Lena, o harabe binada, o halde ve ne olduğundan habersiz, sessiz ve hareketsiz.
Korkusunu yüzünde gizlemeye çalışsa da içinde huzursuzluk var, korku var ama umut da var.
Bi anda böyle ortadan kaybolması , hele ki polislerin hemen önündeyken, merak edilmeyecek bir şey değildi. Ahmet onu bulacak ve tekrar mutlu günler yaşayacaklardı. En azından Lena bunu umuyordu.
( Grup evi)
Grup evinde herkes kendi işinde. Kimi mutfakta, kimi banyoda, kimi bahçede...
2 kişi dışında. Biri Cihan biri Ahmet.
Cihan 3 ay önce eskiden ailesiyle yaşadığı köye gitmişti. Anne-babası vefat etmiş olsa da son zamanlarda kötü şeyler üst üste gelmişti. Ortak çalıştığı ofisten atılması, yardım amaçlı yaptığı paylaşımdan linçlenmesi ve kız arkadaşından ayrılması bunlardan birkaçi. O nedenle biraz dinlenmek amaçlı köye gitmişti ama 3 aydır tek bir haber almamıştı kimse ondan. Yalnız kalmak isteği, telefon çekmeme ihtimali ile pek yoğunlaşmasalar da içlerini dürten şeyler de vardı herkeste .
Ahmet'e gelirsek o sadece oturuyor salondaki boy camın önünde. Uzaklara gitmiş aklı. Derin derin düşünüyor, sorguluyor. Neden mi?
(1 saat önce)
Ahmet ve Lena sahildeler. Sonunda yan yana olmaktan ikisi de memnun. Çünku birkaç gündür aralari biraz açıktı.
Nedeni birkaç gün önce katıldıkları bir davetti.
Bazı şeylerden sonra yanlış anlaşılmalar ortaya çıkmış ve Lena ile Ahmet'in arası açılmıştı.
Ama Ahmet onu özlemiş olacak ki sonunda ( 1 haftanin sonunda) onu konuşmaya ikna etmişti.
Ve sonuç sahilde el ele romantik bir yürüyüş. Lena'nın üzerinde siyah, hafif bol bir kumaş pantolon, siyah bir kazak ve kahverengi uzun bir palto vardı. Ahmet'in ise siyah ceket ve pantolon , mavi bir kazak vardı. Sonbahar mevsimi olunca mecburen böyle olması gerekiyor.
Ahmet Lena'ya baktı gülümseyerek.
-"Umarım artık beni dinleyerek yargılarsin Lena"
-"üzgünüm ama o gün cidden biraz moralsizdim biliyorsun" dedi Lena mahçup bir ifadeyle.
O an ikisi de durdular sahilin kenarında. Ahmet Lena'nın karşısına geçti ve bir eliyle koyu kumral saçlarını kulağının arkasına attı. Gülümseyen gözleriyle gözlerine bakarak
-"Seni çok özlemişim " dedi.
-"Ben de seni çok özledim. Ama bence bir dahakine bir davete gittiğimizde yanımdan ayrılma" dedi Lena da.
-"Yapma ama Lena. Hâlâ mı?". Lena, ufak bir kahkaha attı ve cevapladı.
-" Tamam tamam. Bir şey demedim. Kabul ben de biraz fazla düşündüm o gün . Ama söz... bundan sonra ben de dinlemeden tavır almayacağım." Dedi Lena. Ahmet ise sanki devamını biliyormuş gibi
-"Ve? " Dedi.
-" Ve... Bundan sonra kafamda düşündüğüm hikayelere, senaryolara inanmayacağım. Haklısın Ahmet. Bazen kaptırıyorum. Ama ne yapayım? Fazla yaratıcıyım demek ki " . Ahmet Lena'nın bu sözü üzerine gülümsedi ve kollarını açıp Lena ile sarıldılar. Lena sıkıca sarıldi Ahmet'e. Sanki bir daha bırakmak istemiyormuşçasına. Ahmet , Lena'nın saçlarini sevdi sarılırken. Kokusunu tamamen içine çekti. 1 haftalık özlemini giderdi resmen.
Birkaç saniye sonra polis sirenleri duyulmaya başlandı. Başta ikisi de çok umursamadılar çünkü pek az rastlanılan birşey değildi bu.
Ancak 3 polis aracı onların etrafını çevirince değişti herşey.
İkisi de anlık şaşkınlıkla ayrılıp önce birbirlerine sonra polislere baktıklarında 8-10 polisin etraflarını çevirdiğini ve onlara silah doğrulttuğunu gördüler. İki de bir tuhaflık olduğunun farkındaydı. Özellikle de Lena'nin ekstra bir korkusu vardı içinde. Ne olduğuna anlam veremiyorlardi.
O an polislerden birisi yüksek sesle seslendi .
-" Lena Elis.!!. Cinayet şüphesinden tutuklusunuz". Cümleyi duyduğu an resmen dona kaldı Lena. Şaşkınlığı yüzünden de anlaşılırdi zaten.
Ahmet ise sadece Lena'ya bakıyordu. Ne yapacağını bilmez bir halde sadece duruyordu. Şoka girmişti.
Polis tekrar ses yükseltti.
-" Lena Elis!! . Lütfen zorluk çıkarmadan teslim olun!! Bizimle karakola geleceksiniz".
Lena bu konuda gerekli bilgilere sahip olduğundan suçsuz olduğunu bilmesine rağmen teslim olmaktan başka yapacak bir şeyi yoktu. Burada suçsuz olduğunu söylemesi "Ben kımseyi öldürmedim" demesi hiçbir fayda sağlamayacaktı.
Hızlıca Ahmet'e dönüp
-" Ahmet ... Sakin ol. Büyük ihtimal bir yanlış anlaşılma. Ama benim burada bunu söylemem bir şeye yaramaz. Onlar emiri almış , gitmek zorundayım." . Ahmet boş boş bakıyordu. Ne diyebilirdi ki bu durumda.
Lena tekrar Ahmet'e döndü.
-"Bak sen şimdi eve git. Akşama kesinlikle evde olacağım. Biliyorsun zaten" dedi ve Ahmet'ten uzaklaşıp polislere doğru birkaç adım atti ve ellerini kaldırdı, elindeki çantasını yere bırakıp bir tekme ile kendinden uzaklaştırdı. Bunun üzerine polislerden birisi çantayı alırken diğeri belinden çıkarttığı kelepçeyle Lena'ya yaklaştı.
Polis Lena'ya kelepçeleri takarken Ahmet ifadesiz bir şekilde onu izliyordu.
Hani derler ya.. Beyninden vurulmuşa dönmek. Aynen öyleydi şuan.
Polisler Lena'yı kelepçeleyip arabaya götürürken Lena'nın gözü Ahmet'teydi.
"Umarım yanlış şeyler düşünmüyordur" diye içinden dua ediyordu. Son ana kadar gözü ondaydı.
Ama Ahmet'in aklı çoktan karışmıştı. Eve geleli 1 saatten fazla olsa da Lena'nin o hali gözünün önündeydi hâlâ.
" Neden? Neden durduk yere tutuklansin ki?" "acaba şimdi nerede" "Hayır Lena katil değil"... Gibi gibi daha birçok düşünce vardı kafasında Ahmet'in.
Camın önünde gün ışığı hâlâ yüzüne vururken derin bir nefes verip kafasını ellerinin arasi aldı.
Sadece Lena ile konuşmayı bekliyordu.
Bir süre daha böyle bekledikten sonra grup evinin kapısı çaldı.
Ahmet gelen kişinin Lena olduğunu umuyordu.
Kardeşi Selin endişeli bir yüzle geldi salonun kapısına ve
-" Ee.., abi. Bir bakar mısın? "
Ahmet Lena'yı bekliyordu ama Selin'in tepkisinden o olmadığını anlamıştı.
Kim olabilirdi ki?