İçeriğe geç

Bölüm 2 — Yeni Bir Hayat  

Eilford Köyü'ndeki çatışma sona ermişti. Orkların bir kısmı kaçmış, geri kalanları ise savaş alanında hayatını kaybetmişti. Grazhor da Aldren'in saldırısının ardından ölmüştü. 

Askerler köydeki son aramalarını tamamladıktan sonra dönüş hazırlıklarına başladı. Elyra dışında hayatta kalan kimse bulunamamıştı. 

Aldren, atının yanında bekleyen küçük kıza baktı. 

Aldren: Yola çıkmaya hazır mısın? 

Elyra: Evet, efendim. 

Aldren elini uzatarak Elyra'nın ata binmesine yardım etti. Ardından kendisi de atına bindi. Elyra'yı önüne oturttu ve birlik harekete geçti. 

Yolculuğun ilk saatlerinde Elyra pek konuşmadı. Çevresindeki manzarayı izliyor, zaman zaman başını eğerek düşüncelere dalıyordu. 

Aldren: Yoruldun mu? 

Elyra: Biraz, efendim. Ama iyiyim. 

Aldren: Yorulursan söyle. Mola veririz. 

Elyra: Peki, teşekkür ederim. 

Elyra yeniden önüne döndü. Bir süre sonra başı hafifçe öne düşmeye başladı. Aldren onun uyukladığını fark etti ancak sesini çıkarmadı. 

Akşam saatlerinde birlik, yol üzerindeki uygun bir alanda konaklamaya karar verdi. 

Askerler çadırları kurup ateş yakarken Elyra da kendisi için hazırlanan yatağa uzandı. Uzun yolculuğun yorgunluğuyla kısa sürede uykuya daldı. 

Aldren ise kamp ateşinin biraz uzağında oturuyordu. Elinde içeceğiyle ateşe bakarken Caelan yanına geldi. 

Caelan: Kız uyudu mu? 

Aldren: Biraz önce. 

Caelan: Uzun bir gün geçirdi. 

Aldren: Evet. 

Caelan karşısındaki yere oturdu. 

Caelan: Malikâneye vardığımızda onunla ne yapmayı düşünüyorsunuz? 

Aldren: Henüz kararımı kesinleştirmedim. 

Caelan: Onu bir yere yerleştirebiliriz. Fakat Eilford'dan sağ çıkan tek kişi olduğu düşünülürse, ilgilenilmesi gerekecek. 

Aldren: Onu bir yetimhaneye göndermeyi düşünmüyorum. 

Caelan: Öyleyse malikânede kalacak. 

Aldren bir süre sessiz kaldı. Ardından bakışlarını Elyra'nın uyuduğu tarafa çevirdi. 

Aldren: Caelan, onun üzerinde bir şey fark ettim. 

Caelan: Nedir? 

Aldren: Köyden ayrıldığımızdan beri Magic Sense kullanıyorum. Kızın çevresindeki Magicule akışı sıradan değil. 

Caelan: Ne kadar büyük? 

Aldren: Oldukça yoğun. Üstelik henüz kontrol etmeyi öğrenmemiş. İçindeki potansiyel, mevcut hâlinden çok daha büyük. 

Caelan biraz düşündü. 

Caelan: Yani güçlü bir yetenek sahibi olabileceğini mi düşünüyorsunuz? 

Aldren: Bundan fazlası. Gerekli eğitimi alır ve potansiyelini geliştirebilirse çok güçlü birine dönüşebilir. 

Aldren içeceğinden bir yudum aldı. 

Aldren: Bir süredir Valcrest ailesinin geleceği hakkında düşünüyordum. Bir varise ihtiyacım var. Elyra'nın sahip olduğu potansiyel de onu bu görev için uygun bir aday yapabilir. 

Caelan: Onu evlat edinmeyi mi düşünüyorsunuz? 

Aldren: Evet. Hem ona güvenli bir gelecek sağlayabilirim hem de Valcrest ailesinin devamını güvence altına alabilirim. 

Caelan: Kararınız kesin mi? 

Aldren: Onunla konuşacağım. Kabul ederse gerekli işlemleri başlatırız. 

Caelan: Anlaşıldı. 

Aldren yeniden ateşe döndü. Bir süre daha sessizce oturduktan sonra ayağa kalktı. 

Aldren: Şimdilik dinlenelim. Sabah yola çıkacağız. 

Ertesi sabah yolculuk yeniden başladı. 

Öğleden sonra birlik, Elarion Krallığı'na bağlı ve Ilyr Ormanı'nın sınırına yakın konumdaki Asterwyn şehrine ulaştı. 

Asterwyn, Aldren Valcrest'in yönettiği önemli şehirlerden biriydi. Yüksek taş surları, hareketli ticaret alanları ve geniş yerleşim bölgeleriyle oldukça büyük bir şehirdi. 

Birlik şehir kapısından geçerken muhafızlar Aldren'i tanıyıp selam verdi. Askerler ana caddeden ilerleyerek şehrin daha sakin bir bölgesine yöneldi. 

Elyra çevresine merakla bakıyordu. Yol boyunca gördüğü dükkânlar, kalabalık ve büyük yapılar dikkatini çekmişti. 

Elyra: Burası oldukça büyükmüş. 

Aldren: Asterwyn. Elarion'a bağlı şehirlerden biri. 

Elyra: Siz mi yönetiyorsunuz? 

Aldren: Evet. 

Elyra: Anladım. 

Bir süre sonra büyük demir kapıları ve yüksek taş duvarlarıyla Valcrest Malikânesi karşılarında belirdi. 

Elyra başını kaldırıp yapıya baktı. 

Elyra: Burası mı? 

Aldren: Evet. Valcrest Malikânesi. 

Elyra: Gerçekten çok büyük... 

Aldren: İçerisi de öyle. Hadi, inelim. 

Aldren atından indi ve Elyra'nın inmesine yardım etti. Ardından malikânenin ana girişine yöneldi. 

Kapılar açıldığında içeride hizmetliler onları karşılamak için hazır bekliyordu. 

Hizmetliler: Hoş geldiniz, Düküm! 

Aldren: Döndüm. Herkes işine devam edebilir. 

Hizmetliler selam verdikten sonra görevlerine geri döndü. Aralarından koyu kestane saçlarını düzgünce toplamış bir kadın öne çıktı. 

Serilda: Hoş geldiniz, Düküm. Yolculuğunuz nasıl geçti? 

Aldren: Sorunsuz. Serilda, seninle konuşmam gerekiyor. 

Serilda: Elbette. 

Aldren yanındaki Elyra'ya baktı. 

Aldren: Bu kızın adı Elyra. Eilford'daki Ork saldırısından kurtulan tek kişi. Oldukça ağır bir olay yaşadı. Bir süre bizimle kalacak. 

Serilda'nın bakışları küçük kıza çevrildi. 

Serilda: Anlıyorum. Hoş geldiniz, Elyra Hanım. 

Elyra: Merhaba, Serilda Hanım. 

Aldren: Onu bir misafir odasına yerleştir. Ayrıca günlük ihtiyaçlarıyla ilgilenecek bir hizmetli görevlendirmeni istiyorum. 

Serilda: Elbette. Brinelle bu görev için uygun olacaktır. 

Aldren: Peki. Onunla sen ilgilen. 

Serilda: Nasıl arzu ederseniz, Düküm. 

Aldren: Güzel. Ben çalışma odama geçiyorum. 

Serilda: Emredersiniz. 

Aldren, Elyra'ya döndü. 

Aldren: Serilda seni odana götürecek. Biraz dinlen. Daha sonra konuşuruz. 

Elyra: Peki, efendim. 

Aldren başıyla karşılık verip merdivenlere yöneldi. 

Serilda ise Elyra'nın yanına geldi. 

Serilda: Benimle gelin, Elyra Hanım. Size odanızı göstereyim. 

Elyra: Tabii, teşekkür ederim. 

Serilda, Elyra'yı malikânenin üst katına doğru götürmeye başladı. 

Serilda koridorun sonundaki geniş bir odanın kapısını açtı. 

Serilda: Burası sizin için hazırlanan oda, Elyra Hanım. 

Elyra içeri girdi. Büyük bir yatak, çalışma masası, geniş bir giysi dolabı ve bahçeye bakan büyük bir pencere vardı. 

Elyra: Gerçekten çok güzel... 

Serilda: Beğenmenize sevindim. Eksik gördüğünüz bir şey olursa bana bildirebilirsiniz. 

Elyra: Teşekkür ederim, Serilda Hanım. 

Serilda: Rica ederim. Ayrıca sizinle ilgilenecek hizmetlimiz birazdan gelecek. Şimdilik dinlenebilirsiniz. 

Elyra: Peki. 

Serilda odadan ayrıldı. 

Birkaç dakika sonra kapı yeniden çalındı. 

Elyra: Buyurun. 

Kapı açıldı. İçeri, turuncuya çalan kızıl saçlarını iki yandan toplamış genç bir kadın girdi. Yüzünde oldukça canlı bir gülümseme vardı. 

Brinelle: Merhabaaa! Siz Elyra Hanım olmalısınız, değil mi? 

Elyra: Evet, benim. 

Brinelle: Ben Brinelle! Bundan sonra sizinle ben ilgileneceğim. Tanıştığımıza memnun oldum! 

Elyra: Ben de memnun oldum. 

Brinelle: Peki, size yalnızca odanızı mı gösterdiler? 

Elyra: Evet. Daha yeni geldim. 

Brinelle: Öyleyse burada oturup zaman kaybedemeyiz! Malikânenin tamamını görmediniz daha. 

Elyra: Tamamını mı? 

Brinelle: Elbette! Burası sandığınızdan çok daha büyük. Size her yeri göstereceğim. 

Elyra: Çok sevinirim. 

Brinelle: Harika! O zaman başlayalım. 

Brinelle kapıya yöneldi. Elyra da onu takip etti. 

Önce üst kattaki koridorları gezdiler. Brinelle misafir odalarını, çalışma odalarını ve kütüphaneyi gösterdikten sonra merdivenlerden aşağı indiler. 

Brinelle: Burası malikânenin kütüphanesi. Oldukça fazla kitap var. Tarih, coğrafya, savaş sanatları... Aklınıza gelebilecek neredeyse her konuda kitap bulabilirsiniz. 

Elyra: Hepsini okudunuz mu? 

Brinelle: Ben mi? Ah, hayır! O kadar boş vaktim olsa keşke. 

Elyra hafifçe güldü. 

Brinelle: Ama isterseniz size birkaç güzel kitap bulabilirim. Okumayı sever misiniz? 

Elyra: Evet. Özellikle macera kitaplarını. 

Brinelle: Öyle mi? O zaman mutlaka birlikte kitap seçmeliyiz! 

Gezilerine devam ederek yemek salonuna ve dinlenme odalarına geçtiler. Brinelle gördükleri yerleri anlatıyor, arada kendi yorumlarını da ekliyordu. 

Bir süre sonra bahçeye açılan büyük kapının önünde durdu. 

Brinelle: Ve geldik! Malikânenin en güzel yerine! 

Kapıyı açıp dışarı çıktı. 

Bahçe oldukça genişti. Çimenlik alanın çevresinde ağaçlar, rengârenk çiçekler ve küçük bir süs havuzu bulunuyordu. Bahçenin ilerleyen kısmında yürüyüş yolları uzanıyor, en sonunda ise camdan yapılmış büyük bir sera görülüyordu. 

Elyra: Burası gerçekten çok güzel... 

Brinelle: Değil mi? Ben de en çok burayı seviyorum. 

Elyra: Burada istediğiniz zaman dolaşabiliyor musunuz? 

Brinelle: Tabii ki! İşlerim bittiğinde sık sık gelirim. Bazen biraz fazla oyalanıyorum ama... 

Elyra: Biraz mı? 

Brinelle: Hey! O kadar da değil! 

Elyra gülümseyerek etrafına baktı. 

Brinelle: Şurada küçük bir gölet var. İleride de meyve ağaçları bulunuyor. İsterseniz oraya da gidebiliriz. 

Elyra: Olur. 

İkili bahçe yolunda yürümeye başladı. Elyra çiçeklerin önünde zaman zaman durup onları inceliyordu. 

Brinelle: Şu çiçekleri özellikle seviyorum. Renkleri çok güzel, değil mi? 

Elyra: Evet. Annem de çiçekleri severdi. 

Brinelle'in yüzündeki gülümseme biraz yumuşadı. 

Brinelle: Öyle mi? 

Elyra: Evet... 

Brinelle birkaç saniye sessiz kaldı. 

Brinelle: İsterseniz biraz daha dolaşalım. Hava da çok güzel. 

Elyra: Olur. 

Bir süre daha yürüdüler. Bahçenin sonuna yaklaştıklarında camdan yapılmış büyük seranın önünde durdular. 

Brinelle: Burası da sera. İçerisinde pek çok farklı bitki yetiştiriliyor. 

Elyra: İçeri girebilir miyiz? 

Brinelle: Elbette! Gelin, göstereyim. 

Brinelle seranın kapısını açtı. İçeri girdiklerinde sıcak ve hafif nemli bir hava yüzlerine çarptı. Raflarda farklı türlerde çiçekler ve saksılarda yetiştirilen bitkiler bulunuyordu. 

Elyra merakla etrafına bakarken seranın diğer ucunda birini fark etti. 

Aldren, ellerini arkasında birleştirmiş, bitkileri inceliyordu. 

Brinelle onu görür görmez duruşunu düzeltti ve hafifçe eğildi. 

Brinelle: Düküm. Elyra Hanım'a malikâneyi gezdiriyordum. 

Aldren başını çevirerek ikisine baktı. 

Aldren: Anladım. Nasıl gidiyor? 

Brinelle: Gayet iyi, Düküm. Malikânenin büyük bölümünü gösterdim. Şimdi de serayı geziyorduk. 

Aldren: Güzel. 

Ardından bakışlarını Elyra'ya çevirdi. 

Aldren: Elyra, biraz benimle gelir misin? Seninle konuşmak istediğim bir konu var. 

Elyra: Elbette, efendim. 

Brinelle: Dilerseniz dışarıda bekleyebilirim, Düküm. 

Aldren: Olur. Sen işlerine dönebilirsin. 

Brinelle: Emredersiniz. 

Brinelle, Elyra'ya dönerek gülümsedi. 

Brinelle: Daha sonra gezimize devam ederiz, Elyra Hanım. 

Elyra: Peki. 

Brinelle hafifçe eğilerek seradan ayrıldı. 

Aldren, seranın içindeki küçük oturma alanını işaret etti. 

Aldren: Oturabilirsin. 

Elyra: Teşekkür ederim, efendim. 

Elyra koltuğa oturdu. Aldren de karşısındaki koltuğa geçti. Birkaç saniye boyunca seranın içindeki sessizlik hâkim oldu. 

Aldren: Malikânedeki ilk günün nasıl geçiyor? 

Elyra: Güzel geçiyor. Serilda Hanım ve Brinelle bana çok yardımcı oluyorlar. 

Aldren: Buna sevindim. İhtiyacın olan bir şey olursa onlara söyleyebilirsin. 

Elyra: Elbette. 

Aldren kısa bir süre duraksadı. 

Aldren: Elyra, buraya gelmeden önce seninle geleceğin hakkında konuşacağımızı söylemiştim. Hatırlıyor musun? 

Elyra: Evet, efendim. 

Aldren: Sana bir teklifim var. Seni evlat edinmek ve resmî olarak Valcrest ailesinin bir üyesi yapmak istiyorum. 

Elyra şaşkınlıkla Aldren'e baktı. 

Elyra: Yani... Sizin ailenizden mi olacağım? 

Aldren: Evet. Valcrest ailesinin adını taşıyacaksın. Burada yaşayacak, gerekli eğitimi alacak ve bu ailenin haklarına sahip olacaksın. 

Elyra: Peki... neden beni seçtiniz? 

Aldren soruya hemen cevap vermedi. Bir süre düşündükten sonra konuştu. 

Aldren: Eilford'da yaşananlardan sonra seni orada bırakmak doğru olmazdı. Sana güvenli bir gelecek sağlayabilirim. Ayrıca Valcrest ailesinin geleceğini de düşünmem gerekiyor. 

Elyra bakışlarını ellerine indirdi. 

Elyra: Benim için bunları yapmanız gerekmiyor... 

Aldren: Bunun gerekli olup olmadığına ben karar veririm. 

Elyra yeniden ona baktı. 

Aldren: Senden hemen karar vermeni istemiyorum. Biraz düşün. Kabul edersen gerekli resmî işlemleri başlatırız. 

Elyra: Peki, efendim. Düşüneceğim. 

Aldren: Güzel. Şimdilik Brinelle'le vakit geçirebilirsin. Malikâneye alışman iyi olur. 

Elyra: Teşekkür ederim. 

Aldren ayağa kalktı. Elyra da onu takip ederek ayağa kalktı. 

Aldren: O hâlde sonra görüşürüz. 

Elyra: İyi günler, efendim. 

Aldren seradan ayrıldı. 

Elyra birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Söylenenleri düşünüyordu. Ardından seranın kapısına yöneldi. Brinelle onu bahçe yolunda bekliyordu. 

Brinelle: Konuşmanız bitti mi, Elyra Hanım? 

Elyra: Evet. 

Brinelle: O hâlde gezimize kaldığımız yerden devam edelim mi? 

Elyra: Olur. 

Brinelle gülümseyerek yeniden bahçeye doğru yürüdü. Elyra da onun peşinden gitti 

Brinelle: Şimdi de şu taraftaki bölümü göstereyim. Bahçıvanların en çok ilgilendiği yer burası. Birbirinden farklı bitkiler yetiştiriyorlar. 

Elyra: Şu çiçeklerin adını biliyor musunuz? 

Brinelle: Hepsini değil. Ama onları yetiştiren bahçıvana sorabiliriz. Kendisi bitkiler konusunda tam bir uzman. 

Elyra: Ben de çiçekleri seviyorum. 

Brinelle: Öyle mi? O zaman bir gün birlikte bahçeyle ilgilenebiliriz. Ne dersiniz? 

Elyra: Gerçekten mi? 

Brinelle: Tabii ki! Hatta size küçük bir çiçek köşesi bile ayarlayabiliriz. 

Elyra'nın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. 

Bir süre daha bahçede dolaştılar. Brinelle göleti, meyve ağaçlarını ve bahçenin daha sakin köşelerini gösterdi. Elyra da merakla etrafı inceliyordu. 

Güneş yavaş yavaş alçalmaya başladığında Brinelle saate baktı. 

Brinelle: Sanırım artık odanıza dönsek iyi olacak. Bugün oldukça yoruldunuz. 

Elyra: Biraz yoruldum. 

Brinelle: O zaman sizi odanıza götüreyim. Biraz da dinlenirsiniz. 

İkili malikânenin içine döndü ve merdivenlerden çıkarak Elyra'nın odasına ulaştı. 

Brinelle: Şimdi güzel bir banyo yapmanın zamanı geldi! 

Elyra: Banyo mu? 

Brinelle: Elbette! Uzun bir yolculuktan geldiniz. Biraz rahatlamanız iyi olacaktır. 

Elyra: Olur. 

Brinelle bitişikteki banyoya geçerek küveti sıcak suyla doldurdu. Havluları ve gerekli eşyaları hazırladıktan sonra Elyra'yı çağırdı. 

Brinelle: Her şey hazır, Elyra Hanım. 

Elyra: Teşekkür ederim. 

Bir süre sonra banyo tamamlandı. Brinelle, Elyra'nın saçlarını yıkamasına da yardımcı oldu. Ardından ona temiz bir bornoz vererek odasına götürdü. 

Brinelle: Nasıl hissediyorsunuz? 

Elyra: Daha iyiyim. Çok rahatlatıcıydı. 

Brinelle: Güzel! Şimdi saçlarınızı kurutup üzerinizi değiştirelim. 

Odaya döndüklerinde kapının yanında bırakılmış birkaç paket dikkatlerini çekti. 

Brinelle: Bunlar da nereden çıktı? 

Paketlerin üzerindeki mührü görünce Aldren tarafından gönderildiklerini anladı. Paketleri içeri taşıyarak yatağın üzerine yerleştirdi. 

Elyra: Onlar ne? 

Brinelle: Sanırım Dük sizin için yeni kıyafetler hazırlatmış. 

Paketleri açtığında içlerinden birkaç takım günlük kıyafet ve gecelik çıktı. 

Brinelle: Görünüşe göre artık yeni kıyafetleriniz de var! 

Elyra kıyafetlere dikkatlice baktı. 

Elyra: Bunlar benim için mi? 

Brinelle: Evet, hepsi sizin için. Dük oldukça hızlı davranmış. 

Elyra: Ama bunların hepsini almasına gerek yoktu. 

Brinelle: Belki de ihtiyaç duyacağınızı düşünmüştür. Hem yeni kıyafetleriniz olması güzel, değil mi? 

Elyra: Evet... 

Brinelle: Hadi, şu geceliklerden birini giyebilirsiniz. Sonra saçlarınızı tarayalım. 

Elyra üzerini değiştirdikten sonra aynanın önündeki sandalyeye oturdu. Brinelle arkasında durup tarağı eline aldı ve saçlarını yavaşça taramaya başladı. 

Bir süre odada yalnızca tarağın saçların arasından geçerken çıkardığı hafif ses duyuldu. 

Elyra: Brinelle Abla... 

Brinelle: Efendim, Elyra Hanım? 

Elyra: Size bir şey sorabilir miyim? 

Brinelle: Elbette! Sorun bakalım. 

Elyra bir süre aynadaki yansımasına baktı. 

Elyra: Bugün Dük benimle konuştu. 

Brinelle: Öyle mi? Ne hakkında? 

Elyra: Beni... evlat edinmek istediğini söyledi. 

Brinelle'in tarağı bir an durdu. 

Brinelle: Anladım. 

Elyra: Valcrest ailesinin bir üyesi olmamı istiyormuş. Bunun ne anlama geldiğini biliyorum ama... Ne yapmam gerektiğinden emin değilim. 

Brinelle tarağı yeniden hareket ettirmeye başladı. 

Brinelle: Peki, siz ne düşünüyorsunuz? 

Elyra: Bilmiyorum. Dük bana çok iyi davranıyor. Burada kalmama izin verdi, bana bir oda hazırlattı. Ama onu henüz pek tanımıyorum. 

Brinelle: Bu çok normal. Sonuçta daha yeni tanıştınız. 

Elyra: Siz Dük'ü uzun zamandır tanıyor musunuz? 

Brinelle: Elbette! Bir süredir bu malikânede çalışıyorum. 

Elyra: Nasıl biridir? 

Brinelle hafifçe gülümsedi. 

Brinelle: Dük Aldren mi? Açıkçası kendisi oldukça iyi bir insandır. Bazen rahat tavırları yüzünden bunu anlamak zor olabilir ama sorumluluklarını her zaman yerine getirir. Malikânedeki çalışanlarına da kötü davranmaz. Üstelik ihtiyaç duyan insanlara yardım etmekten çekinmez. 

Elyra sessizce dinledi. 

Brinelle: Elarion'da ona saygı duyan çok insan var. Sadece güçlü bir savaşçı olduğu için değil, yönettiği topraklarda yaşayan insanları da önemsediği için. 

Elyra: Yani onun yanında güvende olabileceğimi mi düşünüyorsunuz? 

Brinelle: Ben öyle düşünüyorum. 

Bir an durdu, sonra tarağı yeniden saçlarının arasından geçirdi. 

Brinelle: Ama bu sizin hayatınızla ilgili önemli bir karar, Elyra Hanım. Ben size Dük'ün nasıl biri olduğunu anlatabilirim ama ne karar vermeniz gerektiğini söyleyemem. 

Elyra: Sizce ne yapmalıyım? 

Brinelle: Bence acele etmeyin. Onu tanımak için biraz zamanınız var. Kendinizi hazır hissettiğinizde kararınızı verirsiniz. 

Elyra: Anladım... 

Brinelle: Hem ne karar verirseniz verin, ben burada olacağım. 

Elyra hafifçe gülümsedi. 

Elyra: Teşekkür ederim, Brinelle Abla. 

Brinelle: Rica ederim! 

Brinelle son bir kez saçlarını taradıktan sonra tarağı masanın üzerine bıraktı. 

Brinelle: İşte, tamamdır. Artık yatmaya hazırsınız. 

Elyra: İyi geceler, Brinelle Abla. 

Brinelle: İyi geceler, Elyra Hanım. Güzelce dinlenin. 

Brinelle odadan ayrıldı. Elyra da yatağına uzanıp battaniyesini üzerine çekti. 

Gece ilerledikçe malikânenin içi sessizliğe büründü. 

Elyra derin bir uykuya dalmıştı. Ancak bir süre sonra uykusu huzursuzlaşmaya başladı. 

Rüyasında yeniden Eilford'daydı. 

Köyün üzerinden yükselen dumanlar, evlerin arasında koşuşturan insanlar ve her taraftan gelen Ork çığlıkları... 

??? : Kaçın! Orklar geliyor! 

Elyra, annesini arayarak evlerin arasında koşuyordu. 

Elyra: Anne! Anne, neredesin?! 

Bir evin önünde durdu. İçeriden gelen gürültüyle irkilerek arkasına döndü. İri bir Ork, elindeki silahla kendisine doğru yaklaşıyordu. 

Elyra: Hayır... 

Ork'un sesi giderek yükseldi. 

??? : Seni buldum! 

Elyra: HAYIR! 

Küçük kız aniden gözlerini açtı. 

Elyra yatağında doğrulmuş, hızlı hızlı nefes alıyordu. Birkaç saniye boyunca etrafına baktı. Burası Eilford değildi. Büyük ve sessiz odasındaydı. 

Ancak gördüğü şeyler zihninden çıkmıyordu. 

Elyra ellerini yüzüne götürdü. Gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. 

Biraz bekledi ama yeniden uyuyamadı. 

Sonunda yataktan kalktı ve odasından çıktı. 

Koridor sessizdi. Duvarlardaki lambaların bir kısmı yanıyordu. Elyra nereye gideceğini bilmeden birkaç adım ilerledi. 

Tam merdivenlere yaklaşmışken koridorun diğer ucundan gelen ışık dikkatini çekti. 

Bir kapının altından ışık sızıyordu. 

Elyra yavaşça o tarafa ilerledi. Kapının tam kapanmadığını fark edince aralıktan içeri baktı. 

Burası Aldren'in çalışma odasıydı. 

Aldren masasının arkasında oturuyordu. Önünde birkaç belge ve açık bir kitap vardı. Bir eliyle sayfaları tutarken diğer eliyle kitabın kenarına dayanmıştı. 

Elyra kapının aralığından onu bir süre izledi. 

Aldren kitabın sayfalarını inceliyordu. Elyra kitabın ne hakkında olduğunu anlayamamıştı. 

Tam geri çekileceği sırada... 

Aldren: Kapının arkasında ne yapıyorsun? 

Elyra irkilerek geri çekildi. 

Elyra: Ah...! 

Aldren kitabı kapatıp başını kapıya çevirdi. 

Aldren: İçeri gel. 

Elyra bir süre tereddüt ettikten sonra kapıyı biraz daha açtı ve içeri girdi. 

Aldren: Saatin farkında mısın? 

Elyra: Özür dilerim, efendim. Sizi rahatsız etmek istememiştim. 

Aldren: Neden uyumadın? 

Elyra ellerini geceliğinin önünde birleştirdi. 

Elyra: Biraz önce uyandım. 

Aldren: Bir sorun mu var? 

Elyra: Kötü bir rüya gördüm. 

Aldren ona kısa bir süre baktı. Ardından masasındaki kitabı kenara bıraktı. 

Aldren: Eilford'la mı ilgili? 

Elyra yavaşça başını salladı. 

Elyra: Evet... 

Aldren: Hâlâ o gün yaşananları düşünüyorsun demek. 

Elyra: Uyurken her şeyi tekrar gördüm. Orklar... İnsanların bağırışları... Annem... 

Sesi son kelimede biraz titredi. 

Aldren bir süre sessiz kaldı. 

Aldren: Anladım. 

Elyra: Sizi rahatsız etmek istemedim. Sadece biraz dolaşmak istedim. 

Aldren: Zaten uyumuyordum. 

Elyra merakla masasındaki kitaba baktı. 

Elyra: Siz de mi uyuyamıyorsunuz? 

Aldren: İşlerim vardı. 

Elyra: Bu saatte bile mi? 

Aldren: Dük olmanın bazı dezavantajları var. 

Elyra hafifçe başını eğdi. 

Elyra: Anlıyorum... 

Aldren sandalyesine yaslandı. 

Aldren: Gel, biraz otur. En azından kendine gelene kadar. 

Elyra gösterdiği koltuğa oturdu. Küçük kızın gözleri hâlâ biraz kızarmıştı. Aldren ise masasındaki kitabı kapatıp kenara bıraktı. 

Aldren: Biraz su ister misin? 

Elyra: Hayır, teşekkür ederim. 

Aldren: Peki. 

Odanın içinde bir süre sessizlik oldu. Elyra koltuğun üzerinde ellerini birleştirmiş, etrafı inceliyordu. 

Elyra: Efendim... 

Aldren: Söyle. 

Elyra: Yarın da burada olacak mısınız? 

Aldren: Elbette. Neden sordun? 

Elyra: Sadece merak ettim. 

Aldren: Sabah burada olacağım. Şimdi biraz dinlenmeye çalış. 

Elyra: Peki. 

Aldren yeniden masasındaki belgelerden birine göz attı. Elyra ise koltuğa biraz daha yaslandı. Gözleri yavaş yavaş kapanırken başı yana doğru düştü. 

Bir süre sonra tamamen uykuya dalmıştı. 

Aldren başını kaldırıp ona baktı. 

Aldren: Uyuyakaldın demek... 

Yerinden kalkarak Elyra'nın yanına gitti. Küçük kızın uykusunu bölmemek için dikkatlice onu kucağına aldı. Ardından çalışma odasından çıkıp üst kata yöneldi. 

Koridorlar sessizdi. Elyra'yı odasına götürerek yatağına yatırdı ve üzerini örttü. 

Aldren bir an başucunda durdu, ardından odadan çıktı. 

Kendi odasına döndüğünde masasının üzerindeki kitaba yeniden göz attı. Ardından kitabı kapatarak kenara bıraktı. 

Sabah güneşi malikânenin pencerelerinden içeri süzülüyordu. 

Elyra uyandığında kendisini yatağında buldu. Bir süre nerede olduğunu anlamaya çalıştıktan sonra gece yaşananları hatırladı. 

Yatağından kalkıp üzerini değiştirdi. Tam o sırada kapı çalındı. 

Brinelle: Günaydın, Elyra Hanım! Uyandınız mı? 

Elyra: Evet, içeri girebilirsiniz. 

Brinelle içeri girdiğinde elinde kahvaltılıkların bulunduğu küçük bir tepsi vardı. 

Brinelle: Günaydın! Nasıl uyudunuz? 

Elyra: İyiydi. Teşekkür ederim. 

Brinelle: Güzel. Dün biraz yorulmuştunuz. İyi dinlenmişsinizdir umarım. 

Elyra: Evet. Biraz daha iyiyim. 

Brinelle tepsiyi masaya bıraktı. 

Brinelle: Kahvaltınızı odanıza getirdim. Sonrasında isterseniz bahçeye çıkabiliriz. 

Elyra: Aslında Dük'le konuşmak istiyordum. 

Brinelle: Dük'le mi? Bir şey mi oldu? 

Elyra: Hayır. Sadece dün söylediği şey hakkında düşündüm. 

Brinelle: Anladım. Sanırım şu an çalışma alanında. Sabahları genellikle orada antrenman yapar. 

Elyra: Nerede olduğunu biliyor musunuz? 

Brinelle: Elbette! Malikânenin arka tarafındaki antrenman alanında. 

Elyra: Teşekkür ederim, Brinelle Abla. 

Brinelle: Rica ederim. Kahvaltınızı da unutmayın! 

Malikânenin arka tarafındaki geniş antrenman alanında Aldren antrenman yapıyordu. 

Elinde iki büyük ve ağır kılıç vardı. Her iki kılıcı da ustalıkla hareket ettiriyor, art arda yaptığı savuruşlarla havayı yarıyordu. Kılıçlarının her hareketinde güçlü rüzgâr akımları oluşuyordu. 

Bir süre sonra kılıçlarını indirdi ve nefesini düzenledi. 

Tam o sırada antrenman alanının girişinde Elyra belirdi. 

Aldren: Elyra? Burada ne yapıyorsun? 

Elyra: Sizinle konuşmak istiyordum, efendim. 

Aldren iki kılıcını kenara bıraktı. 

Aldren: Tabii. Gel. 

Elyra yavaşça yanına yaklaştı. 

Aldren: Dün söylediğim konu hakkında mı? 

Elyra: Evet. 

Aldren: Kararını verdin mi? 

Elyra birkaç saniye düşündü. Sonra başını kaldırıp Aldren'e baktı. 

Elyra: Sizin kızınız olmak istiyorum. 

Aldren sessizce onu dinledi. 

Elyra: Valcrest ailesine katılmak istiyorum. Burada kalmak da istiyorum. Ama... 

Aldren: Ama? 

Elyra: Size hemen baba diyebileceğimi sanmıyorum. Yani... Benim için biraz zor olacak. Henüz alışamadım. 

Aldren'in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. 

Aldren: Bunu beklemiyorum zaten. 

Elyra şaşkınlıkla ona baktı. 

Aldren: Birbirimizi daha yeni tanıyoruz. Böyle bir şeye alışmak zaman alır. Kendini zorlamana gerek yok. 

Bir an duraksadı. 

Aldren: Acele etmemize gerek yok, Elyra. 

Elyra'nın yüzündeki gerginlik biraz azaldı. 

Elyra: Teşekkür ederim... 

Aldren: Öyleyse anlaşmış olduk. 

Elyra başını salladı. 

Aldren yeniden kenara bıraktığı iki kılıcına baktı. 

Aldren: Şimdi biraz çalışmam gerekiyor. Sen de istersen malikânede vakit geçirebilirsin. 

Elyra: Peki. Kolay gelsin, efendim. 

Aldren: Teşekkürler. 

Elyra hafifçe eğilerek antrenman alanından ayrıldı. 

Aldren ise kılıçlarını yeniden eline aldı. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. 

Böylece Elyra, Valcrest ailesinin bir parçası olmayı kabul etmişti.