Eren:Ada!Ada!İyi misin?
Ada:E..evet Tuna,onu orada bıraktık köşkte kaldı.
Ada ağlamaya başladı yere çömelip başını ellerinin arasına aldı.
Eren de yere oturdu kafası karışmıştı,ruhu daraldı.Ada'ya yardımcı olmak onu iyi hissettirmek için elinden geleni yapıyordu.Zaten her zaman böyle bir adam olmuştu.Sevdiği kadına iyi gelmek ona da iyi geliyordu.
Eren:Ada bak kurtulduk işte.Köşkte yaşananları ve oradakileri unutmak zorundayız biz kimseye zarar vermedik,bunu sen de biliyorsun.
Eren eliyle arkasını köşkü işaret etti.
Eren:Bak kurtulduk.
İkisi aynı anda arkalarına baktılar ama köşk yoktu Ada çığlık attı.
Ada:Eren!
İstemsizce Eren'e sokuldu Eren de korkusunu bastıramıyordu.Gözleri büyüdü,sesi titredi.
Eren:Lanetli köşk bizi...bilmediğimiz bir ormana hapsetti.
Ada Eren'in elini tuttu.
Ada:Bu ormandan nasıl kurtulacağız biz...lanetlendik mi yoksa belki de...
Eren:Belki de?
Ada:Onlar gibi ölseydik daha iyi olurdu bu...
Ada ağlamaya başladı.
Ada:Bu bitmeyen bir sınav neyin bedeli bu?Ödediğimiz şey neyin bedeli!?
Eren gözlerini yere indirdi burukça gülümsedi.
Eren:Ormana ayak bastığımız an kurtulduk sandım.Yanıldım.
Ada:Eren böyle umutsuz olamayız değil mi?
Eren'in yanağına dokunur ama biraz utanarak ve tedirgindir.
Eren elini Ada'nın elinin üstüne koyar.
Eren:Kurtulacağız.
Ada:Şu an gece gündüzü beklemeliyiz sonra yürüyüp şehre varacak bir yol buluruz.
Tam o an ormandan hayvan sesleri gelmeye başladı.
Ada:Bu...hangi hayvan?
Eren:Bilmiyorum ama sığınabileceğimiz bir yer bulmalıyız.
Eren Adanın elini tuttu ikisi birbirine sokuldu.
Eren:Ağaç parçası bulmalıyız kendimizi korumamız gerek.
Ada:Haklısın.
Ada titriyordu orman neredeyse ışıksızdı ay bulutların ardından zaman zaman görünse de yaydığı ışık yetersizdi.Farklı belki de yaratık diyebilecekleri hayvan sesleri vardı etrafta.İçten içe kendilerini daha büyük bir boşlukta hissediyorlardı.
Eren,Ada'nın elini yavaşça bıraktı.
Ada daha fazla titremeye başladı.Eren fark etti gülümsedi.
Eren:Sakin ol lütfen sadece şuradaki dal parçalarını alıp geleceğim.
Ada:Hayır!Bensiz gitme birbirimizi kaybedersek...
Eren adaya sarıldı kokusunu içine çekti.Ada da karşılık verdi sanki bu anı bekliyormuşçasına ve içinden."Kokumu içine çekti...günlerdir duş almıyorum umarım rahatsız olmaz."
Eren:Seni asla bırakmam gel hadi.Bu arada seninle karşılaştığım günkü kadar güzelsin.
Ada'nın yüzü kızardı sanki kalbi yerinden çıkacakmış gibi hızlandı.
Ada:Beni utandırıyorsun...teşekkür ederim.
Kendilerini koruyabilecekleri kadar kalın olan bir kaç dal parçası aldılar.
Ada:Eren bak ilerde bir kulübe var!
Eren:Köşk gibi lanetli olabilir.
Ada:Belki de sadece bir kulübedir.
Eren:Yani orman büyülü ya da lanetli değil sadece köşk mü yaşayan bir lanet?
Ada:Belki de öyle.
Eren içinden"İçeri girip bakacağım onu içeri asla sokamam ne olduğunu bile bilmiyorum."
Ada:Giriyor muyuz?
Eren:Ben girip kontrol edeceğim sen kapıda bekle olur mu?
Ada:Ama...
Eren:Aması yok bekle ben kontrol edip sana sesleneceğim.
Ada istemeye istemeye kabul etti Eren tek katlı çatısı olan boyası dökülmüş küçük kulübeye doğru bir adım attı ve içeri girdi.
Eren'in içeri girmesinin üzerinden tam beş dakika geçmişti Ada telaşlanmaya başladı.
Uzaktan bir yırtıcının sesi gelmeye başladı Ada gözlerini kıstı uzakta,ağaçların arasında duran kurdu anımsatan bir varlık iki ayağının üstüne kalkmış uluyordu ya da kükrüyordu daha önce duymadığı bir sese benziyordu.Ada nın kalbi hızlandı.
Ada:Burası...köşkle bağlantılı ve lanetli!
Tam o sırada yaratık dört ayağının üzerinde durdu ve Ada'ya doğru hızla koşmaya başladı.Ada çığlık attı.
Ada:Eren!
Kapının kolunu zorladı ama açılmadı.İçeriden Eren'in sesi de gelmiyordu zaten.O sırada aklına ve düşüncelerine hakim olamadı.
Ada:Yoksa...Eren benden daha zeki,böyle bir ihtimali tahmin edip bu ağaç parçasını elime tutuşturup beni ölüme mi terk etti?Hayır o böyle biri değil.Ondan şüphe etmiyorum Eren'i seviyorum ve ona güveniyorum.
Ada kapıyı yumruklamaya başladı yaratık Ada'ya yaklaşmıştı belki yirmi saniye içinde onu yakalayabilecek uzaklıktaydı.
Ada:Eren!