İçeriğe geç

Sevilmeyen Bir Çocuk

Bazı çocuklar dünyaya gözlerini açtığında sevgiyle karşılanır. Annelerinin kollarında huzur bulur, babalarının omuzlarında kendilerini güvende hissederler. Küçük mutluluklarla büyür, güzel anılar biriktirirler.

Bazı çocuklar ise daha ilk nefeslerinden itibaren sevgiyi aramak zorunda kalır.

‎ Ben ikinci gruptaydım.

‎ ‎Çocukluğumdan beri kendimi ait olmadığım bir evin içinde yaşıyormuş gibi hissederdim. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir aileydik. Aynı sofraya oturur, aynı evin içinde yaşar, aynı soyadını taşırdık. Ama kimse benim içimde neler yaşadığımı bilmezdi.

Benim evimde kahkahalar çok az, tartışmalar ise fazlaydı.
‎
‎ Daha küçücük bir çocukken insanların sözlerinin ne kadar acıtabileceğini öğrendim. Bazen bir bakış, bazen küçümseyen bir gülüş, bazen de söylenen birkaç kelime bütün günümü mahvetmeye yeterdi.

‎ Evde ne zaman bir sorun çıksa suçlu bendim.
‎

Bir bardak kırılsa ben yapmıştım. Bir eşya kaybolsa ben koyduğum yeri unutmuştum. Birisi sinirli olsa öfkesini benden çıkarırdı.
‎
‎ Kendimi savunmaya çalıştığımda ise karşılığında daha ağır sözler duyardım.
‎

Bu yüzden zamanla sustum.
‎
‎ Çünkü konuşmak hiçbir şeyi değiştirmiyordu.

Çocukluğumda en çok istediğim şeylerden biri annemin bana sarılmasıydı. Öyle uzun uzun, hiçbir şey söylemeden, sadece sevdiğini hissettirecek şekilde...

‎ ‎Bazen annemin yanına gider, bir şey anlatmak için fırsat kollardım. Belki o gün okulda yaşadığım bir şeyi anlatırdım, belki arkadaşlarımla ilgili bir şey söylerdim. Ama çoğu zaman sözüm yarım kalırdı.

‎ ‎Babamdan da beklentilerim vardı. Bir gün beni karşısına alıp nasıl olduğumu sormasını, okulumu merak etmesini, başımı okşamasını isterdim.

‎ Ama bunlar benim çocukluk hayallerim olarak kaldı.

‎ Diğer çocuklara bakardım. Anneleri saçlarını tararken nasıl mutlu olduklarını, babalarının ellerini tutarken nasıl güvendiklerini izlerdim.

‎ Sonra kendi ellerime bakardım.

‎Benim de tutulmayı bekleyen iki küçük elim vardı.

‎ Ama kimse uzanıp tutmuyordu.

‎ Bazen kendime sorardım:

‎ ‎'Acaba ben neden sevilmiyorum?'

‎ 'Bende ne eksik?'

‎ ‎'Bir gün iyi bir çocuk olursam beni severler mi?'

‎ Oysa ben zaten iyi bir çocuk olmaya çalışıyordum. Kimseyi üzmemeye, kimseye karşı gelmemeye, evde sorun çıkarmamaya çalışıyordum. Ama ne yaparsam yapayım bir türlü yeterli olamıyordum.

‎ Geceleri herkes uyuduktan sonra odamın kapısını kapatırdım. Yatağıma uzanır, yastığımı göğsüme bastırırdım. Gözyaşlarım sessizce yanaklarımdan süzülürdü.

Bazen ağlamaktan yorulup uyuyakalırdım.

‎ Sabah olduğunda ise hiçbir şey olmamış gibi kalkardım.

Çünkü benim üzülmeye bile hakkım yoktu.

‎ Yıllar geçti.

‎ ‎Çocukluğum geride kaldı ama o küçük kızın kırgınlıkları benimle birlikte büyüdü. Artık eskisi kadar kolay ağlamıyordum. İnsanların söylediklerine karşı sessiz kalmayı, içimde fırtınalar koparken gülümsemeyi öğrenmiştim.

‎ Dışarıdan güçlü görünüyordum.

Ama içimde hâlâ annesinin sevgisini bekleyen, babasının kendisiyle gurur duymasını isteyen küçük bir kız vardı.

Arkadaşlarım ailelerinden bahsettiklerinde çoğu zaman susardım. Çünkü anlatacak güzel anılarım yoktu. Bazen onların anlattıklarını dinlerken kendimi başka bir dünyada hissederdim.

Benim dünyamda sevgi, herkesin sahip olduğu ama benim ulaşamadığım bir şeydi.

Bir gün büyüdüğümde bu evden gideceğime söz verdim kendime.

‎ Kendi hayatımı kuracaktım. Kimsenin karşısında kendimi ispatlamak zorunda kalmayacaktım. Kimsenin sevgisini kazanmak için kendimden vazgeçmeyecektim.

Bir gün kendi evim olacaktı.

‎ O evde kimse korkarak konuşmayacak, kimse ağladığı için suçlanmayacaktı. Birisi üzgün olduğunda ona kızılmayacak, aksine sarılınacaktı.

‎ Çünkü ben nasıl sevilmediğimi çok iyi biliyordum.

‎ Ve bir gün birini sevdiğimde ona yaşadığım acıları yaşatmamaya yemin etmiştim.

Yine de hayatın bana başka sınavlar hazırladığından habersizdim.

Henüz bilmiyordum...

Bir gün karşıma çıkacak bir insanın, yıllardır kapattığım bütün yaralarımı yeniden kanatacağını.

‎ Bir gün bir çift gözün içinde ilk defa kendimi özel hissedeceğimi.

Ve en önemlisi, sevilmekten korkan kalbimin yeniden sevmeyi deneyeceğini...

‎ Ama o günlere gelmeden önce daha çok ağlayacaktım.

Çünkü benim hikâyem, sevilmeyen bir çocuğun büyümesiyle başlamıştı.
‎

Ve bu hikâyenin henüz kimsenin bilmediği çok büyük bir sırrı vardı.