İçeriğe geç

4. Parça Hazırlık

Kafasını sallayıp yaşlı ormancının arkasından açık bıraktığı kapıdan içeri girdi. Suratına hoş bir sıcaklık çarptı, evin içinden ağır bir koku geliyordu. İçeride halı olduğunu fark edip çizmelerini çıkarmak için duvara yasladı kendini; sağlam olan kolu ile çizmelerini çıkardığı sırada odadaki başka ayrıntılara baktı.

Odada ikinci kata çıkan taş basamaklı merdivenler ve yanan bir şöminesi vardı, tam karşısında ise eski bir koltuk. Oturmak için ona yöneldiği zaman:

"Oturma," yaşlı ormancı emrivaki bir sesle söyledi.

"Ned-"

"Koltukları kirleteceksin, önce kendini temizle."

Kendi kıyafetlerine baktı; pantolonu ve ceketi kurumuş çamurla kaplıydı, rahatsız olmuş olması anlaşılırdı.

"Soldan ikinci odada banyo var."

Yaşlı ormancı yün hırkasını çıkarıp duvara asarken bunu söyledi, ona yüzünü dönmeden.

Bunu duyunca tarif edilen odaya doğru gitti. Kıyafetlerini çıkarıp banyonun içine göz gezdirdi.

Küçük bir yerdi; su doldurmak için büyük bir kova, suyu kendine dökmek için de bir kase, duvarda asılı ahşap dolabın içinde de sabunlar vardı. Dolabı kendisi yapmış gibi duruyordu. Ayrıca banyoda ayna yoktu; kendi suratını görmekten mahrum kalması ne kadar da kötü bir şeydi.

Musluktan akan suya elini değdirdi; başta buz gibi soğuktu ama yavaşça ısınmaya başladı.

Kendisini özenle temizlemeye niyeti yoktu; sol kolu hala ağrıyordu, onu özenle yerinden oynatmayarak yıkaması yetecekti, enfeksiyon kapmaması onun için daha iyi olurdu.

Kendini yıkaması bitince banyodan çıktı. Yaşlı ormancıdan havlu istemeyi unutmuştu ama ayaklarının dibine bakınca katlanmış havlu ve temiz giysiler vardı; nedense giysilerin hepsi beyazdı.

Daha iyi bir seçeneği olmadığı için kendini kurutup giysileri üstüne geçirdi. İlk girdiği odaya geri döndü; ormancı burada değildi ve bu sefer odaya yemek kokusu dolmuştu. Ormancının mutfakta olmasını fırsat bilerek merdivenlerden ikinci kata çıktı; bu katta dört oda ve çatı katına çıkan bir merdiven vardı.

Odalardan birisinin kapısı aralıktı, içeriye göz atmak için adım attığında:

"Banyon bittiyse salona gel, kolunu sarmamız gerekiyor; tabii halinden memnunsan başka."

Topuklarından dönerek merdivenlerden hızlıca aşağı indi. Yaşlı ormancı henüz gelmemiş gibiydi; rahat bir nefes alıp koltuğa kendini bıraktı, burada oturmak bile uykusunu getirmişti, ağzından bir esneme kaçtı. Bu sırada ormancı elinde sargılar, buz torbası ve iki tane kalın ahşap çubuk ile geldi:

"Önce koluna buz torbasını koy, bu şişliği ve ağrıyı azaltacaktır."

Buz torbasını sol koluna bastırdı; soğuktan ve ağrıdan dolayı aniden irkildi ama yine de tutmaya devam etti. Koluna baktı; açıkta bir yara yoktu, kemiği dışarı çıkmamıştı, sadece morluklar ve şişlik vardı.

Ağrının yavaşça azaldığını hissetti. Yaşlı ormancı tam karşısında çömelmiş ve gözleri ona kilitlenmişti.

Biraz bakışmadan sonra ormancı kalkıp mutfağa gitti.

"Aç değil misin?"

Mutfaktan gelen ses üzerine yerinden kalkıp o da mutfağa gitti. Masanın üzerinde etli güveç vardı; sandalyeyi ayağından destek alarak çekip yerine oturdu.