İçeriğe geç

6. Parça Çaresiz mücadele

Boynunda baltanın soğukluğunu hissediyordu, kalbi yerinden çıkarcasına atıyordu; odada yatan üç bedeni idrak edemeden ormancı dibinde bitmişti.

Konuşmak için ağzını açmaya çalıştı ama kelimeler ağzından çıkmadı, aklı tek bir şeye kilitlenmişti:

Buradan kaçmam gerek.

Tüm gücü ile kendini öne attı. Ormancının elinin arkasından geçtiğini hissetti ama onu tutamamıştı; yaşlı kaçık yeterince hızlı değildi, bir şansı olabilirdi. Yuvarlanıp odanın duvarına çarptı; bu hareketi kolundaki buz torbasının yere düşmesine sebep oldu.

Kolunda sargılar olan adamın başucundaydı, ormancı ile aralarında mesafe oluşmuştu. Kendini toparlayıp sırtını duvara yaslayarak doğruldu, sağ elinin meşgul kalmasını istemiyordu. Bu sırada ahşap zeminden çatırtı sesi geldi; ormancı yavaş ve ağır adımlarla ona doğru geliyordu.

Alnından soğuk terler dökülmeye başlamıştı. Tek çıkışın önü kapalıydı ve ormancının geniş yapısı yanından kaçmayı imkansız yapıyordu. O yaklaşmaya başlayınca masanın arkasına doğru yavaşça gitti. Şimdi aralarında beyaz giysileri ile temiz ve huzurlu bir yüze sahip bir ceset vardı. Ormancının gözleri ona kilitlenmişti; tıpkı bir avcının avına bakması gibi, onu bir yemekten başka bir şey olarak düşünmüyordu.

Bu sırada ormancı ağzını açtı:

"Hayvanlar kesilmeden önce sakin olmaları lazım. Strese girip ürktükleri zaman etleri sertleşir, öyle olunca çiğnemesi çok güç oluyor."

Bunları söylerken diliyle dudaklarını yalıyordu.

Masanın etrafında yavaşça dönüyorlardı, ikisi de birbirinden gözünü ayırmıyordu. Ormancı baltasını savurursa kaçınıp baltasını sapından yakalayabilirdi. Bunu planlarken ayağı masaya takıldı. Bu dikkatsizliği değerlendiren ormancı baltasını savurmak için hazırlandı ama ayağı yere düşmüş olan buz torbasına takıldı ve dengesini kaybedip yere düştü. Erimeye başlamış olan torba ahşap zeminde kaygan hale gelmişti.

Ormancı kendini toparlayamadan ceketini alıp odadan dışarı çıktı, merdivenleri ikişer üçer iniyordu. Salona varıp dış kapının koluna asıldı ama kol hareket etmiyordu, kapı kilitliydi.

Vücudundan bir titreme geçti. Merdivenin taş basamaklarından tak-tak sesleri geliyordu; ormancı toparlanıp peşinden gelmişti. Yüzünü ona döndüğü zaman kendisine bir şey atıldığını fark edip yere çöktü; atılan şeye baktığında onun sargılı bir kol olduğunu fark etti. Kaçacak yer aramak için soluna ve sağına baktı; sağında mutfak vardı, orada bıçak bulabilirdi.

Mutfak tarafına yöneldiğinde ormancının yakınına geldiğini fark etti; ayaklanmadan emekleyerek mutfak kapısına doğru gitti. İçeriye girmeyi başardığında ormancı bir kez daha baltasını savurdu; kendisini fırlatıp masaya çarptı, üzerindeki her şeyin dökülmesine sebep oldu. O anda gözü yere düşmüş olan çatalı yakaladı. Sağ elinde sıkıca tutmuş olduğu ceketi, baltasını saplandığı yerden çıkarmış olan ormancının yüzüne attı ve çatala doğru hamle yaptı.

Deri ceket yüzünden görüşü kapanan ormancı, elinde çatalı sıkıca tutmuş oluşunu ve kendini onun üstüne atışını görmek için geç kalmıştı. Onu itip yere devirdi ve ayağıyla baltalı kolunu yere sabitledi, sonrasında ise çatalı boynuna geçirdi; tekrar, tekrar ve tekrar. Ormancı hareket etmeyi kesse bile, onun boynu parçalansa bile bunu yapmaya devam etti, ta ki bayılana kadar.