Ravenshollow, Kuzey Bölgesi — Saat 09.06
Yağmur, terk edilmiş otelin kırık pencerelerinden içeri giriyor, duvarlardaki eski duvar kâğıtlarını ağır ağır ıslatıyordu. İçeride çürümekte olan tahta, rutubet ve burnun direğini sızlatan ağır bir yanık et kokusu hâkimdi.
Otelin adı bir zamanlar The Saint Claire idi. Yirmi yıl boyunca siyasetçileri, iş insanlarını ve şehrin en zengin ailelerini ağırlamıştı. Sonra bir gece, üçüncü kattaki bir odada yaşanan vahşet nedeniyle kapatılmıştı.
Resmî kayıtlara göre sebep, binanın güvenlik sorunlarıydı.
Ravenshollow'da yaşayan herkes ise başka bir hikâye anlatıyordu.
Vivienne, siyah otomobilden indiğinde ayakkabılarının altındaki çamurlu su birikintisine baktı.
"Harika. Bir ceset, eski bir otel ve berbat hava. Bugün bir de yangın çıkarsa eksik olan bütün felaketler tamamlanacak."
Alexander arabanın diğer tarafından indi.
"Şikâyet etmeyi bitirdiyseniz başlayabiliriz."
"Ben şikâyet etmiyorum. Çevre koşullarını değerlendiriyorum."
"Mesleğinizin bu olduğuna emin misiniz?"
Vivienne ona döndü.
"Dedektif, sabahın başından beri mesleğimle ilgili endişeleriniz var. İsterseniz özgeçmişimi size gönderebilirim. Belki o zaman kendi işinize odaklanabilirsiniz."
Alexander kapıyı kapattı.
"Özgeçmişinizi okudum."
Vivienne bir an durdu.
"Ne?"
"Dosyanız önümdeydi. Eğitim geçmişiniz, önceki davalarınız, uzmanlık alanınız..."
"Özel dosyalarımı mı incelediniz?"
"Birlikte çalışacağım kişiyi tanımak benim görevim."
"Ben de sizin dosyanızı okuyabilir miyim?"
"Buyurun."
"Hayır, teşekkürler. Sabahımı daha da kötüleştirmek istemiyorum."
Alexander'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Komik olduğunuzu düşünüyorsunuz."
"Hayır. Sizinle konuşurken kendimi eğlendirmek zorundayım."
Tam o sırada otelin girişinden bir kadın çıktı. Yüzü solgundu ve genzini tıkalayan ağır kokudan rahatsız olduğu her halinden belliydi.
Otuzlarının sonlarında, kısa kestane rengi saçlı, uzun boylu bir kadındı. Üzerinde koyu renk bir palto vardı. Boynundaki kimlik kartında Detective Lena Whitmore yazıyordu.
Lena, Alexander'ı görünce başını salladı.
"Blackwood."
"Whitmore. Ne durumdayız?"
"Ceset üçüncü katta. Pek iç açıcı bir manzara değil, Alexander. İçerideki koku ve vahşet olay yeri ekibinin bile midesini bulandırdı. Kimlik tespiti yapılmadı. Şimdilik içeri giren çıkan herkesin kaydını tutuyoruz."
Sonra bakışları Vivienne'e kaydı.
"Bu da kim?"
Vivienne elini uzattı.
"Vivienne Hart. Adli psikolog."
Lena elini sıktı.
"Adli psikolog mu? Burada ne yapıyor?"
Alexander cevap verdi.
"Ben de aynı şeyi merak ediyorum."
Vivienne ona öyle bir baktı ki Lena'nın kaşları havalandı.
"Anlaşılan eğlenceli bir ekibimiz var," dedi Lena.
"Henüz ekip değiliz," diye karşılık verdi Vivienne.
"Kesinlikle değiliz," dedi Alexander.
Lena ikisine sırayla baktı.
"Anladım. Birbirinizi seviyorsunuz."
"Hayır," dediler yine aynı anda.
Lena kahkaha attı.
"Bu şehirde çalışırken öğreneceğiniz ilk şey şu: Birbirinizden nefret etmek, birlikte çalışmanıza engel değil. Hatta bazen işinizi kolaylaştırır."
Alexander otelin kapısını açtı. İçeriden gelen çürümüş kan ve dışkı kokusu bir an için hepsinin nefesini kesti.
"İkinci katta bununla ilgili bir seminer düzenlersiniz."
Lena arkasından seslendi:
"Takvime ekliyorum!"
Vivienne istemeden gülümsedi.
Alexander bunu fark etti.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Az önce gülüyordunuz."
"Yanılmış olmalısınız."
"İlginç. Ben yanılmam."
Vivienne merdivenlere yöneldi.
"Bu cümleyi bir gün size hatırlatacağım."
Alexander peşinden yürüdü.
"Sabırsızlıkla bekliyorum."
( Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir keyif aldıysanız beğenip yorum yapmayı unutmayın ☺️)