İçeriğe geç

BÖLÜM 2 — İki Saatlik Bir Sır 

Sahne 1 — Öğle arası 

Seiran Lisesi'nde öğle arası başlamıştı. 

Aoi, 1-B sınıfındaki sırasında oturmuş, matematik defterinin kenarına küçük şekiller çiziyordu. Öğle yemeğini çoktan bitirmişti. Geriye kalan vaktini de sessizce geçirmeyi planlıyordu. 

Ne yazık ki planı uzun sürmedi. 

Sınıf kapısında tanıdık bir ses duyuldu. 

— Aoi! Müsait misin? 

Aoi başını kaldırdı. Rina, kapının yanında duruyordu. Elinde yarısı yenmiş bir ekmek, omzunda çantası vardı. 

— Değilim. 

— Güzel, o zaman oturabilir miyim? 

Rina karşısındaki sandalyeyi çekti. 

Aoi bir süre onu izledi. 

— Bir gün gerçekten hayır cevabını anlamanı umuyorum. 

— Anlıyorum. Sadece bazen cevabın değişebileceğini düşünüyorum. 

Aoi başını iki yana sallayıp defterini kapattı. 

— Ne istiyorsun? 

— Hiçbir şey. Biraz konuşalım dedim. 

— Neden? 

Rina ekmeğinden bir ısırık aldı. 

— Çünkü arkadaş olduk? 

Aoi bu kez hemen cevap vermedi. 

Arkadaş olmak sözü, Rina'nın ağzından o kadar rahat çıkmıştı ki üzerinde durmaya değmeyecek kadar sıradanmış gibi geliyordu. 

Oysa Aoi için insanlar genellikle bir süre konuşur, sonra kendi arkadaş gruplarına dönerdi. Rina ise farklı sınıfta olmasına rağmen neredeyse her gün onu buluyordu. 

— Peki, dedi Aoi. Ne konuşacağız? 

Rina'nın yüzü aydınlandı. 

— Bu okula nasıl girdin? 

Aoi kaşlarını kaldırdı. 

— Sınava girdim. Kazandım. Sonra okula geldim. 

— Çok açıklayıcı oldu, teşekkür ederim. 

— Rica ederim. 

Rina gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. 

— Ciddi soruyorum. Sınav zor muydu? Ben matematik bölümünde son soruya bakıp hayatımı sorguladım. 

— Son soruyu çözdün mü? 

— Hayır. 

— O zaman neden hayatını sorguladın? 

— Çünkü soru bana bakıyordu. 

Aoi istemeden güldü. 

Rina da gülmeye başladı. 

— Ben gerçekten yapamayacağımı düşündüm! Sonra İngilizce bölümünde biraz toparladım. Annem sonuçları görünce benden daha çok sevindi. 

— Sen de mi burayı özellikle istiyordun? 

Rina omuzlarını silkti. 

— Okulun akademik başarısı iyi. Evime ulaşımı da kolay. Annem de burayı önerdi. Açıkçası ben okulların adından çok, okuldan sonra ne yapabileceğimi düşünüyordum. 

Aoi onun ne demek istediğini anlamıştı. 

Müzik. 

Rina devam etti: 

— Farklı okullarda okuyan gençlerin birlikte müzik yapabildiği bir topluluk bulmak istiyordum. Okulun yakınlarında prova stüdyoları olduğunu öğrenince burası daha mantıklı geldi. 

— Yani okulunu prova odasına göre mi seçtin? 

— Tam olarak öyle değil. 

Rina bir an durdu. 

— Ama prova odasının yakın olması güzel bir tesadüf oldu. 

Aoi başını salladı. 

— En azından dürüstlüğün için teşekkürler. 

Rina gülümsedi. 

Sonra Aoi'nin çantasının yanındaki uzun siyah bas gitar kılıfına baktı. 

— Bu arada bugün onu da getirmen güzel olmuş. Kendi gitarınla çalabileceksin. 

Aoi kılıfın askısını düzeltti. 

— Tabii ki kendi gitarımla çalacağım. Başkasınınkini ödünç alacağımı mı sanıyordun? 

— İnsan biraz heyecanlanınca soruların cevabını düşünemiyor. 

Aoi ona baktı. 

— Senin heyecanlanmadığın bir an var mı? 

Rina düşündü. 

— Uyurken? 

— O konuda da emin değilim. 

Zil çalmak üzereydi. Rina ayağa kalktı. 

— Son dersin bitince kapında olacağım. 

— Kapım yok, sınıfım var. 

— O zaman sınıfının kapısında. 

Aoi tekrar defterini açtı. 

— Git artık. 

Rina kapıya doğru yürüdü. 

— Görüşürüz, Aoi! 

— Görüşürüz. 

Rina koridorda kaybolduktan sonra Aoi bir süre kapıya baktı. 

Sonra defterindeki çizgilere döndü. 

Bugün gerçekten prova yapacaktı. 

Bunu düşününce içinde hafif bir heyecan oluştu. 

Aoi kalemini yeniden eline aldı. 

İki saat. 

Kendisine iki saat boyunca müzik yapacağını hatırlattı. 

Sonra ders kitabını açtı. 

Önce son ders. 

Sonra müzik. 

Sahne 2 — Okul çıkışı 

Saat 15.32'de son dersin zili çaldı. 

Aoi kitaplarını okul çantasına yerleştirdi. Ardından sırasının yanında duran uzun, siyah bas gitar kılıfını omzuna astı. 

Gitar kılıfı okul çantasından ayrı taşınan büyük bir eşyaydı. Aoi'nin bir omzunda okul çantası, diğerinde bas gitarı vardı. 

Sınıftan çıktığında Rina onu koridorda bekliyordu. 

— Tam zamanında! 

Aoi saatine baktı. 

— Zil daha yeni çaldı. 

— İşte bu yüzden tam zamanında. 

— Senin zaman anlayışınla tartışmayacağım. 

Rina, Aoi'nin taşıdığı iki çantaya baktı. 

— Yardım edeyim mi? 

Aoi biraz şaşırdı. 

Rina bu kez şaka yapmıyor gibiydi. 

— Gerek yok. Alışığım. 

— Emin misin? Gitar kılıfı ağır görünüyor. 

— Eminim. Teşekkürler. 

Rina başını salladı ve birlikte merdivenlerden indiler. 

Okulun önündeki meydana vardıklarında Mei onları bekliyordu. Omzunda kendi elektro gitar kılıfı vardı. 

Mei ikisini görünce saatine baktı. 

— Bugün yalnızca iki dakika geciktiniz. İlerleme kaydediyoruz. 

— Bunu her görüşmemizde söylemek zorunda mısın? diye sordu Rina. 

— Evet. 

Aoi, Mei'nin yanına geldi. 

— Merhaba. 

— Merhaba, Aoi. Hazır mısın? 

Aoi bir an düşündü. 

— Sanırım. 

Mei başını salladı. 

— Güzel. İlk prova için özel bir beklentimiz yok. Önce birbirimizin tarzını anlamaya çalışırız. 

Rina hemen atıldı. 

— Benim beklentim var. 

Mei ona döndü. 

— Nedir? 

— Çok iyi çalmak. 

— Bu bir beklenti değil, dilek. 

Aoi kısa bir kahkaha attı. 

Mei gülümsedi. 

— Hadi gidelim. Rezervasyonumuz saat dörtte başlıyor. 

Üçü istasyona doğru yürümeye başladılar. 

Yol boyunca Rina, stüdyodaki ekipmanlardan bahsetti. Mei arada bir onu düzeltiyor, Aoi ise ikisini dinliyordu. 

Bir ara Mei ona dönüp sordu: 

— Ne zamandır bas gitar çalıyorsun? 

Aoi, gitar kılıfının askısını omzunda düzeltti. 

— Birkaç yıldır. 

— Ders aldın mı? 

— Hayır. Kendim öğrendim. 

Mei'nin yüzünde hafif bir şaşkınlık belirdi. 

— O zaman bugün seni dinlemek için daha da meraklandım. 

Aoi bakışlarını kaçırdı. 

— Çok beklenti oluşturma. Uzun zamandır başka biriyle çalmadım. 

— Sorun değil, dedi Mei. Ben de ilk başladığımda başkalarıyla çalarken zorlanıyordum. 

Bu cevap Aoi'yi rahatlattı. 

Bir süre sonra stüdyonun bulunduğu sokağa girdiler. 

Saat 15.54'tü. 

Rina telefonundan rezervasyon mesajını kontrol etti. 

— Altı dakika kaldı! 

Aoi derin bir nefes aldı. 

— Biliyorum. 

— Heyecanlı mısın? 

— Biraz. 

Rina bu kez onu sıkıştırmadı. 

Yalnızca gülümsedi. 

— Ben de. 

Ara sahne — Akasaka ailesinin mutfağı 

Saat 15.47'de Kaito Akasaka eve gelmişti. 

Okul çantasını girişte bırakıp mutfağa geçti. Küçük kız kardeşi Koharu'nun okuldan dönmesine daha biraz zaman vardı. 

Bu, Kaito'nun sevdiği nadir sessizlik anlarından biriydi. 

Telefonunu mutfak tezgâhına koydu ve sevdiği bir rock çalma listesini açtı. İlk gitar melodisi duyulduğunda hafifçe başını salladı. 

Kaito müzik dinlemeyi gerçekten seviyordu. Yeni şarkılar keşfetmek, eski kayıtları karşılaştırmak ve bir parçadaki enstrümanları ayrı ayrı dinlemek onun için neredeyse bir alışkanlıktı. 

Ama okulda bundan çok fazla söz etmezdi. 

Müzik, onun kendine ayırdığı bir alandı. 

Mutfakta vakit geçirmek de öyle. 

Kaito önlüğünü taktı, buzdolabını açtı ve akşam yemeği için malzemeleri tezgâha çıkardı. 

Telefonundaki şarkı değişti. 

Kaito, sebzeleri doğrarken ritme eşlik etmeye başladı. 

— Hımm, bu bölümün bas çizgisi gerçekten iyi... 

Bıçağını kesme tahtasına ritimle vurdu. 

Sonra bir anda durdu. 

— Hayır, Kaito. Önce yemek. Sonra müzik eleştirmenliği. 

Kendi kendine güldü ve ocağı açtı. 

İlk birkaç dakika her şey yolunda gitti. Sebzeler tavaya girdi, baharatlar eklendi ve mutfak güzel kokmaya başladı. 

Kaito kendinden memnun bir şekilde başını salladı. 

— İşte bu. Bugün başaracağım. 

Tam o sırada telefonundaki şarkının sevdiği nakaratı başladı. 

Kaito elindeki kaşığı mikrofon gibi tutarak şarkıya eşlik etti. 

— Ve şimdi, karşınızda mutfağın en iyi... 

Arkasından bir ses geldi. 

— Abi? 

Kaito irkildi. 

Elindeki kaşığı havaya kaldırmış, kendince sahne performansı sergilerken Koharu kapıda durmuş ona bakıyordu. 

İkisi birkaç saniye göz göze kaldı. 

Kaito kaşığı yavaşça tencereye bıraktı. 

— Ne zaman geldin? 

Koharu çantasını yere koydu. 

— Sen şarkı söylemeye başladığında. 

— Şarkı söylemiyordum. 

Koharu başını yana eğdi. 

— Kaşığı mikrofon gibi tutuyordun. 

— Yemek yaparken ritim tutuyordum. 

— Ve nakaratta gözlerini kapattın. 

Kaito derin bir nefes aldı. 

— Sen bugün çok fazla ayrıntı fark ediyorsun. 

Koharu masaya oturdu. 

— Çünkü komikti. 

Kaito gülmeye başladı. 

— Tamam, tamam. Ellerini yıka. Yemek birazdan hazır olur. 

Koharu mutfağa doğru yürüdü, sonra durdu. 

— Abi? 

— Efendim? 

— Şarkı güzeldi. 

Kaito ona döndü. 

Koharu gülümsedi. 

— Ama sesin biraz kötüydü. 

Kaito elindeki kaşığı yeniden kaldırdı. 

— Masadan kalkıyorsun. 

Koharu kahkahalarla güldü. 

— Şaka yaptım! 

— Ben de şaka yapıyorum. Şimdi gel ve sebzeleri tabağa koymama yardım et. 

Koharu ellerini yıkayıp yanına geldi. 

Kaito müziğin sesini biraz kıstı. 

Şarkı arka planda çalmaya devam ederken ikisi akşam yemeğini hazırlamaya başladı. 

Kaito'nun gizli küçük mutluluğu buydu: ev sessizken yemek yapmak, sevdiği şarkıları dinlemek ve bir süreliğine günün geri kalanını unutmak. 

Ama bugün Koharu da ona katılmıştı. 

Ve mutfakta şarkı söyleme meselesinin uzun süre unutulmayacağı belliydi. 

Sahne 3 — Saat 16.00: Prova odası 

Aoi, Rina ve Mei stüdyonun kapısının önünde duruyorlardı. 

Mei rezervasyonu doğruladıktan sonra kapıyı açtı. 

İçeride bateri seti, gitar amfileri ve mikrofon sehpası vardı. Duvarlar ses yalıtımlıydı. Odanın ortasında kablolar düzenli biçimde toplanmıştı. 

Rina çantasını bir sandalyeye bıraktı. 

— Tamam. Burası bugün bizim! 

Aoi odanın içine girdi. Okul çantasını sandalyenin yanına koydu, ardından büyük bas gitar kılıfını dikkatlice açtı. 

Gitarını çıkardı ve kayışını omzuna yerleştirdi. 

Mei de elektro gitarını hazırladı. 

Rina baterinin başına oturdu. 

Aoi, tellerin üzerinde parmaklarını gezdirerek akordu kontrol etti. 

Bir anlığına durdu. 

Gitarını çalmaya başladığından beri ilk kez başka iki insanla birlikte prova yapacaktı. 

Mei bunu fark etmiş olacak ki konuştu: 

— İlk parçayı yavaş çalalım. Kimsenin kusursuz olması gerekmiyor. 

Aoi başını salladı. 

— Tamam. 

Rina bagetlerini kaldırdı. 

— Hazır mıyız? 

Mei gitarını tuttu. 

Aoi bas gitarın sapına elini yerleştirdi. 

— Hazırım. 

Rina ritmi saydı. 

— Bir, iki, üç, dört... 

Bateri sesi odayı doldurdu. 

Ardından Mei'nin gitarı girdi. 

Aoi parmaklarını tellere bastırdı. 

İlk deneme biraz dağınık başladı. Rina tempoyu erken hızlandırdı, Mei bir yerde yanlış notaya bastı ve Aoi parçanın ritmini kaçırdı. 

Üçü birden durdu. 

Rina bagetlerini indirdi. 

— Tamam. Bu biraz kötüydü. 

Mei güldü. 

— Biraz mı? 

— Çok kötüydü, tamam! 

Aoi bas gitarının tellerini kontrol etti. 

— Baştan alalım. 

Rina ona baktı. 

Aoi'nin yüzünde ne öfke ne de utanma vardı. Yalnızca yeniden deneme isteği. 

Mei gülümsedi. 

— Güzel. Bu sefer daha yavaş. 

İkinci denemede parçanın ritmi daha iyi oturdu. 

Üçüncü denemede Rina'nın baterisiyle Aoi'nin bası birbirini yakaladı. Mei'nin melodisi de ikisinin üzerine yerleşti. 

Parça bittiğinde üçü de bir süre konuşmadı. 

Sonra Rina gülümsedi. 

— İşte şimdi oldu. 

Mei başını salladı. 

— Evet. Birbirimizi duymaya başladık. 

Aoi gitarını tutan eline baktı. 

Bu his ona yabancı değildi ama uzun zamandır başkalarıyla paylaşmamıştı. 

Bir parçanın içinde kaybolmak. 

Birinin çaldığı ritmi takip etmek. 

Hata yaptığında yeniden başlayabilmek. 

Aoi bunları özlediğini o ana kadar fark etmemişti. 

Mei gitarını yeniden ayarladı. 

— Bir sonraki denemede vokali eklemek ister misin? 

Aoi mikrofon sehpasına baktı. 

— Olur. 

Rina'nın yüzünde geniş bir gülümseme belirdi. 

— Gerçekten mi? 

Aoi ona döndü. 

— Vazgeçmeden önce denemek istiyorum. 

— Tamam. Bu kez yalnızca çalıyoruz. 

Rina sözünü tuttu. 

Aoi mikrofonun önüne geçtiğinde kimse onu acele ettirmedi. 

Mei gitarın girişini çaldı. 

Rina ritmi tuttu. 

Aoi şarkıya girdi. 

İlk satırda sesi biraz çekingen çıktı. İkinci satırda rahatladı. Nakarata geldiğinde ise sesi güçlendi. 

Bas gitarın ritmiyle sesi birleştiğinde şarkı, odada bambaşka bir hâl aldı. 

Mei'nin yüzündeki ifade değişti. Bir anlığına Aoi'yi dinlemek için gitarının sesini bile hafifçe azalttı. 

Parça bittiğinde Rina bagetlerini dizlerinin üzerine bıraktı. 

— Aoi, bu gerçekten çok güzeldi. 

Aoi mikrofonu bıraktı. 

— Bazı yerlerde sesim titredi. 

— Evet, dedi Mei. Ama bu normal. İlk provamız. 

Aoi ona baktı. 

Mei devam etti: 

— Sesinle bas gitar arasında güzel bir denge var. Biraz daha alıştığımızda parçaları daha rahat çalabiliriz. 

Aoi başını salladı. 

— Ben de öyle düşünüyorum. 

Rina gülümsedi. 

— O zaman bir sonraki provada daha fazla şarkı deniyoruz. 

Aoi kaşını kaldırdı. 

— Önce bugünü bitirelim. 

— Haklısın. 

Rina bir an durdu. 

— Peki, sonraki prova ne zaman? 

Aoi gözlerini devirdi. 

Mei gülmeye başladı. 

Bu kez Aoi de onlara katıldı. 

Sahne 4 — Saat 18.00: İlk provanın sonu 

İki saat beklediklerinden daha hızlı geçmişti. 

Saat 17.50'de son bir parça çalmaya karar verdiler. Bu kez ilk denemelerinde yaptıkları hatalara takılmadılar. Rina ritmi korudu, Mei melodiyi taşıdı ve Aoi hem bas gitarını çalıp hem şarkıyı söyledi. 

Parça bittiğinde Rina, bateri taburesine yaslandı. 

— Tamam. Bu sonuncusu iyiydi. 

Mei gitarını kılıfına koydu. 

— İlk provamız için bence yeterince iyi. 

Aoi bas gitarının kayışını omzundan çıkardı. 

— Birkaç yerde hâlâ birbirimize yetişemiyoruz. 

— Onun için prova yapıyoruz zaten, dedi Mei. 

Aoi başını salladı. 

Gitarını dikkatlice kılıfına yerleştirdi. Büyük kılıfı kapatıp omzuna astıktan sonra okul çantasını da aldı. 

Rina çantasını omzuna geçirdi. 

— Bir şeyler yemeye gidelim mi? 

Aoi saate baktı. 

18.02. 

Yüzündeki rahat ifade bir anda değişti. 

— Benim eve gitmem gerekiyor. 

Rina durdu. 

— Şimdi mi? 

— Evet. 

Mei saatine baktı. 

— Sorun değil. Zaten bugünlük yeterince çalıştık. 

Rina biraz hayal kırıklığına uğramıştı ama ısrar etmedi. 

— Peki. O zaman yarın konuşuruz. 

Aoi başını salladı. 

— Olur. 

Kapıya yönelirken bir an durdu. 

— Bugün için teşekkür ederim. 

Mei gülümsedi. 

— Bir dahaki provada görüşürüz. 

Rina elini salladı. 

— Ve lütfen bu sefer daha uzun kal! 

Aoi kapıyı açtı. 

— Programımıza bakarız. 

— BU BİR EVET Mİ?! 

— Hayır, bu programımıza bakacağımız anlamına geliyor! 

Rina kahkahalarla güldü. 

Aoi de küçük bir gülümsemeyle karşılık verdi. 

Sonra stüdyodan çıktı. 

Saat 18.05'ti. 

Eve ulaşması yaklaşık yarım saat sürecekti. 

Babasının da akşam yemeğinden önce dönmesi bekleniyordu. 

Aoi adımlarını hızlandırdı. 

Bugünkü prova güzel geçmişti. 

Ama şimdi başka bir şey düşünmesi gerekiyordu. 

Gitarını babası görmeden odasına sokmak. 

Sahne 5 — Eve dönüş 

Saat 18.37'de Aoi evlerinin kapısını açtı. 

İçerisi sessizdi. 

Ayakkabılarını çıkardıktan sonra evin içinde kısa bir bakış attı. Annesi henüz dönmemişti. Babasının ayakkabıları da girişte yoktu. 

Aoi rahat bir nefes aldı. 

Hemen odasına yöneldi. 

Bas gitar kılıfını omzundan çıkarırken askısı kapı koluna takıldı. 

— Ah, hayır... 

Kılıfı dikkatlice kurtardı. 

Sonra odasına girip kapıyı kapattı. 

Büyük siyah kılıfı gardırobun yanına yerleştirdi, gardırobun içindeki uzun montları yana kaydırdı ve gitarı kılıfıyla birlikte arka tarafa dikey biçimde yerleştirdi. 

Önüne montlarını geri çekti. 

Bir adım geriye gidip baktı. 

Dışarıdan bakıldığında yalnızca kıyafetler görünüyordu. 

Aoi omuzlarını gevşetti. 

— Tamam. 

Okul çantasını masasına bıraktı. Üniformasını değiştirdi, ellerini yıkadı ve mutfağa geçti. 

Saat 18.48'de annesi eve döndü. 

— Aoi? Geldin mi? 

— Evet. 

Annesi poşetleri mutfağa bıraktı. 

— Bugün okul nasıldı? 

Aoi su bardağını doldurdu. 

— Normaldi. 

— Arkadaşlarınla konuştun mu? 

Aoi bir an durdu. 

Rina'nın gülümsemesi gözünün önüne geldi. Prova odasındaki ritmi, Mei'nin gitarını ve şarkının son notasını düşündü. 

— Biraz, dedi. 

Annesi gülümsedi. 

— Güzel. 

Daha fazla soru sormadı. 

Aoi de bundan memnundu. 

Saat 18.56'da kapı açıldı. 

Babası eve dönmüştü. 

Aoi'nin yüzündeki rahat ifade yerini alışılmış sakinliğe bıraktı. 

— Hoş geldin, baba. 

— Hoş bulduk. Derslerini bitirdin mi? 

— Birazdan başlayacağım. 

Babası saatine baktı. 

— Önce akşam yemeği yiyelim. Sonra çalışırsın. 

Aoi başını salladı. 

Üçü masaya oturduğunda sohbet günlük konular etrafında ilerledi. Annesi marketten aldıklarını anlattı. Babası işindeki bir toplantıdan kısaca söz etti. 

Sonra bakışlarını Aoi'ye çevirdi. 

— Okul nasıl gidiyor? 

— İyi. 

— Dersler zorlaştı mı? 

— Henüz değil. 

— Güzel. İlk dönemden itibaren düzenli çalışmanı istiyorum. 

Aoi çatalını eline aldı. 

— Tamam, baba. 

Yemeğine devam etti. 

Bir saat önce stüdyoda mikrofonun başında şarkı söylediğini, yeni insanlarla müzik yaptığını ve uzun zamandır ilk kez kendini bu kadar rahat hissettiğini anlatmak istediği bir an oldu. 

Ama anlatmadı. 

Bunun yerine babasının sorularını cevapladı ve akşam yemeğini bitirdi. 

Saat 19.24'te odasına döndüğünde kapıyı kapattı. 

Masasının başına oturdu. 

Matematik kitabını açtı. 

Bir süre sorulara baktıktan sonra kalemini eline aldı. 

Sonra farkında olmadan parmaklarıyla masaya bir ritim tutmaya başladı. 

Bugün çaldıkları parçanın ritmiydi. 

Aoi durdu. 

Etrafına baktı. 

Sonra hafifçe gülümsedi ve yeniden sorularına döndü. 

Gitarı gardırobun arkasında saklıydı. 

Müziği ise hâlâ onunlaydı. 

Ve artık bir sonraki prova için düşünecek bir nedeni vardı.