İçeriğe geç

Berabere

Hava tamamen karardığında akademinin beyaz ışıklarla aydınlanan bahçesi gündüz kalabalığın aksine oldukça sakindi. Uzaktaki yürüyüş yolları loş lambalarla çevriliydi; öğrencilerin bir kısmı sohbet ediyor, bir kısmı günün yorgunluğunu atmak için sessizce dolaşıyordu.

Nox, Aiden ve Minami bahçedeki taş banklardan birine oturmuştu.

Minami dizlerinin üzerinde duran küçük keki iştahla yerken Aiden elindeki sıcak kahveden ara sıra yudum alıyor, gün içinde yaşananları anlatıp duruyordu.

Nox ise her zamanki gibiydi.

Başını geriye yaslamış, gece göğüne bakıyor, zihninin derinliklerinde yankılanan o sesi anlamlandırmaya çalışıyordu.

Bir süre sonra aniden konuştu.

"Kafanızın içinde hiç ses duyuyor musunuz?"

Aiden ile Minami aynı anda ona döndüler.

"Ses mi?" dedi Minami. "Kulak çınlaması ya da uğultu gibi mi?"

Nox başını iki yana salladı.

"Hayır. Öyle değil."

Kısa bir duraksamanın ardından kelimelerini seçerek devam etti.

"Sanki kafanın içinde... senden başka biri daha varmış gibi."

Aiden'ın yüzü bir anda aydınlandı.

"Cyberpunk'taki gibi mi?"

"O da ne?"

"Bir oyun." Kahvesinden bir yudum aldı. "Ana karakterin zihninde başka birinin bilinci yaşıyor. Aynı bedeni paylaşıyorlar gibi garip bir durum."

Nox birkaç saniye düşündü.

"...Sayılır."

Minami başını eğip ciddi ciddi düşünmeye başladı.

"Ben hiç yaşamadım sanırım..." dedi. "Gerçi bazen kendi kendime konuştuğum oluyor ama kafamın içinde başka birinin olması biraz korkutucu olurdu."

Aiden gülmeye başladı.

"Minami'nin şizofren olduğu kesin."

"Ne?!"

Minami elindeki keki Aiden'a fırlatacak gibi yaptı.

"Senin şakaların hiç komik değil!"

Aiden kahkahasını bastıramazken Nox sessizce önüne baktı.

Anladım...

Bunu onlara söylersem yine ucube gibi görüneceğim.

Zihnindeki ses ise alaycı bir tonda güldü.

"Zaten ucubesin. Daha kendin bile hayatta ne istediğini bilmiyorsun."

Nox cevap vermedi.

Çünkü bu kez içindeki sesin haksız olduğunu söyleyemiyordu.

Son zamanlarda yaşadığı her şey birbirine karışmıştı. Hafızasını kaybedip geri kazanmıştı. Tanımadığı insanlar onu tanıyordu, zihninde nereden geldiğini bilmediği bir ses vardı ve hayatı durmadan onu anlamadığı olayların içine sürüklüyordu. İnsanları anlamakta zaten hiçbir zaman iyi olmamıştı; şimdi ise kendi düşüncelerini bile ayırt edemeyecek duruma geliyordu.

Bir süre sonra Aiden antrenman yapmak için ayağa kalktı.

"Ben biraz idman yapacağım."

Minami de esneyerek doğruldu.

"Ben de gidip uyuyacağım. Bugünlük enerjim bitti."

İkisi de ayrıldıktan sonra Nox bankta tek başına kaldı.

Bir süre ayaklarının dibindeki taş zemini izledi. Sonra etrafına göz gezdirdi. Bahçe yavaş yavaş boşalıyordu. Birkaç dakika önce öğrencilerle dolu olan yollar şimdi sessizleşmişti.

Başını bankın arkalığına yasladı.

Gözlerini kapattı.

İçindeki ses yeniden konuştu.

"Yalnız kalmayı gerçekten sevseydin... insanlar sana yaklaşınca onları itmek zorunda kalmazdın."

Nox dudaklarını hafifçe büktü.

"Bunu sana kim söyledi?"

"Sen."

"Arkadaş edinmek risklidir."

"Neden?"

"Çünkü ihanet edebilirler."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Sonra bir gün onlarla aynı cephede savaşırsın."

"Hayatını onlara emanet edersin."

"Farkına bile varmadan onlara güvenmeye başlarsın."

Başını hafifçe kaldırdı.

"Bugünkü labirent bunun en basit örneğiydi."

"Bizi ayırdılar."

"Takım olmaya zorladılar."

"Gözlerimi kapattılar."

"Sen olmasaydın çıkışı bulabilir miydim, bilmiyorum."

Yumruğunu yavaşça sıktı.

"İşte bundan nefret ediyorum."

"Bir başkasına ihtiyaç duyacak duruma düşmekten."

İçindeki ses bu kez hemen cevap vermedi.

Bir süre sonra sakin bir tonla konuştu.

"Hayır."

"Ben olmasam da çıkışı bulurdun."

Nox kaşlarını çattı.

"Ve bugün..."

"Canavarı da bana ihtiyaç duymadan öldürdün."

"Üstelik seni korumak için üzerine atlayan bir arkadaşın vardı."

"Bunu neden görmezden geliyorsun?"

Nox sessiz kaldı.

"Sorunun insanlara güvenmek değil."

"Sorunun, onlara bağlanmak."

Nox ilk defa bu cümle karşısında cevap vermekte zorlandı.

Uzun bir sessizlikten sonra yavaşça konuştu.

"...Sen kimsin?"

Cevap gelmedi.

"Benim hakkımda... sanki benden daha fazlasını biliyormuşsun gibi konuşuyorsun."

İçindeki ses hafifçe güldü.

"Sayılır. Ben de arkadaşınım."

Nox kaşlarını çattı.

"Senin gibi bir arkadaş edindiğimi hatırlamıyorum."

"Hatırlamaman normal. Biz doğduğundan beri beraberiz."

"Ne..."

Tam o sırada arkasından başka bir ses yükseldi.

"Nox?"

Fujita, saçını kulağının arkasına sıkıştırıp bankın arkalığına bir elini koydu.

"Yanına oturabilir miyim?"

Nox içinden derin bir nefes verdi.

Yine biri...

"Otur."

Fujita sessizce yanına ilişti. Bir süre ikisi de konuşmadı. Bahçede dolaşan öğrencilerin sesleri rüzgârla birlikte yavaş yavaş uzaklaşıyordu.

"Burada tek başına ne yapıyorsun?" diye sordu sonunda.

"Nefes alıyorum."

Fujita gülümsedi.

"Gerçekten yalnız kalmayı seviyorsun."

Nox bu kez de cevap vermedi.

Sessizlik uzayınca Fujita gökyüzüne baktı.

"Şu rank sistemi..."

Nox göz ucuyla ona baktı.

"Ne olmuş?"

"Biraz gözümü korkuttu."

Parmaklarını dizlerinin üzerinde birbirine kenetledi.

"Sınıfımızdaki çoğu kişi benden güçlü. Ben savaşmayı bilen biri değilim. Birisi yaralanırsa iyileştirebilirim ama..."

Sözünü bitiremedi.

"Tek başıma kalınca elimden pek bir şey gelmiyor."

Nox yine sessizdi.

Fujita hafifçe gülümsedi.

"Galiba bu yüzden sana teşekkür etmek istedim."

Nox başını ona çevirdi.

"Labirentte sen olmasaydın o canavardan kaçamazdım. Yenmek zaten mümkün değildi."

Kendi kendine gülüp omuzlarını düşürdü.

"Hem sürekli kendi ayağıma takılıyordum. Muhtemelen ilk yakalanan ben olurdum."

Nox birkaç saniye düşündü.

"Ödeştik."

Fujita kaşlarını kaldırdı.

"Nasıl yani?"

"İlk kurtaran sendin."

Fujita'nın yüzündeki şaşkınlık yerini yumuşak bir tebessüme bıraktı.

"...Onu mu diyorsun?"

"Üzerime atlamıştın."

"İçgüdüsel bir hareketti."

"Yine de kurtardın."

Fujita başını eğip hafifçe güldü.

"Demek ikimiz de birbirimizin hayatını kurtarmış olduk."

Yumruğunu uzattı.

"O zaman berabere."

Nox uzatılan yumruğa birkaç saniye baktı. Böyle basit bir hareket bile ona yabancı geliyordu.

Sonunda elini kaldırıp yumruğunu hafifçe tokuşturdu.

"Berabere."