İçeriğe geç

Tek Başına

Bir hikayenin tam olarak nerede ve ne zaman başladığını söylemek zordur. Ama bu hikaye; zamanın henüz acele etmediği, insanın toprağa, toprağın da insana sadık olduğu eski yazlardan birinde, ince belli bir çay bardağının dibinde başladı.

​Bozkır, kavurucu bir Temmuz öğleninde dökümcü fırını gibi yanıyor; rüzgar estikçe ucu bucağı görünmeyen altın sarısı buğday başakları koca bir deniz gibi hışırdıyordu. Göğün mavisiyle toprağın sarısı arasında başını sokacak tek bir çalı, gölgesine sığınacak tek bir dal yoktu.

​O sarı denizin ortasında, güneşin alnında iki çift nasırlı el ter döküyordu: Veli ile Necati.

​Veli, elindeki tırpanı ritmik bir kavisle sallıyor, diz boyu sapları döverken soluk soluğa kalıyordu. Necati ise hemen arkasından tırmıkla geliyor, terden sırtına yapışmış gömleğiyle bozkırın o derin, ağır sessizliğine inat hafif bir türkü mırıldanıyordu. İkisinin de alnından akan ter, sıcağın kavurduğu çatlak toprağa süzülüp daha düşerken buharlaşıyordu.

​Güneş tepede iyice ağırlaşınca tırpanı toprağa saplayıp çöktüler. Azık torbasından sertleşmiş bir dilim ekmek çıkardılar; bakır güğümden süzülen demli çayı ince belli bardaklarına doldurdular. Veli, cebinin derinliklerinden çıkardığı ufak, sert bir yaban armudunu kıtırdatarak yedi. Sonra o küçük, simsiyah çekirdeği bardağın dibinde kalan son yudum demin içine bıraktı.

​Bardak soğudu, demin sıcaklığı ve rengi çekirdeğe yavaşça işledi. Veli bardağın dibini çalkalayıp toprağa süzdürdüğünde, o küçük çekirdek bozkırın bağrına sessizce düştü.

​O an, Veli bardağını silkerken az ötede tarlaya su ve azık getiren gencecik İsmet ile Cennet’in gözleri kesişti. Cennet’in baş örtüsünün altından süzülen utangaç tebessümü, İsmet’in mahcup ve derin bakışlarına karıştı. Toprak ilk yudumunu içerken, bozkırın en masum sevdası da o çekirdekle birlikte kök salmaya hazırlanıyordu.

​Veli ile Necati tırpanlarına tekrar sarılıp tozlu tarlaya dönerken bilmiyorlardı; o gün çay bardağından toprağa dökülen şey sadece bir çekirdek değil; bir ailenin kökleri, bir sevdanın ilk adımı ve geleceğin uzun hafızasıydı...