Bazen geçmişte, eskide kalmış , belki de hatırlamadığımız küçük bir şey bile bugün veya gelecekte hayatınız etkileyen şeylerden biridir. İyi veya kötü
Lena havanın kararmasında kendine gelmişti. Bulunduğu odayı sadece camdan vuran ay ışığı aydınlatıyordu. Neden veya nasıl burada olduğunu konusunda hala kafası karışıktı. Sandalye üzerinde onu sıkıca sarmış zincirler hareket etmesini imkansız kılıyordu. Tamamen sessiz bir yer iken uzaktan ağır ağır ona yaklaşan ayak sesleri bozmuştu bu sessizliği.
Çok geçmeden uzaktan gelen ayak seslerinin sahibi elinde icerideydi. Ama bu her ne kadar iyi gibi görünse de Lena'nın içini rahatsız eden bir şeydi. Sakin olmaya çalışsa da kontrolünü neredeyse tamamen kaybetmesi onu korkutan tek şeydi.
Onun göz ucuyla bakınca sadece uzun boylu bir karaltı görünüyordu. Elinde birkaç kağıt ve biraz kumaş parçası vardı. İçeri girdiği gibi elindeki kağıtları masanın üzerine bıraktı ve göz ucuyla incelemeye devam etti.
Sanki görmemiş gibi yaparak zincirlerin arasından kollarını çekiştirdi Lena. Ama zincirler bileklerinde iz yapıyordu neredeyse. Gerçekten sımsıkıydılar.
Lena'nin kollarını çektiği sırada zincirlerden çıkan sesi duymuş olacak ki odadaki diğer belirsiz kişinin dikkat yönü değişti. Kafasını kaldırıp zincirler arasında kıpırdanan Lena'ya baktı. Yüzüne bakılırsa bundan keyif alıyormuş gibiydi.
Burnundan nefes vererek güldü psikopatça.
Lena'ya doğru yaklaşırken
-"oooo , sayın savcımız da uyanmış" dedi keyifli bir sesle.
Lena bir an duraksadı. Bu ses ona bir yerden tanıdık geliyordu. Sanki daha önce duyduğu bir ses tonuydu. Kafasını kaldırıp kendisine doğru yaklaşan adama baktı. Uzun boylu biriydi bu ama yüzünü hâlâ tam göremiyordu.
Adam ona doğru geldi ve tam onun bulunduğu sandalyenin karşısında durdu elleri cebinde bir biçimde.
Şuan yüzüne vuran ay ışığı ile anlaşılıyordu Kemikli uzun bir yüzü vardı bu kişinin.
Ve psikopatça bir gülümseme ile bakıyordu Lena'ya.
-"Yaa herşey laf ile olmuyormuş değil mi?" Dedi sert bir yüz ile.
Sonra hafiften Lena'ya doğru eğildi ve korkmuş yüzünü izledi bir süre. Lena ise hâlâ ne olduğunu anlamamıştı.
Bir anda sertçe çekti dudaklarının üzerini kapatan bantı. Aynı anda da kafasını bandı çektiği tarafa doğru çevirip kaşlarını çattı Lena. Canı yanmıştı cidden.
Korkusunu gizlemeye çalisir bir yüz ve ses tonuyla öfke dolu gözlerle baktı ona. O ise hâlâ pislikce gülümsüyordu.
-"Ne istiyorsun? " diye sordu sadece Lena. Adam gülerek cevapladı.
-"Aaa, ben 'kimsin?' gibi bir soru bekliyordum ama anlaşılan sen benim kim olduğumu biliyorsun zaten"
-"Kim olduğunun hiçbir önemi yok. Tamam mı? Benden ne istiyorsun? Niye buradayım? " diye tekrarladı Lena sinirle.
Adamın yüzü yavaşça ciddileşti. Ellerini cebinden çıkardı ve eğilerek Lena'nin sandalyeye zincirli bileklerinin üzerine koyarak bastırdı.
Lena'nin bilekleri çok aciyordu, evet ama şuan bunu belli etmesi onu zayıf gösterecekti. Bu nedenle sadece dişlerini sıkmakla yetindi.
-"Hiçbir şey" dedi adam sadece. Lena hâlâ anlamsızca bakıyordu. Bir noktadan sonra canının yandığını unutmuş gibiydi.
-"Hiçbir şey. Ha? O zaman ned-" derken adam sertçe sözünü kesti Lena'nin.
-"Hiçbir şey... Çünkü sen bir şey yapmayacaksın. Herşeyi ben yapacağım"
Lena hâlâ anlayamamış bir biçimde baktı ona.
-"Ne diyorsun sen be?" dedi tekrar.
Adam tekrar kafasını eğip burnundan güldü. Tekrar ciddi bir yüz ile Lena'ya bakıp biraz daha eğildi Lena'ya doğru.
-"Peki, 2 sene öncesine bir git bakalım.
4 Eylül 2024 yer Bornova. Olay ne? Bir araba çarpması sonucu bir kadının tırın altında ezilerek ölmesi. Ve tahmin edin kadına çarpan kim? Savcı Lena Elis. Ölen kişi kim?
Benim müstakbel karım. "
Lena bunları duyunca o gün kafasında canlanmıştı.
O olayın yaşandığı günun sabahı arabası çalınmıştı. Birkaç saat sonra telefonuna gelen arama ile kendisine cinayetten dava açıldığını öğrenmişti. Sabah arabayı çalan hırsız, aşırı hızlı şekilde ilerlerken kaldırımdaki kadına çarpmış, kadın otobana sürüklenmesime ve yük tırının altında kalarak can vermesine neden olmuştu. Ancak Lena henüz ihbar yapmadığından suçlu-katil durumuna düşmüştü.
Lena o gün olay yerine gittiğinde ona "Katil!!" diyerek bağıran adamın saldırısına uğramıştı. 1,5 ay sonraki mahkemede suçsuz olduğu kanısına varılmıştı. Ancak mahkeme çıkışı uzun boylu bir adam ona yaklaşıp
"Senin yaptığını biliyorum. Bu kadar kolay kurtulamazsın" diye fısıldamıştı kulağına.
Lena o gün çok umursamamıştı bu durumu .
Ancak o gün ona bunu söyleyen kişi de bugün onun karşısındaki kişi onu burada esir alan kişi de ayni kişiydi .
Kim mi? İsmi Yekta Karan ..