İçeriğe geç

Yavru Kedi

Arca ile Mert Bey, markete gitmek üzere evden yürüyerek çıktılar. Ana caddenin bir üst sokağında bulunan yazlık evlerinden aşağıya inerek ana caddeye doğru yürümeye başladılar.

Az ilerideki markete doğru giderlerken Arca bir anda heyecanla babasına dönerek:

— Baba, bak! Yavru kedi! Hem de bize doğru gelmek istiyor. Gördün mü? dedi.

Mert Bey kediyi gördü. Gerçekten de çok küçük bir yavru kediydi.

— Evet oğlum, gördüm. Bu kedi çok minik. Muhtemelen gözleri daha yeni görmeye başlamıştır, dedi.

Tam o sırada yavru kedi duvarın üzerinden aşağıya indi ve doğruca Arca’nın ayaklarının yanına gelerek bacaklarına sürünmeye başladı.

Arca bu durumdan çok hoşlanmıştı. Eğilip yavru kediyi sevmeye başladı.

Bir süre sonra kedi Arca’dan uzaklaşıp kaldırımın kenarına park etmiş beyaz bir arabanın altına girdi.

Mert Bey, kedinin yola çıkıp bir arabanın altında kalmasından endişelendi. Hemen yere eğilip arabanın altına uzandı ve yavru kediyi dikkatlice dışarı çıkardı. Böylece kedinin yola çıkıp bir arabanın çarpması ihtimalini de ortadan kaldırmış oldu.

Mert Bey kediyi bahçeye bırakmak üzereyken Arca:

— Baba, biraz daha sevebilir miyim? dedi.

Mert Bey oğlunun isteğini kırmadı.

— Tabii oğlum. Biraz daha sevebilirsin, dedi.

Arca yavru kediyi severken, kedinin çıktığı evden yaşlı bir karı koca yanlarına doğru geldi. Ellerini uzatarak yavru kediyi almak istiyorlardı. Belli ki kedi onların evinin bahçesinde yaşıyordu.

Arca kediyi yaşlı kadına verirken bir anda:

— Baba, acaba bu kedi bizde mi kalsa? dedi.

Yaşlı kadın Arca’ya bakarak:

— İsterseniz alıp eve götürebilirsiniz, dedi.

Arca’nın gözleri parladı. Fakat Mert Bey hemen ardından oğluna dönerek:

— Ama biz onu buradaki yaşamından ayırmamalıyız. Bak, bu kedi burada, bahçeli bir ortamda, ağaçların arasında yaşıyor. Bizim bulunduğumuz yerde ise böyle bir bahçe ortamı yok. Onu alıp apartman dairesine götürürsek ona iyilik yaptığımızı düşünürüz ama aslında onu alıştığı yaşam alanından koparmış oluruz. Bu da onun için iyi olmayabilir, dedi.

Mert Bey yavru kediyi yaşlı çifte teslim etti.

Arca ile Mert Bey markete doğru yürümeye devam ederken Arca biraz üzgün bir şekilde:

— Baba, kediyi almadın. Ben onu çok sevmiştim, dedi.

Mert Bey oğlunun elini tutarak:

— Biliyorum oğlum. Sen onu çok sevdiğin için yanında olmasını istedin. Ama bazen bir canlıyı sevmek, onu yanımıza almak anlamına gelmez. Bazen onu kendi yaşam alanında bırakmak da onu sevmenin bir yoludur, dedi.

Arca babasını dikkatle dinledi.

Mert Bey sözlerine devam etti:

— Sokak kedileri ve bahçelerde yaşayan kediler, doğaları gereği özgürce dolaşabilecekleri ortamlara ihtiyaç duyarlar. İstedikleri zaman güneşlenebilir, ağaçlara tırmanabilir, çimlerin üzerinde dolaşabilir ve kendi çevrelerinde özgürce hareket edebilirler. Eğer biz o kediyi buradaki bahçesinden alıp eve götürseydik, onu mutlu edeceğimizi zannedebilirdik. Oysa belki de alıştığı yaşamdan kopararak onu mutsuz edecektik.

Arca bir süre düşündü.

— Peki baba, ben kedinin üzülmesini istemem. Eğer onu sevmek istersem beni buraya tekrar getirir misin? dedi.

Mert Bey gülümseyerek:

— Elbette getiririm oğlum. İstediğin zaman gelir, onu burada sevebilirsin, dedi.

Arca’nın anlayışlı ve düşünceli tavrı Mert Bey’i çok memnun etmişti.

Mert Bey içinden düşündü:

“Oğlumun isteğini kırmayıp kediyi eve götürseydik belki Arca o gün çok mutlu olacaktı. Fakat kedi alıştığı yaşam alanından ayrılacağı için zamanla mutsuz olabilirdi. Onun mutsuzluğu da bir süre sonra Arca’yı üzebilirdi. Bazen doğru olanı yapmak, o anda istediğimiz şeyi yapmaktan daha değerlidir.”

Arca belki o gün yavru kediyi eve götüremediği için biraz üzülmüştü. Fakat Mert Bey’in doğru yönlendirmesi sayesinde çok daha önemli bir şey öğrenmişti:

Her canlı, mümkün olduğunca kendi tabiatına ve ihtiyaçlarına uygun bir ortamda yaşamalıdır.

O gün yavru kedi özgürce yaşadığı bahçede kalmış, Arca ise hayatta her istediğimizi hemen elde etmenin her zaman gerçek mutluluk anlamına gelmediğini öğrenmişti.

Çünkü bazen anlık mutlulukların peşinden koşarken, uzun vadede nelerin daha değerli olduğunu gözden kaçırabiliriz. Gerçek mutluluğu ve huzuru yaşayabilmek için yalnızca o an ne istediğimize değil, yaptığımız şeyin ileride nasıl bir sonuç doğuracağına da bakmamız gerekir.

Günün sonunda yavru kedi alıştığı özgür ortamında kalmış, Arca ise çok önemli bir hayat dersi öğrenmişti:

Bir canlıyı gerçekten sevmek, bazen onu yanımızda tutmak değil, mutlu olduğu yerde özgür bırakabilmektir.