Oğuzhan hoca ile karşımızdaki manzarayı anlamlandırmaya çalıştık bir süre.
Enfal ile abim arabanın önünde harıl harıl konuşmaya devam ediyorlardı.
Oğuzhan hocanın yüzüne dikkatlice baktım.
Öfke vardı.
Siyah kaşlarını çatmış gözleri ise adeta ateş fışkırıyordu.
Acaba Enfal'e mi bir şey yapacaktı.
Uzun bir duraklamadan sonra Oğuzhan hoca yanlarına doğru hızlı adımlarla gitti.
Ben ise arkasından koşuşturmaya başldım.
Enfal abisini fark etti.
"Abi..."
Oğuzhan hoca uzun mesafeye rağmen kısa sürede yanlarına vardı.
Ben ise arkasından koşuşturmaya devam ediyordum.
Abimin yanına varan Oğuzhan hoca abim iki yakasındanda tutup
Sıkmaya başladı.
Enfal, abisinin kollarından çekiştirip durdurmaya çalışıyordu.
"Abi dur ! Dinle Allah aşkına dinle önce"
Yanlarına varınca Enfal'e yardım etmeye çalıştım ama ikimizinde Oğuzhan hocanın gücüne karşılık verecek kuvvetimiz yoktu.
"Ne işin var lan kardeşimin yanında !" Diye köpürmeye başladı.
Ortalarına geçip ayırmaya çalıştım fakat Oğuzhan hocanın gözü
Çoktan kararmıştı bile.
İtiş kakışın içinde bir an dengemi kaybettim ve yere düştüm.
Abim yere düştüğümü fark ettiğinde Oğuzhan hocayı var gücüyle itip yanıma çömeldi.
"Sira... Kardeşim iyi misin?Bir yerine bir şey oldu mu ?"Dedi.
Korkmuştu .
Gözlerindeki o endişeye ilk defa şahit olmuştum.
Panik bir şekilde kontrol ediyordu beni.
Oğuzhan hoca abimin kolundan tutup ayağa kaldırdı
"Dokunma ona " dedi sesinde ki öfke daha da hiddetlenmişti.
Enfal abisini bu sefer abimden uzakaştırmayı başarmış daha sonra yanıma gelip elimden tutu
ve ayağa kaldırdı.
"İyi misin Sira?"
"İyiyim merak etme "
Enfal önce abisene baktı sonra öfke ile yanına gitti.
"Abi ne yapıyorsun sen ? Mahalleye rezil olduk herkes bize bakıyor şimdi"
Sesinde ki abisine karşı olan hayal kırıklığı çok açıktı.
"Bu adamın kim olduğunu biliyorsun Enfal . Neden yanında ya sana zarar verseydi?"
Gecenin bu saatinde kız kardeşin bir adamın yanında olması değildi onu öfkelendiren.
Sadece ona bir şey olacak diye endişelenmişti.
Tek öfkesi bunaydı.
"Abi önce bir dinle ya . Bir sor önce ."
Enfal önce derin bir nefes aldı sonra devam etti.
"Hasan bize yardım edecek. Kasım denen o adam yurt dışına para kaçırıyor. Onu anlatmaya geldi yanıma "
Abime baktım. Siyah takım elbisesi ile sırtını arabasına daymıştı ve hâlâ bana bakıyordu.
Enfal sakinleşmek ister gibi kafasını önce gökyüzüne dikti daha sonra derin bir nefes aldı.
"Tamam eve gidelim detaylı konuşuruz. Şimdi herkes cama çıkmış bizi izliyorlar. Hasan sende yarın bize gel. Detaylı konuşuruz etraftakilerinde çenesi kapanır." Dedi
Enfal yerdeki çantasını aldı daha sonra elimden tutup sürükledi beni.
Abimi ise arabasına binip uzaklaşırken Oğuzhan hoca da elleri ceplerinde arakamızdan sakin adımlar geliyordu.
...
Enfal ile ben önde Oğuzhan hoca da arkamızda olacak şekilde eve girdik.
Ben hemen camın yanında ki tekli koltuğa geçip oturdum Oğuzhan hoca da televizyon karşısına geçip otrdu .
Bu halimizi gören Hümeyra teyze ise ne olduğunu sorup durdu.
Oğuzhan hoca iki kolunu biraz yukarıya katlayrak ayakta duran Enfal'e baktı.
"Evet enfal hanım seni dinliyoruz"
Hümeyra teyze artık endişelenmşti.
"Çocuklar ne oluyor ? Anlatın artık"
Üçümüz de ona bakıyorduk
Enfal derin bir nefes aldı.
"Bugün Hasan büroya yanıma geldi. Kasım'ın yurt dışına para kaçırdığını söyledi.
Ve bunu ispat etmek içind bize yardım edeceğini söyledi"
Oğuzhan hoca sinirle koltuktan kalktı.
"Ve sende buna inandın mı? Ya adam Kasım parasıyla giyinip altına araba çekip daha sonra yanına geldi ve Kasımı içeri atmak için size yardım edeceğim mi dedi? Buna gerçekten inanacakmıyız."
"Abi tamam haklısın ama Hasan gerçekten Sira'ya yardım etmek istiyor. Elinde bazı fotoğraflar ve faturalarda var hepsini bana verdi.
Kasım'dan kurtulmak istiyor oda. Evet şimdi ona güvenmemekte haklıyız ama ben yine de ona bu şansı vermekten yanayım"
Abisi son bir sabırla kız kardeşine bakarak
"Neye dayanarak?" Dedi.
Enfal abisinin gözlerine bakarak
"Gördüm abi. Onun gözlerinde ki pişmanlığı gördüm .
Onun da gözlerinde senin bana baktığın gibi oda Sira hakkında konuşurken gözlerinde onu gördüm.
Abi kötü bir adam değil, pişman ve kız kardeşini korumak isteyen bir adam gördüm ."
Oğuzhan hoca bir sür başını kollarının arasına sarıp hiçbir şey söylemeden sadece oturdu.
"Tamam. O şansı ona vereceğiz ama onunla ben görüşeceğim sen ve Sira uzak duracaksınız anlaştık mı?"
Enfal çok istemese de bu tartışmayı uzatmamak için başını salladı.
Abim gerçekten bana yardım etmek istiyor muydu ?
Gerçekten pişman mıydı?
Ya ben, onu affetmeye hazır mıydım ?
İçimde iyleştiremediğim yaralar, kafamda susturamadığım sesler
ve silemediğim görüntüler.
Bir gün bunlara rağmen onları gerçekten affedebilecek kadar merhametim olacak mıydı ?
Oğuzhan hoca tek kelime etmeden çıkmıştı.
Hümeyra teyzede Enfal'in başına dert açmasından korktuğu için uzun bir sitem çekti ona.
Saate baktım epey geç olmuştu.
Enfal'in odasında uyumaya devam eden yavrumu kucağıma aldım Hümeyra teyzelere iyi geceler diledikten sonra evime çıktım.
...
Sabah 9.48'de gözlerimi açtım bu sefer iyi bir gün olması için Allah'a dua ettim.
Evin içindeki kasvetli hava son bulsun diye salondaki pencereleri açtım önce.
Bahar yavaş yavaş gelişini göstermeye başlamıştı sanki.
Pencereden başımı sarktığımda Oğuzhan hocayı gördüm merdivenlerin korkulukalarına yaslanmış telefonu ile ilgileniyordu.
Portmanto da bir hırka aldım üztüme ve aşağıya inmeden ona seslendim.
"Hocam, bir şey mi lazımdı?"
Başını kaldırıp bana gülümseyerek baktı.
"Sana da hayırlı sabahlar. Seni bekliyordum dün akşam gidemedik malum . Öğlen olmadan gidelimde işini halledelim ne dersin?"
Arkama dönüp baktım.
"Ama Musa tek kalacak ya korkarsa?"
"Merak etme annemi ararız o bakar"
"Tamam" diyip üstüme doğru düzgün bir şeyler almak için içeri girdim tekrar.
Uzun ve bol bir kahverengi elbise aldım dolaptan üstünede krem tonlarında bir penye şal taktım.
Yavrumun başına sessiz bir öpücükte kondurduktan sonra odadan çıktım.
Portmanto da ki uzun siyah montumu ,çantamı ve ayakkabımı da aldıktan sonra merdiveneri hızlıca indim ve beni bekleyen Oğuzhan hocanın yanına gittim.
Bu sefer hiçbir ısrarı kabul etmeyeceğini söyleyip arabanın arka koltuk kapısının benim için açtı.
Araba ile beş dakika da camiye vardık.
Oğuzhan hoca iyi bir park yeri bulduktan sonra beraber camiye girdik.
Önce etrafı gezdirdi neyi ne yapacağım detaylı bir şekilde anlattı bana.
"İşte böyle Sira , yatsıdan sonra pek gelen olmaz zaten o ara gelip temizliği yapabilirsin. Aklına takılan başka bir şey olursa yardımcı olurum sana."
İçimde ki umut kıpır kıpırdı .
Cami iki katıydı üst taraf kadınların bölümü ama malesef uzun zamandır hiç kullanılmamış.
Alt kat ise erkeklere aitti bir mahalle camisi için yeterince büyüktü.
Tavanda asılı büyük bir avize duvarlarda ise hat sanatları vardı.
Birde kapının yanında bir oda daha vardı.
Çocuklar için ayrılmış bir alandı.
Oğuzhan hoca ile birlikte o odayada girdik .
Peş peşe sıralanmış altı masa içinde elifbalar ile kuranların olduğu küçük bir dolap. Ve birde tahta vardı.
Tavanda ise bir projeksiyon. Duvarlarda ise küçük küçük çizimler vardı.
"Burası çok güzel " dedim
Oğuzhan hoca gülümseyip "duvardakiler öğrencilerin sanatı benim değil "
Bir iki gülüşmeler sonra odadan çıktık.
Biz çıkarken camiye iki adam girdi orta yaşlarda saçlarına aklar düşmüş hafif sakalı iki amca.
Oğuzhan hoca ile birbirimize baktık iki adamda şüpheci bakışlarını bize yöneltmişlerdi.
Oğuzhan hoca,
"Rauf amca ismet abi buyrun hoş geldiniz "
Selamlaşıp tokalaştılar bende iki adım gerilerinde duruyordum.
Oğuzhan hoca bu sefer bana dönerek
"Sira, makinenin yerini biliyorsun zaten. Bir makina at şimdilik, akşam tekrar gelir detaylı bir şekilde bakarsın." Dedi.
Başımı salladım sadece ve makinayı almaya gittim.
O sırada Rauf denilen adam
"Hoca , hayırdır hanım kızımız kim ? " diye sordu.
"Hanım kızımız caminin personeli Rauf amca. Dedikodu için gelmediyseniz sabah sabah hayırdır camidesiniz"
"Hayır hoca hayır ben ile ismet kardeşimiz bir işe girdik Allah utandırmasın galericilik.
Yarında dükkan açılışı yapmaya niyetimiz var inşallah.
Yarın işin yoksa gelde dualarla açalım "
"Hayırlı olsun rabbim bol kazançlar versin şimdiden . Yarın öğleden önce işim yok hallederiz inşallah "
Küçük bir ayak üstü muhabbetten sonra onlar çıktı Oğuzhan hoca ise çocuklar için olan odaya girdi ve ben temizliği bitirene kadar çıkmadı.
Yarım saatin ardından ben temizliği bitirdim makinanın sesi kapanınca
Oğuzhan hoca da odadan çıktı.
"Şey bitti"
Oğuzhan hoca etrafa bakındı. Gülümseyip bana baktı
"Ellerine sağlık" dedi.
"Sira bir şey daha var kimliğin ile bir kart lazım sana . Bugün Enfal ile gidinde halledin "
Kimliğim evde kalmıştı bilgilerimiezbere bildiğim için Enfal dava sürecini halledebilmişti
Ama Oğuzhan hoca haklıydı.
Kimliksiz ne kadardaha kalabilirdim ki.
Cebimdeki telefonum çaldı Hümeyra teyze arıyordu.
"Kızım nerede kaldınız kahvaltı hazır sizi bekliyoruz"
"İşim şimdi bitti Hümeyra teyze geliyoruz"
Oğuzhan hoca ile camiden çıktık tam arabaya binecekken.
Arkamızdan biri seslendi. Bir kadın sesiydi bu.
"Oğuzhan..."
Vizon rengi bir şal, beyaz bir kazak üstüne şalı ile aynı renkte bir ceket ve gri siyah karışık bir etek giymş 25 yaşlarında çok güzel bir kız.
Yüzünde güzelliğini örtecek kadar büyük bir öfke vardı ama.
Adımlarını sert bir şekilde yere vurup bize doğru geldi.
Sonra Oğuzhan hocaya baktım.
Gözleri sislenmiş, üstüne karabulutlar çökmüştü sanki.
Yoksa bu..
Bu o muydu?
Nergiz...
Yanımıza öfkesi ve hayal kırıkığı ile beraberinde getirmiş bir kız vardı.
Önce bana uzunca bir bakış attı.
Gözlerinde birşeyleri hazmedememiş ve koca bir hayal kırıkları vardı.
Ve o kırıklar içinde bir köşede canını yakıyordu sanki.
Beni biraz süzdükten sonra yanımda dura Oğuzhan'a çevirdi yüzünü
Gözleri dolmuştu.
"Gerçekten yaptın mı ? Sen... Nasıl ya nasıl yaparsın? Evli çocuklu bir kadını gerçekten kaçırdın mı?"
Evli...
Çocuklu kadın...
"Nergiz ! Ne saçmalıyorsun?"
Oğuzhan hocanın cevap verişi onu daha da öfkeledirmişti.
"Bütün mahallenin ağzındasınız ben mi saçmalıyorum? Biz daha ayrılalı iki ay oldu bula bula bunu mu buldun? Hiç mi utanmadınız? Ya sen , birde adın olacaksın . Utan kendinden"
Oğuzhan hoca öfke ile önüme atıldı.
"Sus! Sakın onunla bir daha bu şekilde konuşma . Sana zarar gelmesin diye bunca zaman sustum ama bu bazı şeyleri unutmana sebep olmuş "
Nergiz sessiz göz yaşları akıtmaya başladı.
Oğuzhan hoca ise sadece gözlerine bakarak mahkemesini kuruyordu.
"Annem sırf sana olan sinirinden bugün evlendiriyor beni. Hiç mi yüreğin sızlamıyor? Hiç mi sevmedin beni? Tamam bir hata yaptım ama daha ne kadar cezalandıracaksın beni ya da böyle mi cezalandıracaksın
Çocuklu bir kadınla beraber olarak mı?"
Ağlamaya başladı.
Ama az önce hesap soran kız değildi pişman olmuş ve merhamet isteyen bir suçlu gibi.
"Annene anlatmadın dimi. Korktun.
Eğer annene her şeyi anlatsaydın sırf bana inat olsun diye bunları yapmazdı.
Kendi işlediğin suçun günahını bana yükleme Nergiz ve Sira'ya da . Hakkında hayırlısı olsun" dedi.
Oğuzhan hoca arabanın arka kapısını açıp binmemi istedi.
İkimiz binip giderken Nergiz arkada kalmış başını eğip hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı.
Eve vardığımızda ben arabadan indim ama Oğuzhan hoca işinin olduğunu söyleyip gitmişti.
O na içinde bir türlü atamaığı koca bir yükün olduğunu gördüm.
Eve girdiğimde Enfal ve Hümeyra teyze mutfakta oturmuş kahvaltı yapıyorlardı.
Musa'yı da baş köşeye koyup önüne omlet koymuşlardı.
Kahvaltıdan sonra Hümeyra teyzeye biraz yardım ettim.
Musa ise çizgi film izliyordu.
Bir saat sonra ise abim geldi.
Üstünde yine çok şık kıyafetler vardı.
Onu bu halde görünce yine zihnim o akşama gidip gidip geliyordu.
Enfal abisini aradı gelmesi için oda tamam diyip kapatmıştı telefonu.
Ben, abim ve Enfal üst kata çıktık.
Eve tekrar misafir geldiği için Hümeyra teyze gelememişti.
Her birimiz balkondaki bir sandalyeyi çekip oturduk.
Abim biraz çekinerek.
"Sira ,nasılsın ?" diyebilmişti.
Gerçkten benimle konuşmaktan bu kadar korkuyormuydu.
Enfal lafa girerek ortamı ısıtmaya çalıştı.
"Burası Sira'nın evi. Bu sabahta çalışmaya başladı"
Abim bir süre etrafa bakında.
"Çok güzelmiş güle güle otur kardeşim. Para sorunun varsa ben hallederdim çalışmana gerek yoktu" dedi.
"Kasım'ın parasıyla mı?"diye sert bir yanıt verdim .
Bunları söylerken sesim asla titrememiş.
Gözlerimi bir an bile abimden ayırmamıştım.
Abim yine susutu ve sadece başını eğdi.
Sonra elini pantolonunun arka cebine attı cüzdanını çıkarttı ve en sonunda içinden
İki tane kimliğide çıkarıp bana verdi.
Biri benim diğeri Musa'nın dı.
Abim gerçekten çabalıyordu.
Belki gerçekten onu affetmiyeceğimi biliyordu ama çabalıyordu.
Bunları o evden nasıl aldığını ise bende bilmiyordum.
Enfal bana gülümser bir şekilde baktı.
Bende abime bakıp
"Teşekkür ederim... Abi " dedim.
Abim eline çikolata verilmiş bir çocuk gibi mutlu olmuştu.
İçinde ki kıpırtıları benim gibi Enfal de fark etti.
"Evet, abim geç gelecek anlaşılan. Başlayalım biz o zaman . Evet Hasan seni dinliyoruz var mı farklı bir gelişme?"
Abim oturduğu sandalyeyi düzelterek konuşmaya hazırlandı.
"Malesef. Almanya da ki Kasım'a ait bildiğim vakıfları aradım ama Kasım bizden hızlı çıktı
Çalışanları ful kadro değiştirmiş. En garibi ise hiçbirine ulaşamıyorum."
Enfal elini çenesine götürerek okşamaya başladı.
"Şikayet edip hesaplarını kontrol ettirebiliriz . Ama tüm çalışanları değiştiren adam bunuda düşünmüştür"
"O zaman başkasının adına getirtiyordur parayı" dedim.
"Aynen öyle " diye onayladı beni.
Enfal " ama kim ? Öteki eşleri olabilir mi ?"
Zihnimi kurcalamaya başladım ve bir şey hatırladım .
Olabilir miydi?
O an dehşete kapıldım .
Kafamın içinde binbir soru döndü
En sonunda yüzüme büyük bir endişe kaplanmış bir şekilde Enfal ile abime döndüm.
"Sanırım benim" dedim
Enfal ile abimin yüzündeki korku okunabiliyordu.
Abim "Sira emin misin?"
Ağlamaya başladım bana yine yapabileceği bir kötülük yapmıştı.
Enfal ellerimi tuttu.
" Bir ara çalışma masasında evraklar görmüştüm benim adıma banka evraklarını benziyorudu . Ama .... Ama ben imzalamadim. Enfal ne olacak şimdi. Ben ... Ben ne yapacağım?
"Sira, tamam sakin ol . Bulucağız sakın ol şimdi
Daha yolun çok başındayız. Geçicek güzelim geçicek "
Enfal'e sarılarak hıçkıra hıçkıra ağladım
Abim sert bir şekilde oturduğu yerden kalktı
"Hepsi benim yüzümden hepsi"
Şimdi ne olacaktı?
İyice kapana sıkışmıştım.
Kasım efendi üstüme daha da geliyordu.
Her köşeden sıkıştırmıştı.
Bir süre aramızda sessizlik oluştu sonrasında ise bahçe kapısı....
Biri bahçe kapısını açmıştı .
Sert bir şekilde açılan kapıya baktık .
Abim yukarda kalmamızı söyleyerek merdivenlerden indi.
Ben ve Enfal abimin arkasından indik.
Biri yerde yatıyordu bir adam.
Abim yüzünü çevirdi.
Enfal ile bağırmaya başladık
Yerde ki...
Oğuzhan hocaydı...
Yüzü kanlar içinde kalmış , gözleri kapanmıştı
Gürültüyü duyan Hümeyra teyzede bahçeye fırladı.
Oğlunu yerde kanlar içinde gören yaşlı kadın bağırarak yanına geldi.
Ne yapacağımı bilmiyordum .
Sanki...
Sanki zaman durmuştu
Enfal ile annesi Oğuzhanı uyandırmaya çalıştılar.
Gözlerini zor bir şekilde gözlerini açıp bana baktı.
Kan akan dudaklarını açtı ve tek bir cümle çıktı.
"Sira..."