Elime tekrardan telefonu aldım.
Yan tuşuna basıp açılmasını bekledim. O esnada Oğuzhan hocanın sesi cami hoparlöründe yankılanmaya başladı.
Kısa bir süre sonra ekranı açıldı.
Rehber kısmına girdim kayıtlı üç isim vardı.
Enfal
Hümeyra teyze
Oğuzhan hoca
Parmaklarım Oğuzhan hocanın isminin üstünde bir süre dolaşmaya başladı.
Onunla yüz yüze konuşmaya çekiniyordum ama bir teşekkür etmem gerektiğininde farkındaydım.
Ezan bitti bende bir kaç nefes seansından sonra ismin üzerine tıkladım.
Ve bir mesaj yazmaya başladım.
"Telefon için çok teşekkür ederim. En yakın zamanda bir işe girip size olan borcumu ödemek istiyorum . Buna itiraz etmeyin lütfen daha da mahçup olmak istemiyorum "
Mesajı kaç kez okudum bilmiyorum defalarca silip tekrar yazdım ve en sonunda büyük bir cesaretle gönderdim.
Kalbimin sesi boğazımda yankılanıyordu sanki.
Ellerim titriyor, soğuk terler atmaya başlamıştım.
Tarif edemediğim ve bir türlü anlam veremediğim duygular içindeydim.
Uzun bir bekleyişten sonra cevap gelmeyince namaz kılmak için önce abdest aldım sonra sabah namazımı kıldm.
Ellerimi tekrar dua etmek için kaldırdığımda koltukta duran telefondan nihayet ses gelmişti.
Dua ile doldurduğum ellerimi yüzüme sürdüm ve elim hemen koltuğun üzerindeki telefona gitti.
Ekran açılınca yazan isim kalbimin tekrar ritmini altüst etmişti.
Oğuzhan hoca.
"Kafana takman gereken daha önemli şeyler var bu konulara takılma lütfen."
Bu mesaja yanıt vermelimiydim ? Ama ne diyecektim ki ?
Tekrar kafamdaki ikilemelerle boğuşmaya başlamıştım.
Parmaklarım tekrar mesaj yazma kısmına gitti. O an zihnimde oluşan kelimeleri telefona aktarmaya başladım.
"Merak etmeyin kapasitemde takabileceğim bir konuluk yer daha var" yazıp gönderdim .
Gerçekten bunu yazmayı düşünmüşmüydüm?
Mesajım gider gitmez yanıt gelmişti .
"O da benim gibi telefonun başında mı bekliyor"
Saçmaladığımın farkına vardım.
Yanıt ise sadece kahkaha emojisiydi.
"Komik mi gerçekten?" dedim kendi kendime .
Ardında bir fotoğraf geldi. Oğlum Musa üstünde yorganı ile mışıl mışıl uyuyordu.
Onun bu kadar huzurla uyuduğunu görmek kalbim ertimişti.
"Teşekkür ederim" yanına bir gülücük koyup attım tekrar .
O da aynı gülücükle rica etti.
Sabah kahvaltısını ben hazırlamk istedim .
Namazdan sonra uyumayıp mutfağa girdim neyse ki Hümeyra teyze dolabı da doldurmuştu.
Ve ilk işim hamura girişmek oldu.
...
Saat 9.48 olmuştu üç saatin ardından salonda ki masaya mükemmel bir kahvaltı hazırlamıştım.
patatesli börek, pişi, kek, sucuklu yumurta ve kahvaltılıklar masada yerlerini almıştı.
Çayı da demledikten sonra aşağıya inip çağırmak istedim sonra telefonumla göz göze gelince küçük bir çocuğun heycanıyla Hümeyra teyzeyi aradım.
Üç seferlik bir çalıştan sonra nihayet telefonu açıldı.
"Alo" dedi Hümeyra teyze
Büyük bir heyecan ve mutlulukla .
"Alo Hümeyra teyze , benim Sira uyandıysanız yukarıya gelin kahvaltıyı hazırladım ben . Sizi bekliyorum"
Önce biraz sustu.
Muhtemelen telefon yüzünden şaşırmıştı.
"Tamam kızım Enfal de uyansın geliyoruz" dedi ve telefonuna kapattı.
Çayın da altını kısıp balkona çıkıp onları bekledim.
Hava bugün gerçekten çok güzeldi. Şubattan çok ilk bahardı sanki .
Dışarısı sıcakta değildi ama eve kapanmayı gerktirecek kadar soğukta değildi.
Gözlerimi kapatmış sessizliği dalmıştım.
O sırada oğlum merdivenleri koştur koştur yukarı çıkıyordu.
Enfal" Musa , ablacım düşersin yavaş" diye bağırışları geliyordu.
"Annecim!" bağırarak yanıma gelip sarıldı yavrum.
Bir gece değil sanki yine aylarca ondan mahrum kalmışım gibi sarılıp kokladım onu.
"Hayırlı sabahlar Hümeyra teyze"
"Hayırlı sabahlar güzel kızım "
Sabahlaştıktan sonra eve geçtik.
Salonda ki sofrayı gören Hümeyra teyze
" Neler yapmışsın sen böyle. Uyumadın mı yoksa "
"Namazdan sonra uyku tutmadı . Siz geçin oturun ben çayları alıp geliyorum"
Mutfağa gidip çayları aldıktan sonra oğlumun yanına oturdum.
"Vallah Siracım bu mahallede genelde annemin sofrası konuşulur ama sanırım susucak artık"
Enfal'in bu sözlerinden sonra Hümeyra teyze alaycı bir bakışla,
"Darısı sizin sofranıza Enfal hanım" dedi.
Aramızda kısa bir gülüşmeler yaşandı.
"Sira , kızım beni kimin telefonunda aradın? "
Bu soruya vereceğim cevap açıkçası beni biraz germişt.
Enfal de ağzındaki lokma ile bana bakmaya başlamıştı.
"Şey... Oğuzhan hoca dün akşam kapıma bırakmıştı" dedi çekingen bir halde.
Utanmıştım.
"İyi yapmış abim. Sonuçta bundan sonra neler olacak bilmiyoruz . Kötü bir şey olursa hemen bize ulaşaman iyi olur."
Hümeyra teyze tek kelime etmeden başı ile Enfal'i doğruladı.
Bu cevabı verirken bir yanlış anlama olmasından çok korkmuştum neyse ki olmadı.
Ama Enfal neden sıratarak yemek yiyordu ki.
Sofrada hepimiz Musa ile ilgileniyorduk.
Musa bir yandan yemek yiyor bir yandan Enfal ile tatlı bir sohbet ediyordu.
Bahçe kapısının sesi ile Hümeyra teyze salonun penceresinden aşağıya baktı gelen komşularıydı.
"Azize hanım buyrun yukarıya kahvaltı yapıyoruz"
Kısa saçlı ellili yaşlarda bir teyze yukarıya doğru yavaş yavaş çıkmaya başladı.
Yerimden kalkıp kapıyı açmaya gittim daha ilk görüşte kadın beni sorgular vaziyette süzmeye başlamıştı.
"Hoş geldiniz " dedim bozuntuya vermeden.
"Hoş buldum kızım. sende hoş geldin mahallemize"
"Teşekkür ederim"
Salona kadar eşlik ettim salonda ise Hümeyra teyze karşıladı onu.
Bende mutfağa gidip misafir için yeni bir tabak ve çay getirdim.
Geldiğimde Azize hanım Hümeyra teyzenin yanına oturmuştu.
Enfal " Hayırdır Azize teyze sabahın bu saatinde "
Azize hanım beni süzmeye devam etti .
Azize hanım " Enfal kızım açıkçası dün akşam için geldim . Ne oldu ? Kimdi o kadın? Yüreğimiz ağzımıza geldi vallah"
Hümeyra teyze istifini hiç bozmadı.
"Azizecim önce seni ev sahibiyle tanıştırayım . Sira, kiracımız"
Kadının elini öpmek için ona doğru uzandım.
"Hayırlı olsun kızım. Bende şurada ki evde oturuyorum. Seni de bekliyorum artık " dedi gülümser bir şekilde.
"Tabi . Teşekkür ederim " dedim sadece.
Ve tekrar sofraya oğlumun yanına oturdum.
Hümeyra teyze tekrar Azize hanım dönerek .
"Sira kızımızın kötü bir hayatı oldu şimdide oğlu ile beraber yeni bir sayfa açıyor bizde ona yardımcı oluyoruz. Dün akşama gelecek olursak, Sira kızımızın mutluluğuna engel olmak isteyen biri bu kadarını bilmen kafi"
Kadın önce bir göz devirdi duydukları pekte onu tatmin etmemişti.
Kadın sahte bir gülmesem takınarak tekrar bana döndü,
"Kızım , senin kocan nerde ?"
Dakikalardır yerde olan başımı kaldırdım kadına gergin bir ifade ile baktım.
"Boşandılar Azize teyze" dedi Enfal.
Kadının ağzına daha fazla laf vermek istememişti.
Azize hanım bu sefer alaycı bir kahkaha attı,
"İlahi Hümeyra hanım. Dün akşam o kadın evli kadını kaçırdığını diyinca bizim hoca gerçekten böyle bir şey mi yaptı dedim bende"
Ablam yüzünden Hümeyra teyzeler mahalleye rezil olmuşlardı .
Dün akşamın verdiği ağır mahçubiyet sırtımda bir yük gibi durmaya devam ediyordu.
Başımı tekrar yere eğdim.
O sırada salonun kapısı çaldı.
Enfal" ben bakarım" diyip yerinden fırladı.
Salonda bir sessizlik olmuş Azize hanım hâlâ arada göz ucuyla beni süzüyordu.
" Ben çayları doldurayım " dedim ve masada duran boş bardakları da alıp mutfağa doğru gittim.
O esnada Enfal salona girdi ben bardaklara dalmıştım ki salonun kapısında doğru gelen Oğuzhan hocaya dikkat edemedim ve tam kapının eşiğinde göğüs göğüse geldik.
Ve yine oldu.
Hemde bir yabancının önünde.
Bu sefer dahada utanmıştım.
Yarım kalmış bardaklardaki çay elime döküldüğü gören Oğuzhan hoca panikledi.
"İyi misin?"
Yüzünde ki panikleme çok bariz belliydi ama elime dokunmaya bir o kadarda korkuyor gibiydi.
"İyiyim . Merak etme çay soğuktu zaten" dedim
Şimdi ise sitemkar bir bakışı vardı.
Azize hanım ise pür dikkat bize bakıyordu.
Yanından geçip mutfağa gittim.
Çayları koydum ve Oğuzhan hoca için yeni bir tabak daha alıp tekrar salona döndüm.
Enfal ile Musa masadan kalkmış pencere önündeki koltuğa oturmuşlardı.
Oğuzhan hoca ise biraz dağılmış saçları , üstünde siyah uzun kollu birazda bol duran bir üst ve aynı şekilde biraz bol duran gri eşofman ile yanlarındaki tekli koltuğa oturmuştu.
Azize hanım ile Hümeyra teyze kapının yanındaki koltukta harıl harıl bir şeyler konuşuyorlardı.
Tabağı masaya koydum Oğuzhan hocayı sofraya davet ettim.
Çaylarıda hanımlara servis ettikten sonra oğlumun yanına geçip oturdum bende.
Enfal "Abicim , Azize teyze de dün akşam için meraklanıp sağ olsun bizi sormaya gelmiş."
Enfalin bu kelimelerinin altında ki kinaye açıkça belli oluyordu.
Oğuzhan hoca ağzında ki lokmayı yuttuktan sonra alaycı bir gülümseme takınıp
"Sabahı beklemeseydin Azize teyze dün akşam gelseydin" dedi
Enfal ile abisi arada birbirine bakıp sırıtıyorlardı Azize hanımla altan altan dalga geçmeleri benide güldürmüştü.
Hümeyra teyze ise ikisinede ikaz edercesine bakış attıp susmamalarını istedi.
"Bu arada komşum duydun mu ? Yarın Suzanın kızı Nergize görücü geliyormuş. Ben buraya gelirken onlarda markete gidiyorlardı"
İçerideki hava nedenini bilmediğim bir şekilde değiştirdi bu söz.
Oğuzhan hocaya baktım ağızındaki lokmayı yavaşça çiğnemeye başlamıştı ve yutkunurken güçlük çekiyordu sanki.
Enfal ile Hümeyra teyze ise sadece Oğuzhan hocaya baktılar bir süre.
Nergiz kimdi?
Derin bir sessizlik oluştu.
Hümeyra teyze yüzündeki hüznü içine kapatıp zoraki Bir tebessümle
"Hayırlı olsun Azize hanım ne diyelim . Nergiz iyi hoş kızdır. Rabbim hakkında hayırlısını nasip etsin inşallah"
Enfal yarım yamalak bir ses tonuyla
" yaa bir kanatları eksikti" dedi.
Ben ise hâlâ şaşkın bir yüzle onlara bakıyordum.
Oğuzhan hoca tadı kaçmış bir şekilde "Ellerine sağlık...Sira" diyip hızlıca sofradan kalktı.
Biraz şaşkın birazda anlam veremediğim bir heycan oluştu içimde.
Sira mı dedi?
Çayını bitiren Azize hanım müsade isteyip yerinden kalktı.
Hümeyra teyzede evde yapılacak işleri olduğunu söyleyip beraber çıktılar.
Enfal yanımda kaldı .
Musa televizyonda çizgi film açıp izlerken ben evi süpürgeden geçirdim Enfal ise bulaşıkları yıkadı.
Mutfağa geçtiğimde kahve yapıyordu .
İkimizde kahve fincanlarımızı aldık ardından duvara yaslanmış olan masaya geçip oturduk ikimizde .
Enfal "Bu Azize hanımların özel heyeti var. Her ay gün bahanesiyle toplanır mahallenin içinden geçerler.
Birazdan Neclanın evine gidip burdakileri anlatır."
Enfal mahalleyi anlatmaya devam ediyordu oysaki kafamın içindeki ses yankılanıyordu.
Nergiz kimdi?
Merakıma yenik düşüp Enfal'e sordum
"Enfal ... Nergiz kim peki?"
Enfal'in suratında ki ifade aniden değişti.
Kahvesinden son bir yudum aldı.
Derin bir şekilde bana baktı
"Abim... Abimin eski nişanlısı."
İçimde bir şeyler dökülmeye başlamıştı sanki. Boğazım kurudu beynim durdu sanki.
Devam etti
"Ama ayrıldılar sonra. Sebebini sorama lütfen"
İçimde bir şeyler titremişti.
"Tamam " dedim sadece.
Bir sessizlik oluştu aramızda . Enfal'in bile boğazı düğüm düğüm olmuştu.
Daikalarca tek kelime bile dönmedi aramızda.
Sorduğum soruda derin bir yaranın olduğu açıkça belliydi. Bu yüzden Şu an sadece Enfal'in sessiliğine eşlik etmem gerektiğini anlamıltım.
Kapı çalana kadar sessizlik hakimiyetini sürdürmüştü.
Ben kapıya bakmaya giderken Musa da arkamdan koşuşturup gelmişti.
Gelen Oğuzhan hocaydı elinde de oyuncaklarla dolu bir kutu vardı.
"Bunlar Musa'nın " diyip kapının yanına koydu.
"Teşekkür ederim"
"Rica ederim. İznin olursa Musa yı bugün camiye götürmek istiyorum ordaki çocuklarla da oynar hem"
Oğuzhan hocanın bu teklifine Musa çok heycanlanmıştı o siyah gözlerini bana çevirdi.
"Anne lütfen gidiyim" dedi.
"Tamam annecim ama önce banyonu yapalım temiz kıyafetlerde giyelim sonra "
Bu yanıtıma tatamin olan oğlum , dün akşamdan beri elinden düşürmediği uçağını havaya kaldırdı
"Oley!" diye evin içinde koşuşturmaya başladı.
Oğuzhan hoca tekrar bakışlarını başka yöne çevirerek devam etti
" Bu arada , müftülük cami temizliği için birilerini arıyorlardı.
Az öne konuşup seni söyledim onlarda kabul ettiler eğer senin içnde uygunsa bu akşam yatsıdan sonra başlayabilirsin."
Bu haber karşısında sevinçten yerimde durmak için o kadar zorlanıyordum ki.
"Teşekkür derim . Gerçekten çok teşekkür ederim " diyebildim sadece.
Yüzündeki tatlı tebessümle
"Ne demek rica ederim . Namazdan sonra ararım seni gelirsin anlatırım ben sana detaylısını"
"Tamam tekrardan çok ama çok teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun" dedim yüzümde kocaman bir gülüşle.
Oğuzhan hoca yüzüme biraz baktıktan sonra
"Sana bir yardımım dokunmuşsa ne mutlu bana Sira" dedi ve merdivenlerden inip evine girdi.
Bugün bana ikinci kez ismim ile hitap etmişti.
Aslında kimilerine göre önmesiz bir detaydı sonuçta başka nasıl hitap edecekti ki adam.
Ama hiç anlamadığım bir şekilde heyecanlandırmıştı beni.
Kalbim de bir şeyler kırılmıyordu.
Uçuyordu.
Koşarak mutfağa girdim masada telefonla ilgilenen Enfal'e sıkı sıkı sarılmaya başladım.
"Enfal benim işim var artık . Cami temizliğini bana verdiler"
O da bu habere çok sevinip bana sarıldı.
Ve mutfakta sevinç çığlıkları yankılanmaya başladı.
Sanırım artık duvarlar mutluluğa şahit oluyorlardı.
...
Öğlen olmak üzereydi Enfal işi olduğunu söyleyip yarım saat önce çıkmıştı.
Bende Musa'nın banyosunu yapıp sıkı sıkı kıyafetlerini giydirip beraber aşağıya indik.
Kapıyı çaldığımızda Oğuzhan hoca açtı .
Siyah bol bir kumaş pantolun , üstüne bordo bisiklet yaka kazak , altında beyaz bir gömlek giymişti.
Siyah kısa bir bot ile siyah bir kabanı da üstüne alıp Musa ile camiye gitmek için bahçe kapısından el ele çıktılar.
Musa'nın adımlarında tatlı bir mutluluk düşüyordu adeta.
Bende Hümeyra teyzenin seslenişi ile eve girdim mutfakta durmuş mantı hazırlığını yapıyordu.
"Kızım gelde bir el at şuna Allah rızası için. Çıkamadım içinden bir türlü"
Bu davete elbette hayır diyemezdim.
Kapı arkasında duran ikinci önlüğüde giydim ve yanına oturdum.
Bir saatin ardından başarılı bir mantı çıkarmıştık.
Öğle vakti Oğuzhan hoca annesini araryıp bir mevlüte katılacağını Musa'yı da kendisiyle götüreceğini söylemişti.
Enfal ise işlerinin uzayacağını onu beklemememiz gerektiğini söylemişti.
Hümeyra teyze ile birlikte yemeğimizi yedik.
Yemekten sonra ise komşular eve gelmeye başladılar.
Her gelen beni dikkatle süzmeye başlıyordu. Tuhaf tuhaf sorular yöneltip duruyordular.
Neyse ki Hümeyra teyze benim yerime en uygun şekilde cevap veriyordu.
Eve son gelen misafirlerin arasında Sedef diye nişanlı bir kız vardı 25 yaşında sınıf öğretmeniymiş
Uzun kumral saçları ve zümrüt yeşili çok güzel gözleri vardı.
Diğerlerinin tersine beni süzmek ya da akşamla ilgili sorular sormadı.
Bir dost gibi yaklaştı bana birbirimize numaralarımızı verdik ve ilk arkadaşım o olmuştu.
Akşama kadar Hümeyra teyze ile çay, kahve ile uğraşıp durduk.
Musa bir çocukla beraber Oğuzhan hocadan önce eve gelmişti.
Yanıma gelip bütün gününü tek bir saatini bile atlamadan anlatmaya başladı.
Camide Oğuzhan hocanın yanında saf tutup namza kılmaya çalışmış.
Okumaya gelen çocuklarla beraber elifbayı okumuş . Sonra beraber oyunlar oynamışlar.
Oğuzhan hocayla mevlüte katlmış...
Bir saat boyunca onun heyecanına Hümeyra teyze ile ortak olduk.
Oğlumu ilk defa bu kadar canlı görebilmiştim genelde babasından hep çekinirdi, korkardı .
O yüzden evde hep en kuytu köşelerde otururudu oyun dahi oynayamazdı.
Enfal hâlâ eve gelememişti.
Yatsı ezanından sonra Oğuzhan hoca eve geldi yemeğini yedi .
Musa ise günün yorgunluğu olacak ki yemeğini yiyince televizyon karşısında uyuya kalmıştı.
Yemekten sonra Oğuzhan hocayla camiye gitmek için dışarı çıktık.
Araba ile gitmeyi teklif etti ama kapalı bir yerde bir erkekle baş başa kalmak içime sinmemişti o yüzden; o, iki adım önümde olacak şekilde yürümeye başladık.
Aramızda derin bir sessizlik vardı. İkimizinde çıtı çıkmıyordu.
Sokaklarda sanki yasak vardı .
Bazen köpek havlaması , çöp karıştıran kediler ya da yere basan adımlarımızın sesi dışında hiç ses yoktu.
Uzun zaman sonra korkmadan tek başıma ilk defa dışarı çıkabilmiştim.
Özgürlüğün kokusu gerçekten varmış.
Derin derin çektim içime.
Sonra...
Oğuzhan hocaya baktım .
Hep erkeklerden korkmam gerektiğini onlardan kaçmam gerekiğini düşünürdüm ama şimdi...
Ona bakınca içimdeki bazı eksik parçalar ortaya çıkıyordu sanki.
Ama hangi parçalardı bunlar bende bilmiyorum.
İnsan ondan kaçmak değilde...
Sanki...
Ona koşmak istiyordu.
Bir insan varlığı ile nasıl bu kadar güven verebiliyordu.
Durdu.
"Geldik mi? " dedim etrafıma bakınarak.
Hiçbir şey söylemeden durmuştu sadece sanki bir şey görmüştü.
Hiçbir tepki vermiyordu.
Bu suskun halini merak ettim yanına doğru bir adım attım .
Sonra bir şeyler mırıldandı.
"Enfal"
Biraz ileriye doğru baktım gördüklerim karşısında ben şok oldum.
Hemen ileride sağdaki sokağın başında bir araç yanında ise Enfal ama yanında biri dah vardı .
Bir adam
Karanlıktan yüzünü tam seçemiyordum .
Biraz daha ileriye sokak lambasının altına gelince yüzünü seçebildim.
Bu beni daha çok şaşırttı.
Oğuzhan hoca gibi karşımdaki manzaraya baka kalmıştım.
O an sadece
"abi..." diyebildim.
Neden Enfal'in yanında?
(Bölüm hakkında ki yorumlarınızı merak ediyorummm...)