Bir süre koştuktan sonra dar bir sokağa saptılar. Ayak sesleri taş duvarlarda yankılanıyor, nefesleri giderek ağırlaşıyordu. Sonunda ikisi de durdu.
Nox duvara yaslandı. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Birkaç saniye boyunca nefesini düzeltmeye çalıştıktan sonra yavaşça aşağı kaydı ve yere oturdu.
Aralarında kısa bir sessizlik oluştu.
Göz ucuyla baktığında kadının hâlâ ayakta durduğunu fark etti.
“Neden oturmuyorsun?”
Kadın dudaklarını büzüp omuz silkti.
“Yer çok kirli. Senin de oturmaman gerekiyordu.”
Nox nefesinin arasından hafifçe güldü.
“Çok zahmetlisin.”
Üzerindeki ince ceketi çıkarıp yanına serdi.
“İşte… şimdi oturabilirsin.”
Kadının gözleri parladı.
Nox'un yere serdiği cekete baktı.
Bir anlığına dünyadaki diğer her şey sessizleşmiş gibiydi.
Çok tatlı.
Düşünce zihninden geçti.
Çok tatlı.
Çok tatlı.
Silahlı adamlara saldırırken bile bu kadar heyecanlandığını hatırlamıyordu.
Sadece oturabilsin diye kendi ceketini vermişti.
Bu kadar basit bir şeydi.
Ama nedense kalbinin daha hızlı atmasına yetmişti.
Çok tatlı.
Gerçekten çok tatlı.
Kadın derin bir nefes aldı ve yüzündeki ifadeyi toparladı. Ardından sakin görünmeye çalışarak ceketin üzerine oturdu.
Nox başını yana çevirdi.
“Bu yüzünün hali ne böyle?”
Kadın gözlerini kırpıştırdı.
“Hiçbir şey.”
Sadece biraz daha yaklaşıp başını yavaşça onun kucağına bıraktı.
“Bugün… çok heyecanlı bir gün oluyor.”
Nox iç çekti.
“Hırsızların gelişi ve insanların bizden nefret etmesi… evet, kesinlikle heyecanlı.”
Kadın elini kaldırıp yanağını usulca okşadı. Gözleri her zamankinden biraz daha yumuşamıştı.
“Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.”
Nox kadının başını dikkatlice kucağından kaldırdı.
“Bu sondu.”
Kadın gözlerini kıstı.
“Bilemezsin.”
Sonra inatla tekrar aynı yere yerleşti.
Nox başını iki yana salladı.
“Pes ediyorum.”
Birkaç saniye sonra ayağa kalktı.
“Artık ayrılma vaktim geldi.”
“Öyleyse…”
Kadın da ayağa kalktı. Nox’un yere serdiği ceketi aldı, buruşturup kollarının arasına sıkıştırdı. Ardından elini ona uzattı.
“Tekrar görüştüğümüz güne kadar seni bekleyeceğim.”
Nox bir an düşündü. Sonra elini uzatıp onun elini tuttu.
“İnsanlar bunu… genelde isimlerini söylediklerinde yapar.”
Bakışlarını hafifçe kaçırdı.
“Geç oldu ama… ben Nox.”
Kadın adı birkaç kez mırıldandı.
“Nox… Nox…”
Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
“Ne tatlı bir isimmiş.”
Dudakları hafifçe kıvrıldı. Gözlerini ondan ayırmadan fısıldadı. Fransızca kelimeler neredeyse bir öpücük kadar yumuşak dökülüyordu.
“Je t’aime, Nox.”
Nox’un yüzü anında kıpkırmızı oldu.
Elini hızla geri çekti.
“Böyle şeyler söyleme.”
Kadın kahkahasını tutamadı.
“Ups, anlayacağını düşünmemiştim.”
Başını hafifçe yana eğdi.
“Memnun oldum, Nox. Ama ben… ismimi sana tekrar karşılaştığımızda söylemek istiyorum.”
Nox kaşlarını kaldırdı.
“Neden?”
Kadın dudaklarını kıvırdı.
“Beni tanımaya… tam anlamıyla başladığını görmek istiyorum.”
Nox derin bir nefes aldı.
“Nasıl istersen.”
Arkasını dönüp birkaç adım attı.
Sonra durdu.
Omzunun üzerinden geriye baktı.
“Bu arada...”
Kadın merakla başını eğdi.
“Eğer polisle başım belaya girerse seni ifşalamayacağım. Merak etme.”
Kadın hafifçe güldü.
“Ah, o hiç mühim bir sorun değil.”
Elini umursamazca salladı.
“Onu ben hallederim.”
Nox birkaç saniye ona baktı.
Sonra omuz silkti.
“Pekâlâ.”
Arkasını döndü.
“Öyleyse görüşürüz.”
Kadın da el salladı.
Gözlerinde hem meydan okuyan hem de davetkâr bir parıltı vardı.
Dudağını hafifçe ısırdı.
“O günü bekleyeceğim…”
Nox gözden kaybolduktan birkaç saniye sonra sokağın girişinden hızlı ayak sesleri duyuldu.
İki polis köşeyi dönerek sokağa girdi.
Yüzlerindeki endişe saklanamayacak kadar belirgindi.
Kadını gördükleri anda rahatladılar.
“Veyra Hanım!”
İkisi de hızla yanına geldi.
“Sonunda sizi bulduk.”
Yaşça büyük olan polis dikkatle onu süzdü.
“Sağlığınız yerinde mi?”
Veyra nazikçe gülümsedi.
“Gayet iyiyim. Endişeniz için teşekkür ederim.”
Polislerden biri gözle görülür şekilde rahatladı.
“Restoranda başınıza böyle bir şey geldiği için çok üzgünüz.”
Başını eğdi.
“Bir dahakine tüm işleri bize bırakabilirsiniz.”
Veyra hafifçe güldü.
“Sorun olmadı. Kimse zarar görmedi sonuçta.”
Polislerden genç olanı elindeki not cihazına baktı.
“Yanınızda bir kişi daha olduğunu duyduk. Olayla ilgili ifadesini almamız gerekiyor.”
Veyra birkaç saniye düşündü.
Ya da düşünüyormuş gibi yaptı.
“Öyle mi?”
Bakışlarını boş sokağa çevirdi.
“Ne yazık ki nereye gittiğini bilmiyorum.”
Sonra tekrar polislere döndü.
“İkimizin yerine de ben ifade versem sorun olur mu?”
Genç polis ağzını açtı.
“Aslında bu prosedürlere aykırı—”
Cümlesi yarıda kaldı.
Veyra'nın gözleri sakince ona çevrilmişti.
Polis anında boğazını temizledi.
“—ama tabii ki mümkün.”
Yanındaki polis de hemen başını salladı.
“Elbette.”
Veyra memnuniyetle gülümsedi.
“Harika.”
Polisler ona yol verdi.
“O halde size eşlik edeceğiz, Veyra Hanım.”
Veyra son kez sokağın çıkışına baktı.
Nox çoktan gözden kaybolmuştu.