Vivienne cümleyi iki kez okudu.
"Bu bir tehdit mi?"
Alexander fotoğrafı elinde çevirdi.
"Belki."
"Ya da bir mesaj."
"Aradaki fark nedir?"
"Tehdit, birini korkutmayı amaçlar. Mesaj ise birinin anlamasını istediğiniz bir şey taşır."
Alexander gözlerini kaldırdı.
"Kime gönderilmiş?"
Vivienne kartın fotoğrafına baktı.
"Henüz bilmiyoruz."
Nathaniel araya girdi.
"Bir ayrıntı daha var. Cesedin kazağının iç kısmına, tam kalbinin üzerine dikişle yapıştırılmış eski bir otel makbuzu bulduk. Adamın kendi kanıyla ıslanmıştı."
Alexander'ın bakışları keskinleşti.
"Hangi otel?"
Nathaniel cevap vermeden önce dosyasından bir belge çıkardı.
"The Saint Claire. Oda 614."
Odadaki ceset kokulu sessizlik ağırlaştı.
Vivienne, birkaç dakika önce bulunan kanlı anahtarı düşündü.
Sonra karttaki cümleyi.
Herkes ilk öldüğünde ölmez.
Alexander cebinden telefonunu çıkardı.
"Lena'yı çağırın. Otelin eski kayıtlarını bulmamız gerekiyor. Kapanmadan önceki bütün müşteri listeleri, çalışan kayıtları ve oda rezervasyonları."
Vivienne ona döndü.
"Bir dakika."
Alexander durdu.
"Ne?"
"Bu otel neden kapatıldı?"
"Resmî açıklama, güvenlik sorunları."
"Gayriresmî açıklama?"
Alexander'ın bakışları buz gibi soğudu.
"Bir kadın burada kayboldu."
"Kim?"
Alexander cevap vermedi.
Vivienne, odadaki havanın bir anda değiştiğini hissetti.
Az önceki tartışmaları geride bırakmışlardı. Bu artık bir iş anlaşmazlığı değildi.
Birisi altı yıl önceki kanlı bir olayı yeniden gündeme getiriyordu.
Ve Alexander Blackwood, o olay hakkında kendisine anlatmadığı bir şeyler biliordu.
"Dedektif," dedi Vivienne, sesini alçaltarak. "Bana gerçeği anlatmanız gerekiyor."
Alexander ona yaklaştı. Yüzleri arasındaki mesafe azaldığında Vivienne, adamın gözlerindeki karanlığı görebiliyordu.
"Size gerçeği anlatmak gibi bir yükümlülüğüm yok."
"Ben de sizinle çalışmak zorunda değilim."
"Başkomiserin talimatıyla çalışıyorsunuz."
"İstifa edebilirim."
"Etmeyeceksiniz."
Vivienne'in gözleri daraldı.
"Kendinize fazla güveniyorsunuz."
"İnsanları tanıyorum."
"Hayır. İnsanların nasıl davranacağını tahmin ediyorsunuz. İkisi aynı şey değil."
Alexander birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra beklenmedik bir şey yaptı.
Gülümsedi.
Bu, sabah boyunca taktığı alaycı gülümsemeden farklıydı. Daha küçük, daha soğuk ve korkutucu bir ifadeydi.
"İşte bu yüzden sizi bu dosyaya istedim, Bayan Hart."
Vivienne'in yüzündeki ifade dondu.
"Ne dediniz?"
Alexander'ın gülümsemesi kayboldu.
Ama artık çok geçti.
Vivienne soruyu sormuştu. Ve cevabı duymadan oradan ayrılmayacaktı.
Bakalım bir sonraki bölümde ne olacak? Vivienne nasıl bi yol izleyecek? ( Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir keyif aldıysanız beğenip yorum yapmayı unutmayın ☺️ ❤️)
Devam edecek...