Sabahın ilk ışıkları kulübenin eski ve küçük penceresinden içeri cılız bir şekilde sızıyordu.İlk uyanan Eren olmuştu yavaşça doğruldu ve gözlüğünü tişörtüyle sildi ve taktı.
Ada masum ve dingin bir şekilde uyuyordu.Eren onu uyandırmakta tereddüt etti ama kulübede ummadıkları bir tehlike veya olay yaşamak istemiyordu. Yavaşça Ada'yı kolundan dürttü ve sesini alçaltarak seslendi.
Eren:Ada...Uyanman gerek gitmeliyiz.
Ada gözlerini açtı Eren'e sokularak uyumuştu kalbi hızlandı ve yanakları kızardı ne diyeceğini ne yapacağını bilemedi ve hemen hızla ayağa kalktı.Bakışları yere kaymıştı.
Ada:Hadi...Gidelim.
Eren onun utandığını fark edince içten bir şekilde gülümsedi.
Eren:Gidelim.
Yanlarına kendilerini korumak için birer kalın dal parçası aldılar ve yola koyuldular tam kulübeden çıktıkları anda Ada bir an duraksadı.
Ada:Eren!
Eren:...
Ada'nın sesi titriyordu ve gözleri kaygılı bakıyordu.
Ada:Kedi...Süsen yok.Ona ne oldu hem...hem nereye gider ki?!
Eren yaklaştı ve Ada'nın elini tuttu.
Eren:Nasıl geldiyse öyle gitmiştir.Endişelenme,üzgünüm ama gitmek zorundayız bu tekinsiz kulübede daha fazla kalamayız.
Ada:Ama...Peki.
Eren,Ada'nın elini bırakmadı ve beraber kulübeden çıktılar yaklaşık kırk dakika boyunca yürüdüler ve ikisi de tek kelime konuşmadı.Ada durdu.
Eren:Dinlemek mi istiyorsun?
Ada başıyla onayladı ve bir ağacın dibine oturdu.Bakışları gökyüzüne kaydı.
Ada:Gökyüzü gri sanki her an her şey olabilirmiş gibi yağmur da yağabilir (gülümsedi)güneş de açabilir.
Eren Ada'nın yanına oturdu.
Eren:Yağmur da yağsa güneş da açsa üstesinden geleceğimize hiç şüphem yok.
Ada kaşlarını hafifçe çattı sorgularcasına bakıyordu.
Ada:Nasıl bu kadar güçlü olabiliyorsun...Tüm bunlarla baş edebilmek mümkün mü?
Eren bir an duraksadı bir kaç saniye düşündü ve Ada'nın gözlerinin içine baktı.
Eren:Nasıl davrandığına bağlı.
Ada:Anlamadım.
Eren:Olmak istediğine dönüşürsün ve nasıl davranırsan o olursun.
Ada:Sen...
Ada o an içinden konuştu"Acaba onunla bu şartlar dışında tanışsaydık bana yine böyle davranır mıydı yoksa...yoksa sadece mecbur olduğu için mi böyle davranıyor?"
Eren:Seni dinliyorum.
Ada ayağa kalktı ve gülümsedi.
Ada:Önemli değildi gidelim.
Ada yürüyordu Eren de arkasından yürüyordu ikisi de son derece sessizlerdi .
Ada'nın bakışları yere kaydığı an Eren'e döndü.
Ada:Eren bak...ayak izleri.
Eren konuşmadı ve Ada'nın elini sıkıca her ihtimale karşı tuttu.Çıplak ayak izlerini takip etmeye başladılar bir erkeğin ayak izlerini andıran bu izler git gide büyüyordu.Ada Eren'in elini sıktı ve durdu.Eren Ada'ya baktı.
Eren:Sorun ne?
Ada:Bu ayak izleri git gide büyüyor fark ettin mi?
Eren arkada bıraktıkları ayak izlerine bakıp kontrol etmek için geriye baktı ve o an neye uğradığını şaşırdı.
Eren:Yoklar!Hepsi...hepsi gitmiş.
Ada'nın göz bebekleri büyüdü ve Eren'e sokuldu.
Ada:Hadi ileriye doğru devam edelim geriye gitmeyelim.
Eren:T...tamam.
Ayak izlerini takip etmeye devam ettiler ve ayak izleri büyüyerek bir yaratığın ayak izine dönüşmüştü ve ayak izleri ileride son buldu ama yol devam ediyordu bitmemişti.Bir terslik vardı Ada dehşetle Eren'in gözlerine baktı.
Ada:Ayak izleri bitti ve şu garip bir yaratığı anımsatan izden sadece...sadece bir tane var iki tane yok.Sanki son kez sol ayağıyla basmış ve gerisi gelmemiş gibi.
NOT:Bu ayak izleri Eren ve Ada'yı nereye götürecek?