İçeriğe geç

1.BÖLÜM

O günü anlatması gerçekten çok güç benim için.Meğer beni kendi annem bırakıyormuşta,haberim yokmuş.Bir insan sevgiyi önce ailede tatmalı,derler.İşte tam bu noktada devreye babam giriyor.Evet,babam.Ben ondan öğrendim her şeyi,her bilgiyi.Bebekkende babam ilgilenirmiş benimle.Annem olacak o kadın emzirmemiş bile.Babam kaliteli mama bulmak için 3 gün boyunca market dolaşmış.Zaten buradan da anlaşılır olduğu gibi hiç istememiş o kadın beni.Kaçırılmadan önce,evi dağıttığım rastgele bir gündü çünkü 5 yaşındasın ve neyin ne olduğunu bilmiyorsun.Annem olacak kadın evi dağıttığımı görünce cinnet geçirmişti.Babam gelene kadar dövmüştü beni.Babam gelince kucağına zar zor atmıştım kendimi.Büyük bir kavga etmişlerdi.Bazen düşünüyorum,belki bu kadın benim gerçek annem bile değildir,olamaz mı? Bence olabilir.Her neyse gelelim o kabus gibi hayatımı karartan güne...

O sabah erkenden uyanmıştım.Ve çizgi film izlemek için salona ilerliyordum.Salonun hemen yan tarafındaki yatak odasında annem olacak o kadın büyük bir çantanın içine birşeyler tepiştiriyordu.Umursamamıştım.Hoş,umursamadığım için bu haldeyim ya neyse.Babam o gün işe erken gitmiş,bu yüzden sadece annemle kahvaltı etmiştik.Sonra da size anlattığım o boş tembihlemeler.. Gerisini biliyorsunuz işte.Beni kaçırdıkları sırada burnuma bir pamuk dayadılar,yani uyuşturucu.Bu yüzden hiçbir şey hatırlamıyorum.Sadece gözlerimi ilk açtığımda ki gördüğüm manzara gözümün önünden gitmiyor.İri yarı,kocaman bir adamın kucağındaydım.Kocaman bir koridorda ilerliyorduk.Koridar nihayet bittiğinde en uç odaya girdik.Bu kocaman yerde kuş yuvası denilebilecek kadar küçük bir odaydı.Beni taşıyan adam geçemedi kapıdan,o kadar küçük yani.Daha sonra bir kadın aldı adamın elinden beni.Odanın ortasındaki yatağa yatırdı.Hem kollarımı hem bacaklarımı zincirledi.Ve bana şunu fısıldadı,"yaklaşık 10 yılcık kadar misafirim olacaksın,sonrası ise ya hayatının kurtuluşu,ya da kabusu.."

•••

Aptal cici babamın aptal bir oğlu var.Benden 3 yaş büyük.Arada iğrenç bir mutlu aile tablosu görünümüyle sanki deli ziyaret eder gibi yanıma geliyorlar.Acıyan gözlerle bakıyor bana acımasız kadın.Ya ben senin kızınım ya ,senin! Her neyse işte,o kadının yıllar önce bahsettiği kurtuluş zırvalaması 1 hafta sonraymış,cici babam sağolsun açıkladı.Beni güzelce hazırlayıp cemiyete sunacaklarmış.Objeyim sanki ben! Neyse,bizde boş değiliz.Onlar hakkında çok güzel planlarım var.Ne de olsa,babamın kızıyım ben..Yeri gelmişken,babam Özel Kuvvetlerde çalışıyordu.Evet,çalışıyorDU çünkü şuan ne halde bilmiyorum.Bu his beni kahrediyor çünkü babamı çok özledim.Muhtemelen bu kadının beni de alıp kaçtığını zannediyor ve beni bulmaya çalışıyor fakat böyle bir durumum içinde olduğumu bilseydi bırak bu malikaneyi,dünyalarını başlarına yıkardı bu insanların.Keşke babacım,keşke seninle son bir kez vedalaşma hakkım olsaydı,seni o kadar çok özlüyorum ki...

(1 Hafta Sonra)

Bugün 25 Ekim.Yani benim doğum günüm.Ve o saçma zırvalıkların gerçekleşeceği gün.Odamda sakince oturuyordum.Günlük falan yazıyordum işte malikenin bir köşesinde bulduğum deftere.Daha sonra kapı tıkladı,içeri cici babamın aptal oğlu girdi.Sarışın bir çocuktu.Gözleri hafif bal rengi,teni kumral,saçları ise koyu sarıydı.Sakin adımlarla odaya girdi,kapıyı kapattı.Garip bir sakinlikle "Akşam için hazırlanman gerek,Deniz.Seni bir yere götüreceğim.Orada hazırlayacaklar.Beni takip et" dedi.Bense ondan nefret ettiğimi belli eden bir tınıyla "Buna sen mi karar veriyorsun? Gelmiyorum,var mı? Kimsiniz siz ya? Obje miyim ben!"dedim.Şaşırmadı çünkü böyle bir tepki bekliyor gibiydi.Sırtı bana dönükken tekrar bedenini öne çevirdi.Gözlerime iddiayla bakarak "Diyorsun?" dedi.Bu sefer ben şaşırdım çünkü kolumdan çekiştirerek götürmesini bekliyordum.Bana doğru ilerledi.Yatağımın yanındaki sandalyeye oturdu beni delirten bir sakinlikle."Merak etme" dedi."Sana benden zarar gelmez.Senin yaşadıklarının aynısını bende yaşıyorum."Ne demek istediğini anlamamıştım.Şaşkın gözlerle bakmaya devam ederken "Akşam duyacaklarını ilk duyduğumda bende çok itiraz ettim ama nafile." Dedi.Yine anlamamıştım."Her neyse,şimdi bunun sırası değil" dedi.Aynı sakinlikle "Lütfen işi zorlaştırmadan benimle gelir misin?" "Çık dışarı" dedim."Bak sana rica ediyorum,lütfen diyo-" sözünü keserek "Çıkmazsan üstümü nasıl değiştiricem,aptal!" Diye yükseldim."He,pardon" dedi afallayarak.Çıkarken itici bir tavırla gülümsedi "Hızlı hazırlan :)"...

Üstümdeki oversize tişörtü çıkartıp dolapta bulduğum pembe renk bir tişörtü geçirdim üstüme.Altıma da kot bir şort giydim.Yüzümü yıkayıp,saçlarımı taradım.Hiç memnun değildim halimden.Makyaj malzemem bile yoktu.Hoş,olsa bile bu durumda makyaj yapacak kadar vaktim yoktu.Kapıyı açınca karşımda Alp'i görünce şaşırmıştım.(Üvey kardeşi)Neden kapının önünde bekliyordu ki? Gözüyle bir süzdü kıyafetlerimi.Memnun olmuş bir tavırla ilerlemeye başladı.Bende mecbur peşinden ilerledim.Yıllar sonra bu koridorlardan yine geçince bir garip oldum.Başım dönmeye başladı.Gözüm kararınca bir adım öne sendeleyip düşecek gibi oldum.Alp'e çarpınca arkasını dönüp tuttu refleksle.Panikle "İyi misin? Ne oldu?" Diye sordu.Yüzümü kaldırınca zaten bana baktığını fark edip gözlerimi kaçırdım."Tamam,yok bişey başım döndü sadece." Dedim bırakması için çabalarken.Hemen bıraktı zaten.Sonunda koridor bitmişti ve malikanenin önüne gelmiştik.İlk defa görüyordum malikanenin dışını.İncelemeden edemedim.Daha sonra önümdeki arabaya baktım.Benim hayalim olan arabaydı.Modeli Mercedes G Kasa olan arabaya bakarken "Ne o? Bizim küçük hanım çok mu beğendi arabamı?" Bakışlarım ona döndü.Elimin tersiyle vurdum omzuna."Kes sesini."dedim profesyonelce."Çok severdim bu modeli,ondan" dedim."Gerçi niye açıklama yapıyorum ben ya?" Diye de lafımı çaktım."2 dakika içinde bu kadar hızlı duygu değişimini ilk defa görüyorum." Dedi çapkın bir gülüşle.Bense göz devirmekle yetindim.Arabaya bindik.Yol boyunca ikimizde konuşmadık.Sonra şık,kaliteli bir mağazanın önünde durduk.İndik."Hadi gel." Dedi.İlerlerken aslında mağaza olmadığını,cici babamın Özel şirketi olduğunu fark ettim.Hayatımda hiç Özel şirket görmediğim için mağaza sandım işte.Bir insan 16 yaşına kadar hiç çıkarılmazsa dışarı olacağı bu.İçeri girince yaşlı bir adam "Hoşgeldiniz Alp Bey" dedi.Alp baş selamı verdi ve beni sırtımdan hafif iterek yürüttü.Arkamı dönüp "Ne yapıyorsun sen ya?!" Diye çıkıştım."Herkes buraya odaklanmış vaziyette.Sana bakıp duruyorlar,hızlı yürü.Sessiz ol,ve ben ne yapıyorsam ses çıkartma." Dedi.Gerçektende herkes bize bakıyordu ama bu inatlaşmama engel değildi."Dokunma bana." Diye elini ittiriyordum ki belimden tutup kendine yaslamasıyla bocaladım.Muhtemelen burası tekin bir yer değildi,yoksa o da bana meraklı değildir diye geçirdim içimden.Kendimi kurtarmaya çalıştıkça daha çok çekiyordu kendine.İşi inada bindirmişti.Tam bende kendimi daha çok çekecektim ki aniden önümüzdeki kabine girdik.Daha doğrusu girdirildim.Yüzüme yaklaşarak "Uslu dur." Dedi.Tam bu noktada kokusu dikkatimi çekti çünkü babamın kokusuna çok benziyordu.Sinirlenmiş gibiydi.Bende daha çok yaklaşarak "Durmazsam ne olur? Ne yapabilirsin ki? Aptal ucube!" Diye saydırdım.Kendini geri çekti."Anlaşıldı,sen ders almayacaksın" derken kabinden çıktı.Ben kabinde kalakalmıştım çünkü böyle birşey beklemiyordum.2 dakika sonra elinde bir sürü elbiseyle tekrar kabine dalınca afalladım."Dene şunları!" Dedi."Çık o zaman!" Diye bağırdım.Az önce benim yaptığım gibi "Çıkmazsam ne olur?" Dedi sakinlikle.Bunu dedikten sonra ittirme yoluyla kabinden çıkarttım kendisini.Çok zordu ama başarmıştım.Çok heybetli bir arkadaşımızdı kendisi.Veya o kendisi çıkmıştı,bilemiyorum.Sonra tek tek denedim elbiseleri.Tek tek süzdü.En son bordo renk,kısacık ve oldukça dekolteli bir elbise kaldı.Mecbur onu da denedim.Dışarı çıktım.Bana döndüğünde oldukça şaşırmıştı.Böyle bir elbise beklemiyordu sanırım.Etrafını süzdükten sonra beni kabine iteleyip,"Çıkar şunu,bu ne aynı gecelik gibi!"Diye yükseldi.Bende"Benim ne suçum var ya,sen getirdin bunları!" Diye bağırdım.Ama ben bağırırken çoktan kabin perdesini çekmişti.Bende kabullenip çıkardım elbiseyi.En son beyaz sade bir elbiseyi alıp çıktık.Daha sonra eve döndük.Kuaför ekibi saçımı,makyajımı falan yaptı.Akşama hazırladılar.Ve sonra artık büyük salona inmem gerektiğini söylediler...

Akşam salona indiğimde,salonda büyük bir izdiham vardı.Her tarafta insanlar,üzerimde gezen gözler,ve alaycı gülme sesleri işitiyordum.Fakat umurumda değildi çünkü,zaten hayatım berbatken bunlar umursanacak kadar önemli değildi.Salona indiğimde gözüme ilk çarpan kişi o kadın oldu.Güzelce giyinmiş,bir sürü mücevher takmış,yanındaki adamın koluna girmişti.Yanındaki adamı da az çok tahmin edersiniz ki cici babam.Daha sonra gözüm Alp'i aradı.Ama görememiştim.Daha sonra arkamdan fısıltı şeklinde tanıdık bir koku ve tanıdık bir ses geldi."Korkmana gerek yok,ben buradayım." diyordu.Bense arkamı dönüp güvendiğim tek kişinin burada olduğunu görünce bir nebze rahatlamıştım ki önümdeki görsel ile afalladım.Koyu sarı saçlarını özenle şekillendirmiş,üstüne güzel bir takım elbise giymiş ve en güzel parfümünü sıkmıştı.Bu çocuk eskiden de böyle miydi diye düşündüm ama hemen geri zihnimi toparladım.Bu çocuk senin baş düşmanın,Deniz.Hatırla Deniz.Diye saydım içimden.Sonra salonda bir alkış koptu.Neden olduğunu anlamamıştım ama sorgulamamıştım da.Daha sonra cici babacığım kürsüye çıkıp şu şekilde bir konuşma yaptı;"Hoşgeldiniz sevgili dostlarım,arkadaşlarım.Bugün canım oğlum Alp'in ve canım gelinim Deniz'in nişan törenini birlikte kutlayacağız.Hepinize iyi eğlenceler diliyorum!" Bu lafları duyunca kafamdan aşağı kaynar sular dökülür gibi oldu.Canım gelinim mi? Ben ne ara gelini olmuştum bu pisliğin? Sorgulayıcı ve dehşet korkutucu bakışlarla Alp'e döndüm.Beni gözleriyle de destekleyerek "Sakin ol.Anladığın gibi birşey değil."dedi.Sustum.Tüm gece sustum.Aslında kafamda kurduğum planımı gerçekleştirecektim ama duyduklarımdan sonra tek bir hamle yapamadım.Herkes gittikten sonra bakışlarımı cici babam Karahan'a döndürdüm."Ne dediğini sanıyorsun sen ya? Ne gelini,ne damadı? Ne çeviriyorsunuz siz yine? Yine benim hakkımda ne kararlar alıyorsunuz? Yeter artık ya,bırakın beni gideyim!"diye bağırdım.Dizlerim boşaldı,yere düştüm,bir yandan ağlıyor,bir yandan bağırıyordum, "Ya ben 16 yaşındayım,doğru düzgün dışarı çıkmışlığım yok! Babamdan kopardınız ya beni,şu hayatta en sevdiğim insandan kopardınız!Sizden nefret ediyorum!" derken Alp çöktü yanıma,"Sakin ol,ağlama,anlatacağım sana Deniz."dedi."Ne anlatacaksın ya!Yeter artık beni elinizde oyuncak gibi oynayıp fırlattığınız!"diye ağlamaya devam ettim.Alp ise başka çare bulamıyor gibi beni kucakladı ve hızla çıktı salondan."Ya ne yapıyorsun,bırak!" diye bir kere daha bağırdım.Odama geldiğimizde beni önce yatağıma bıraktı.Daha sonra olanları anlatmaya başladı...