İçeriğe geç

Işıklar Altındaki Şehir

Araç sonunda geniş bir meydana girerek yavaşça durdu. Meydanın etrafı yüksek ekranlar, ışıklı yönlendirme panelleri ve gökyüzüne kadar yükselen binalarla çevriliydi. Otobüsün kapıları açılır açılmaz görevli adam ayağa kalktı.

"Şimdi hepiniz sırayla dışarı çıkın. Çift sıra halinde dizileceksiniz. Hangi yurtta ve hangi odada kalacağınızı söyleyeceğim."

Emir tonundaki sesi öğrencilerin heyecanını daha da artırdı. Birer birer otobüsten inmeye başladılar.

Nox dışarı adımını attığı anda istemsizce etrafına baktı. Burası gerçekten bir akademi miydi?

Yüzlerce metre yükseklikteki binalar, havada süzülen küçük taşıma platformları, farklı yönlere giden enerji rayları ve her köşede görülebilen holografik ekranlar... Gördüğü hiçbir şey alışık olduğu dünyaya benzemiyordu.

Aiden'ın ağzı da açık kalmıştı.

"Bu beklediğimden çok daha çılgınca."

Öğrenciler sıraya girerken görevli isimleri okumaya başladı.

"Aiden Ryu. A Blok, oda 33."

Aiden öne çıkıp kartını aldı.

"Nox Miller. A Blok, oda 78."

Nox da kartını aldı.

"Bu kartlar kimliklerinizdir. Odanıza girişten yemekhaneye, eğitim alanlarından kütüphanelere kadar birçok yerde kullanacaksınız. Kaybetmeyin."

Aiden kartını inceleyerek etrafına baktı.

"Peki yurtlar hangi tarafta?"

Görevli omzunun üzerinden uzakları işaret etti.

"Merkezi yönlendirme sistemini takip edin."

Aiden ve Nox dönüp baktıklarında havada asılı duran devasa mavi bir hologram gördüler. Akademinin haritası üç boyutlu olarak dönüyor, binaların isimleri ışıklarla işaretleniyordu.

Aiden birkaç saniye sessiz kaldı.

"Bu yer gerçekten aklımı almaya başladı."

İkili kalabalığa karışarak haritanın gösterdiği yöne yürümeye başladı. Yol boyunca gördükleri şeyler Nox'un dikkatini sürekli dağıtıyordu. Kafeler, restoranlar, eğitim merkezleri, spor kompleksleri ve devasa araştırma laboratuvarları... Burası bir okuldan çok kendi başına yaşayan bir şehir gibiydi.

Aiden sağa sola bakmaktan yürümekte zorlanıyordu.

"Bu insanlar gerçekten burada mı yaşıyor?"

"Öyle görünüyor."

Nox'un verdiği kısa cevap bile içindeki şaşkınlığı gizleyemiyordu.

Uzun bir yürüyüşten sonra yurt bölgesine ulaştılar. Karşılarında yükselen yapı, diğer binalardan daha sade görünmesine rağmen devasa bir gökdelendi. Camla kaplı dış yüzeyi gökyüzündeki ışıkları yansıtıyor, giriş kapılarının üzerinde büyük harflerle A BLOK yazıyordu.

Aiden başını kaldırıp binanın tepesine bakmaya çalıştı.

"Bu bir yurt değil. Bildiğin gökdelen."

İkili birlikte içeri girdi. Lobi bile küçük bir alışveriş merkezini andırıyordu. Holografik ekranlar, yönlendirme panelleri ve onlarca öğrenci binanın içinde gidip geliyordu.

Asansörlerin bulunduğu bölüme geldiklerinde Aiden kartına baktı.

"Benim oda otuz üç."

Sonra Nox'a döndü.

"Seninki kaçtı?"

"Yetmiş sekiz."

Aiden kısa bir ıslık çaldı.

"Aynı bloktayız ama bayağı farklı katlardayız."

Bir an düşündükten sonra gülümseyerek geri geri yürümeye başladı.

"O zaman birkaç saat sonra binanın girişinde buluşalım."

Nox cevap vermedi. Sadece elini kaldırıp kısa bir onay işareti yaptı. Aiden bunu yeterli sayıp başka bir asansöre yöneldi.

Nox da kendi asansörüne binerek yukarı çıktı. Koridorlar şaşırtıcı derecede genişti ve duvarların içine yerleştirilmiş ekranlar sürekli yönlendirme gösteriyordu. Birkaç dakika sonra kapısında 78 yazan odayı buldu.

Kartını okuttu.

Kapı sessiz bir mekanik sesle açıldı.

İçeri girdiğinde ilk yaptığı şey çantasını yatağın yanına bırakmak oldu. Oda beklediğinden daha büyüktü. Tek kişilikti ve içinde çalışma masası, geniş bir dolap, küçük bir mutfak bölümü ve tavandan yere kadar uzanan bir pencere bulunuyordu. Pencerenin ardından akademinin ışıklarla kaplı devasa manzarası görünüyordu.

Fakat Nox'un bunları inceleyecek enerjisi kalmamıştı. Gün boyunca yaşadığı onca şeyden sonra zihni artık yorulmuştu. Portal, akademi, Aiden, devasa şehir... Hepsi üst üste gelmişti.

Kendini yatağa bıraktı. Bir süre tavana bakarak dinlenmeyi düşündü. Sonra eşyalarını yerleştirecekti. Belki birkaç saat sonra Aiden'la buluşur, kampüsü gezerlerdi.

Ama gözleri yavaşça kapanmaya başladı.

Düşüncelerinin sonu gelmeden uyku onu yakaladı.

Ve Nox, akademideki ilk gecesine planladığından çok daha erken başlamış oldu.

Nox huzurlu bir uykunun derinliklerindeydi. Gün boyunca yaşadığı yorgunluk sonunda bedenini teslim almıştı.

Fakat bu huzur uzun sürmedi.

Tak. Tak. Tak.

Kapıya vurulan sesler yüksek değildi. Ama Nox en ufak sese bile uyanmaya alışkındı.

Gözlerini yavaşça açtı. Birkaç saniye boyunca nerede olduğunu hatırlamaya çalıştıktan sonra yatağından doğruldu. Saçları dağılmıştı. Gözlerini ovuşturarak kapıya yöneldi ve kart paneline dokunup kapıyı açtı.

Karşısında Aiden duruyordu.

Aiden, Nox'un yarı kapalı gözlerine ve uyku sersemi yüzüne bakınca birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra kahkahayı patlattı.

"Aşağıda seni ne kadar beklediğimden haberin var mı?"

Nox cevap vermeden ona baktı.

Aiden başını iki yana salladı.

"Sense uyuyakalmışsın."

Bir kez daha güldü.

Nox gözlerini kırpıştırdı. Uykusunun bölünmesinden dolayı biraz huzursuz hissediyordu.

"Yataklar oldukça rahattı."

Aiden anında onayladı.

"Hahaha evet."

Başını salladı.

"Beş yıldızlı otel odalarını andırıyorlar."

"Evdeki yatağımdan daha rahattı."

Sonra eliyle koridoru işaret etti.

"Hadi biraz gezelim."

Nox ensesini kaşıdı. Bir an düşündü.

"Etrafı bilmem iyi olabilir."

Aiden gülümsedi.

"İşte bu."

İkili yürümeye başladı. Koridorda birkaç adım attıktan sonra köşeye yaklaştılar. Tam o sırada koridorun diğer ucundan biri dönerek ortaya çıktı.

Önce dalgalanan sarı saçlar göründü.

Ardından tanıdık yüz.

Kız başını kaldırdı. Gözleri büyüdü.

"Nox?!"

Ses bütün koridorda yankılandı.

Nox istemsizce durdu. Hâlâ tam olarak ayılabilmiş değildi. Her şeyin üst üste gelmesi onu nedense yormuştu.

Bu yüzden hiçbir şey demeden tekrar yürümeye başladı.

Fakat Minami çoktan ona doğru koşmaya başlamıştı. Birkaç saniye sonra tam karşısında duruyordu.

"Nox!"

Minami gözlerini kısarak ona baktı.

"Ne işin var burada?"

"Yani gördüğün gibi..."

Kısa bir duraksamadan sonra ekledi.

"Ben de akademinin bir öğrencisiyim."

Minami'nin kaşları havaya kalktı.

"Bana yalan mı söyledin?"

"Sadece bir sürpriz."

Minami birkaç saniye ona baktı. Sonra aniden öne atılıp sıkıca sarıldı.

Nox'un bütün vücudu gerildi.

"Seni görünce rahatladım."

Nox yüzünü yana çevirdi.

"Bana sarılmayı bırak da odana gidip dinlen."

"Yeni gelmiş olmalısın."

Minami hemen geri çekildi. Dudaklarını büzdü.

"Çok soğuksun."

"En azından sarılabilirdin."

Nox bunu duymazdan geldi.

"Hangi odadasın?"

"Yetmiş yedi."

Aiden bir anda Nox'un omzunun arkasından uzandı. Yüzünde kocaman bir sırıtış vardı.

"Aaaa. Demek komşusunuz."

Minami'nin ağzı açık kaldı.

"NEEEE?!"

Nox sakin bir sesle konuştu.

"Ben de yetmiş sekizde kalıyorum."

Minami'nin gözleri parladı.

"Bu çok iyi!"

Sonra ilk kez dikkatini Aiden'a çevirdi.

"Eee... Sen kimsin?"

Aiden bir adım öne çıktı. Sanki resmi bir davetteymiş gibi hafifçe eğildi. Minami'nin elini nazikçe tuttu.

"Ben Aiden Ryu."

Elinin üstüne kısa bir öpücük kondurdu.

"Memnun oldum."

Minami'nin yüzü anında kızardı. Böyle bir karşılamayı beklemiyordu. Gözlerini kaçırdı.

"Minami Sora."

"Ben de memnun oldum."

Nox ise olanları ifadesiz bir yüzle izliyordu. Birkaç saniye sonra döndü.

"Biz çıkıyoruz."

Minami hemen toparlandı.

"Tamam..."

Ardından ekledi:

"Sonra konuşacağız."

Nox cevap vermedi. Aiden ise el sallayarak koridor boyunca yürümeye başladı.

Birkaç dakika sonra binadan çıkıp akademinin ışıklarla aydınlanan yollarına ulaştılar. Akşam olmuştu. Gökyüzünde süzülen taşıma platformları ve binaların arasındaki enerji hatları gece manzarasına ayrı bir hava katıyordu.

Bir süre sessizce yürüdüler.

Sonra Aiden aniden gülmeye başladı.

Nox ona baktı.

"Ne?"

Aiden sırıtıyordu.

"O kız da neyin nesiydi öyle?"

Nox cevap vermedi.

Aiden dirseğiyle onu dürttü.

"Yoksa kız arkadaşın mı?"

Nox'un yüzü hemen ekşidi.

"Kız arkadaş mı..."

Başını iki yana salladı.

"Kız arkadaşım değil."

"Sadece arkadaşım."

Aiden kahkaha attı.

"Haha. Oldukça yakın görünüyorsunuz ama."

Sonra sesi biraz yumuşadı.

"Ama tanıdığın birinin olması güzel."

"Kendini yalnız hissetmezsin."

Nox bir süre cevap vermedi. Işıklarla kaplı akademiye baktı. Bugüne kadar yalnız olmaya alışmıştı. Hatta bunu tercih ettiğini düşünüyordu.

"Yalnız hissetsem de sorun değil."

Nox birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra gözlerini önündeki yola çevirdi.

"Ama sanırım..."

Sözlerini tamamlamadan önce kısa bir duraksadı.

"...yalnız hissetmemek daha güzel."

Aiden'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

"İşte buna katılıyorum."