İçeriğe geç

KIRILMA HATTI

2027 — Ankara

Türkiye birkaç yıldır savunma yatırımlarını hızlandırmıştır. Büyükşehirlerde metro istasyonlarının sığınak kapasitesi artırılır. Hastanelerde olağanüstü durum tatbikatları yapılır. Savunma sanayii fabrikalarında vardiyalar çoğalır.

Televizyonlarda ise sürekli aynı tartışma vardır:

“Türkiye savaşa mı hazırlanıyor?”

Hükûmetin cevabı nettir: Bölge değişmektedir ve ülke her ihtimale karşı hazırlıklı olmak zorundadır.

Aynı dönemde PKK'nın silahsızlandırılması süreci büyük ölçüde tamamlanır. Ankara'nın dikkati giderek güney sınırlarından daha uzağa, Suriye'nin geleceğine çevrilir.

2027 SONBAHARI — SURİYE

Yeni Suriye yönetimi Ankara ile kapsamlı bir savunma anlaşması imzalar.

Türk askerî danışmanları Suriye ordusunun eğitiminde görev almaya başlar. Türk radarları ve hava savunma sistemleri bazı kritik noktalara konuşlandırılır.

İsrail Güvenlik Kabinesi olağanüstü toplanır.

İsrail televizyonlarının ekranlarında tek bir harita vardır:

Türkiye – Suriye – Irak – Katar – Somali – Libya

Altındaki başlık:

“YENİ KUZEY EKSENİ”

İsrail yönetimi Ankara'ya kapalı kanallardan mesaj gönderir:

“İsrail'in operasyon özgürlüğünü sınırlayacak hava savunma sistemleri Suriye'nin güneyine indirilemez.”

Ankara cevap verir:

“Suriye egemen bir devlettir.”

İlk kırılma böyle başlar.

14 MART 2028 — 03.17

Suriye'deki bir hava üssünde Türk askerleri bulunmaktadır.

Radar ekranında Akdeniz yönünden yaklaşan uçaklar belirir.

Dakikalar sonra hava saldırısı başlar.

Üssün bir bölümü vurulur.

İlk haberlerde kimin vurduğu bilinmez.

03.41'de Ankara'ya şifreli mesaj ulaşır:

11 Türk askeri hayatını kaybetmiştir.

Sabah olduğunda Türkiye'de bütün televizyonlar normal yayınlarını keser.

Saat 09.30.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde güvenlik zirvesi.

Genelkurmay, MİT, Dışişleri ve Millî Savunma Bakanlığı masadadır.

Önlerinde üç seçenek vardır:

Karşılık verme.

Sınırlı karşılık.

Geniş çaplı operasyon.

Saatler geçer.

18.40 — ANKARA

Cumhurbaşkanı kameraların karşısına çıkar.

“Türkiye Cumhuriyeti kendisine yönelen hiçbir saldırıyı karşılıksız bırakmayacaktır.”

Ancak savaş ilan edilmez.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne “ölçülü karşılık” talimatı verilir.

Gece yarısına doğru Suriye hava sahasına giren İsrail'e ait insansız hava araçlarından biri düşürülür.

Ardından İsrail'in Suriye operasyonlarında kullandığı bazı elektronik sistemler hedef alınır.

Ankara bunun “misillemenin tamamı” olduğunu açıklar.

Herkes krizin bittiğini düşünür.

Bitmemiştir.

16 MART 2028 — 02.06

İsrail, Suriye'deki Türk hava savunma radarlarından birini vurur.

Türkiye bu kez İsrail savaş uçaklarına radar kilidi atar.

Bir İsrail F-35'i hasar alarak İsrail'e döner.

Artık haber kanallarındaki ifade değişmiştir:

❌ “Türkiye–İsrail gerilimi”

yerine

🔴 “TÜRKİYE–İSRAİL ÇATIŞMASI”

yazmaktadır.

WASHINGTON

ABD Başkanı iki ülkenin liderlerini arar.

Pentagon, Doğu Akdeniz'e ilave deniz unsurları gönderir.

NATO olağanüstü toplantıya çağrılır.

Washington'un mesajı:

“Bir sonraki saldırı savaşı kontrol edilemez hale getirebilir.”

Fakat sahada yüzlerce savaş uçağı, radar ve hava savunma sistemi birbirini takip etmektedir.

Artık bir pilotun hatası bile yeterlidir.

21 MART — DOĞU AKDENİZ

Bir Türk savaş gemisi İsrail'e ait bir İHA'yı yaklaşırken tespit eder.

Uyarılar yapılır.

İHA rotasını değiştirmez.

Füze ateşlenir.

İHA düşer.

Dakikalar sonra İsrail savaş uçakları bölgede belirir.

Türk F-16'ları havalanır.

Radar ekranında iki ülkenin uçakları birbirine yaklaşır:

80 km.

55 km.

31 km.

19 km.

Ankara ve Tel Aviv'deki komuta merkezlerinde aynı emir verilir:

ATEŞ AÇMAYIN.

Uçaklar birbirlerini görür.

Ama tetiğe basmazlar.

Dünya birkaç dakika boyunca büyük bir savaştan yalnızca birkaç kilometre uzaktadır.

NİSAN 2028 — TÜRKİYE

Savaş resmen ilan edilmemiştir.

Ancak ülke artık savaş koşullarında yaşamaktadır.

Savunma fabrikaları 24 saat çalışmaktadır.

Bazı metro istasyonlarında sığınak bölümleri hazırlanmıştır.

AFAD şehirlerde tatbikatlara başlar.

Suriye sınırına askerî sevkiyat hızlanır.

Doğu Akdeniz'de donanma alarm durumundadır.

Döviz yükselir.

Petrol fiyatları sıçrar.

Borsa sert düşer.

Turizm rezervasyonlarında iptaller başlar.

Ve Türkiye'de herkes aynı soruyu sormaktadır:

“Bu iş nereye gidiyor?”

SONRA İLK KEZ BAŞKA BİR SORU ORTAYA ÇIKAR

2028 seçimlerine aylar kalmıştır.

Bir televizyon programında anayasa hukukçusu önündeki kitabı açar.

Ekrana tek bir madde gelir:

ANAYASA MADDE 78

Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkân görülmemesi halinde TBMM seçimleri bir yıl erteleyebilir.

Sosyal medya patlar.

Muhalefet:

“Seçime dokunmayın.”

Hükûmet:

“Gündemimiz seçim değil, millî güvenliktir.”

Fakat artık Pandora'nın kutusu açılmıştır.

TEMMUZ 2028

Suriye'deki çatışmalar bitmemiştir.

Türkiye'nin güneyindeki bazı askerî tesisler yüksek alarma geçirilmiştir.

İsrail de kuzeyindeki birliklerini güçlendirmiştir.

ABD ateşkes için Ankara–Tel Aviv arasında mekik diplomasisi yürütmektedir.

Ve Meclis'te kapalı bir oturum yapılacağı açıklanır.

Konu:

“Bölgesel savaşın Türkiye'nin seçim güvenliğine etkileri.”

O gece Ankara'da kimse uyumaz.

TBMM — 23.48

Saatler süren kapalı oturum biter.

Milletvekilleri Genel Kurul'a girer.

Televizyonlar canlı yayındadır.

Meclis Başkanı kürsüye çıkar.

Elindeki kâğıdı açar.

Türkiye nefesini tutar.

Tam konuşmaya başlayacakken...

EKRAN KARARIR.

“DEVAM EDECEK…”