İçeriğe geç

BÖLÜM 2— Yanlış insan

Ravenshollow Adli Tıp ve Kriminal Araştırma Merkezi, pazartesi sabahı, 08.17.

Vivienne Hart, kahvesinin tadının neden bu kadar kötü olduğunu düşünürken toplantı odasının kapısını omzuyla itti.

Bir elinde dosyalar, diğerinde kahve vardı. Telefonu çalıyordu. Saçları yağmurdan hafifçe ıslanmıştı ve sabahın ilk saatinden itibaren üç ayrı insanla tartışmıştı.

Dördüncüsü için hiç enerjisi yoktu.

"Vivienne, toplantıya geç kaldın," dedi Camille Laurent, masanın diğer ucundan.

Vivienne kahvesinden bir yudum aldı.

"Geç kalmadım. Toplantı benden erken başladı."

Camille başını salladı.

"Bir gün bu cümle yüzünden işten atılacaksın."

"Önce beni işten atabilecek birini bulmaları gerekiyor."

Camille güldü. Vivienne tam karşısındaki sandalyeye oturacakken odadaki diğer adamı fark etti.

Siyah takım elbise. Masanın üzerinde açık bir dosya. Kolunda pahalı bir saat. Yüzünde, dünyadaki herkesin onun zamanını boşa harcadığına inanan insanların o meşhur ifade.

Adam başını kaldırdı.

"Sandalyeye oturmadan önce dosyanızı masaya bırakabilir misiniz?"

Vivienne ona baktı.

"Neden?"

"Çünkü dosyaların altındaki kahve masaya damlıyor."

Vivienne dosyayı kaldırdı. Masada kahve yoktu.

Adamın yüzüne baktı.

Sonra masaya.

Sonra yeniden adama.

"Harika. Daha sabahın sekizinde hayalî suçlarla uğraşıyoruz."

Camille dudaklarını birbirine bastırdı. Gülmemeye çalışıyordu.

Adam dosyasını kapattı.

"Alexander Blackwood."

Vivienne elini uzatmadı.

"Üzüldüm."

Alexander'ın kaşları hafifçe kalktı.

"Neye?"

"Başınıza gelenlere."

Camille bu kez öksürerek gülüşünü gizlemeye çalıştı.

Alexander birkaç saniye Vivienne'i inceledi. Sonra sandalyesine yaslandı.

"Demek sizinle çalışacağım."

"Ben de bunun için sabah kahvemi yarıda bıraktım. Hayat bazen gerçekten adaletsiz."

Alexander'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

"İnsanların sizi çekilmez bulduğunu biliyor musunuz?"

"İnsanların benim hakkımda konuşacak kadar boş vakti olması beni endişelendiriyor."

"Benim boş vaktim yok."

"Öyleyse benimle konuşmayı bırakın."

Camille başını masaya eğdi.

Bu ikisinin aynı odada beş dakikadan fazla kalamayacağını düşünüyordu.

Yanılmıştı.

Çünkü henüz onlara birlikte çalışmak zorunda oldukları söylenmemişti.

Kapı açıldı. İçeri giren başkomiser, elindeki dosyayı masanın ortasına bıraktı.

"Blackwood, Hart. Tanıştığınıza göre güzel. Çünkü önümüzdeki birkaç hafta birbirinizden kurtulamayacaksınız."

Vivienne yavaşça Alexander'a döndü.

Alexander da ona baktı.

"Hayır," dediler aynı anda.

Başkomiser ikisini de duymazdan geldi.

"Bu sabah Ravenshollow'ın kuzeyindeki terk edilmiş bir otelde bir ceset bulundu. Kimlik henüz kesinleşmedi. Olay yerinde bulunan bazı ayrıntılar, altı yıl önce kapatılan bir dosyayla bağlantılı olabilir."

Alexander'ın ifadesi değişti.

Çok küçük bir değişimdi. Vivienne dışında muhtemelen kimse fark etmezdi.

Fakat Vivienne bir adli psikologdu.

İnsanların yüzlerindeki küçük değişiklikleri fark etmek onun işiydi.

"Altı yıl önceki dosya neydi?" diye sordu.

Başkomiser cevap vermeden önce Alexander konuştu.

"Eski bir kayıp vakası."

"Bu kadar mı?"

"Şimdilik."

Vivienne dosyayı kendine çekti.

"Bir ceset buluyoruz, altı yıllık bir dosyayı açıyoruz ve siz bana yalnızca 'eski bir kayıp vakası' mı diyorsunuz?"

Alexander öne eğildi.

"Dosyayı okumadan önce fikir yürütmemenizi öneririm."

"Ben de bir adli psikoloğa ne yapacağını söylemeden önce mesleğini öğrenmenizi öneririm."

"Mesleğinizi biliyorum."

"Harika. O zaman bir sonraki aşamaya geçebiliriz: Ne zaman susmanız gerektiğini öğrenmek."

Başkomiser gözlerini kapattı.

Camille fısıldadı:

"Tanrım, daha ilk gün."

Alexander ayağa kalktı ve ceketini düzeltti.

"Olay yerine gidiyoruz. On dakika içinde aşağıda olun."

Vivienne dosyayı kapattı.

"Emir vermeyi seviyorsunuz."

"İnsanların işlerini yapmasını seviyorum."

"Öyleyse kendinize iyi bir ayna alın."

Alexander kapıya yöneldi. Çıkmadan önce durdu ve omzunun üzerinden ona baktı.

"Bayan Hart?"

Vivienne başını kaldırdı.

"Ne?"

"Bu dosyada hata yaparsanız kimse sizi kurtaramaz."

Vivienne gülümsedi. Bu, nazik bir gülümseme değildi.

"Dedektif, siz benim yaptığım hataları düşünmeye devam edin. Ben de sizin sakladığınız gerçekleri bulayım."

Alexander'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Bir an boyunca birbirlerine baktılar.

Sonra Alexander çıktı.

Camille hemen Vivienne'in yanına geldi.

"Onu daha on dakikadır tanıyorsun."

"Fazla uzun sürdü."

"Vivienne, adam yakışıklı."

"Bir tablonun güzel olması, duvarımda asılı olmasını istediğim anlamına gelmez."

"Ben yalnızca—"

"Camille."

"Efendim?"

"Bir daha onun yakışıklı olduğunu söylersen seni bu dosyanın adli sorumlusu yaparım."

Camille ellerini kaldırdı.

"Peki. Ama şunu söyleyeyim: Birbirinizden nefret etmeniz çok eğlenceli olacak."

Vivienne dosyayı çantasına koydu.

"Biz birbirimizden nefret etmiyoruz."

Camille gülümsedi.

"Henüz."

Vivienne cevap vermedi.

Çünkü masada açık kalmış bir sayfa gözüne takılmıştı.

Eski dosyanın ilk sayfası.

Üzerinde bir isim yazıyordu.

Eleanor Blackwood.

Alexander'ın soyadıyla aynı.

Ve sayfanın altındaki tarih, Vivienne'in yıllardır unutmaya çalıştığı bir geceye aitti.

Altı yıl önce.

Kendi hayatındaki en büyük sırrın başladığı geceye.

Vivienne'in yüzündeki gülümseme silindi.

Dışarıdan Alexander'ın sesi duyuldu:

"Bayan Hart! On dakikanız doldu!"

Vivienne dosyayı kapattı.

"Geliyorum, dedektif."

Bu kez sesi sakindi.

Ama zihninde tek bir soru vardı:

(Alexander Blackwood, kendi ailesinin geçmişinde ne olduğunu biliyor muydu? Beğendiyseniz yorum yapıp beğenmeyi unutmayın keyifli okumalar ☺️ )