevap vermedi.
Sadece arkasını dönüp karanlığın içine karıştı.
Gitmeden önce tek bir cümle bıraktı:
“Onları sizden önce bulacağım.”
Gölge kayboldu.
Aras hemen kapıya yöneldi.
Aras:
— Dünya'ya gidiyoruz.
Korhan onu durdurmadı.
Bu kez hiçbir hükümdar karşı çıkmadı.
Çünkü artık herkes aynı şeyi biliyordu.
Karanlık, dört kızı bulmuştu.
Ve Aras, Miran, Boran ile Ayaz'ın yıllardır savaştığı düşman...
İlk kez iki dünyanın arasındaki sınırı aşmıştı.