İçeriğe geç

Son Veda

[EV - SABAH]

— "Abi gelirken bana lütfen şeker al, lütfen!" diye cıvıldadı küçük kardeşlerinden biri.

Diğeri de hemen arkasından atıldı: — "Bana da, bana da!"

Annesi kapının yanından seslendi: — "Rin! Kendine dikkat et oğlum. Babanla

vedalaşmayı unutma!"

Rin babasının durduğu odaya yöneldi. — "Baba, ben gidiyorum."

— "Tamam. Kaç gün sürer teslimat?"

— "En fazla üç gün, daha uzun sürmez. Doğudaki şehre gidiyorum, merak etme." Babası kısa bir duraksamadan sonra sordu: — "...Onu yanına aldın, değil mi?"

— "Hançerden bahsediyorsan evet. O olmazsa dışarı çıkmaya korkarım zaten." — "Sadece zorunda kalırsan kullan. Unutma."

Rin oflayarak — "Pff, tamam... Sadece zorunda kalırsan." Ailesiyle vedalaşan Rin, ağır adımlarla yola koyuldu.

Buluşma noktasına vardığında arkadaşı Fuji onu bekliyordu.

— "Hey Rin! Hazır mısın?" dedi Fuji neşeyle. "Bu sefer köşeyi döneceğiz! Çantalar

dolusu paramız olacak, hi-ha-ha!"

"Şu Fuji de bir değişik..." diye düşündü Rin. "Açgözlü köpek. İşini düzgün yapmazsa

onunla asla konuşmam, sinir bozucu herif."

— "Eee, nasıl gideceğimizi hatırlıyorsun, değil mi?" diye sordu Fuji.

Nöbetçi muhafız sertçe bağırdı: — "Hey siz! Pasaportları verin!"

"Herkes hastalık derecesinde şüpheci..." dedi Rin kendi kendine. "Ama haklılar. Ne

de olsa onların da ailesi burada yaşıyor."

Muhafız belgeleri inceleyip damgaladı: — "En fazla 4 gün çıkış izni veriyorum. Geç

kalırsanız dışarıda kalırsınız, kuralları biliyorsunuz."

— "Tabii ki, şehrin güvenliği için gerekli bunlar," dedi Fuji ve belgeleri alarak

ilerledi.

[ŞEHIR DIŞI YIKINTILAR]

Şehir kapısından çıkıp tehlikeli dış bölgeye geçtiler.

— "Hey Fuji, bu sefer mallarda ne var?" diye sordu Rin. "Geçen seferkiler bizi

zehirliyordu, umarım yine öyle şeyler değildir."

— "Bu seferkiler kusursuz, merak etme. Sadece çok uzun süre soğukta kalmamalı, o

kadar."

— "Mallar ne dedim?"

— "Öf be çocuk, ne çok soru sordun! Sen alacağın paraya bak, yeter!"

— "Evet."

— "Şimdi buradan kontrol noktasına gidip pasaportları onaylatacağız. Ardından önümüzde 59 kilometrelik bir yol var. Yolun yarısında dinleniriz, gün bitmeden de doğudaki şehirde oluruz. Gece orada kalıp ertesi sabah malları satacağız, sonra da geri döneriz. Yanına bir şey aldın, değil mi?"

— "Elbette, hançerimi aldım."

Fuji cıkladı: — "İyi de hançer yeter mi dersin?"

— "Senin gibi çok az kişide ateşli silah var, biliyorsun. Nüfusun %90'ı bıçak

kullanıyor. Hem 'Yol güvenli' demiştin, ne oldu? Korktun mu yoksa?"

— "Çok komiksin... Ama dışarısı cehennemden bile beter, bunu sakın unutma." Rin sessiz kaldı: — "..."

— "Hadi şu malları yüklenelim de bir an önce gidelim," dedi Fuji.

[KONTROL NOKTASI]

— "Peki..." Rin içinden: "Ben bunlara dinleneceğimiz zaman bakarım, koca

götlü ahmak..."

Fuji aniden durdu ve fısıldadı: — "Şşt, sessiz ol! Sol tarafta birileri var. Burada biraz bekleyelim. Eğer biri gelirse hançerinle öldür onu. Sonra da arkadaki çöp yığınının oradan dolaşacağız. Yol biraz uzayacak ama riske atmaya değmez."

— "Bekleyelim bakalım... Adam gelirse sen başka yere git, ben adamı halledene

kadar sen de arka tarafa geç."

— "Anlaştık, ben arka tarafa geçiyorum ama hızlı gel!"

— "Olmaya çalışırım." Rin öfkeyle: "Ulan, sessizce adam öldürmek kolay

mı? Senin gibi 'kafaya patlat' deyince olmuyor, ahmak herif..."

Karanlığın içinden hafif bir ayak sesi yaklaştı.

Fuji geri çekilirken fısıldadı: — "Şunlar Karga Çetesi! Gelen kişide kesin tabanca

vardır... Hadi sana kolay gelsin!"

— "Hadi git, geldi sayılır..."

Fuji hızla kaçtı. Rin elinde hançeriyle karanlıkta tek başına kaldı, gözlerini gölgeye

kilitledi.

(Bana geri dönüş yaparsanız çok mutlu olurum ilk defa bir hikaye yazıyorum geri dönüşleriniz benim için çok değerli :)