İçeriğe geç

Şelale Gördüm

Arca o sabah öğlene kadar televizyon izlemişti. Bu durumu gören Selen Hanım ve Mert Bey, onun için endişelenmeye başlamışlardı.

Mert Bey, Selen Hanım’a dönerek:

— Arca sabahtan beri televizyon izliyor. Onu televizyonun başından biraz uzaklaştıralım. Ne dersin? dedi.

Selen Hanım:

— Bir programın var mı? diye sordu.

Mert Bey, yakınlarda bir şelale olduğunu söyledi. Oraya giderlerse Arca’nın televizyon izlemeyi bırakacağını, farklı bir ortam göreceği için de mutlu olacağını düşünüyordu.

Mert Bey, Arca’nın yanına giderek:

— Hadi bakalım, kalk. Kıyafetlerini giymelisin. Seni küçük bir gezintiye çıkaracağım, dedi.

Arca gözlerini televizyondan ayırmadan:

— Dur baba, bu bölüm bitsin. Öyle çıkalım, dedi.

Babası televizyonu durdurabileceğini, akşam eve geldiklerinde kaldıkları yerden devam edebileceklerini söyledi çok uzun zamandır televizyon izlediği için onun adına endişelendiğini söyledi.

Arca yine itiraz edecekken Mert Bey, gidecekleri yerin fotoğrafını gösterdi.

Arca fotoğrafa baktığında şaşkınlığını gizleyemedi.

— Hadi gidelim o zaman! dedi.

Böylece şelaleye gitmek üzere yola çıktılar.

Gittikleri yol patika ve ağaçlarla çevriliydi. Bir süre ilerledikten sonra şelalenin sesi uzaktan duyulmaya başladı.

Şelaleye vardıklarında kapalı bir alandan geçtiler ve ardından merdivenlerden aşağı indiler. Şelale artık karşılarında bütün güzelliğiyle görünüyordu.

Arca şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.

Aşağı indiklerinde şelalenin aktığı suya yaklaşan Arca, terliklerini çıkarıp doğruca suya girdi. Şortu kısa sürede ıslanmıştı.

— Baba, burası çok güzel! dedi.

Sonra daha fazla dayanamayıp bütün bedenini suya soktu.

Arca’nın suya girdiğini gören kardeşi Asel de suya girmek istedi.

Selen Hanım, Asel’in terliklerini çıkardı ve onunla birlikte suya ayaklarını soktu.

Arca sudan bir yudum aldı ve şaşkınlıkla:

— Baba, bu suyun tadı çok güzel! Denizdeki gibi tuzlu değil, bak gözlerimi yakmıyor dedi.

Mert Bey gülümseyerek:

— Çünkü deniz suyu tuzludur. Şelaledeki su ise doğal kaynaklardan gelir. Bu yüzden deniz suyu gibi tuzlu değildir, diye açıkladı.

Birlikte fotoğraflar çektirdiler. Arca ise o sırada suda yaşayan canlıları fark etmeye başlamıştı.

— Baba, galiba yengeç gördüm! Yengeçler tatlı suda yaşar mı?

Mert Bey:

— Bazı yengeç türleri tatlı sularda yaşayabiliyor olabilir, dedi.

— Baba, kaplumbağalar nasıl suda nefes alıyor? diye sordu.

Mert Bey:

— Kaplumbağalar balıklar gibi solungaçlarıyla nefes almazlar. Nefes almak için başlarını suyun yüzeyine çıkarır ve burunlarından hava alırlar, dedi.

Arca çok mutluydu. Bir süre daha suda oynadı ve bütün bedenini suya soktu.

Fakat bir süre sonra hava esmeye başladı.

Mert Bey, Arca’nın üşümeye başladığını fark etti.

— Arca, su çok soğuk. Artık çıkmamız gerekiyor. Yoksa üşütüp hastalanabilirsin. Eğer hastalanırsan bir süre denize de giremezsin, dedi.

Arca:

— Baba, biraz daha duralım, dedi.

Fakat kısa bir süre sonra ellerine baktı ve:

— Baba, galiba sen haklısın. Ellerim buz gibi oldu, dedi.

Sudan çıktılar ve arabaya binerek evin yolunu tuttular.

Yolda Arca, şelaleyi tekrar görmek istediğini söyledi.

Mert Bey:

— Elbette oğlum, seni bir daha getiririm, dedi.

Ardından:

— Bak oğlum, beni dinleyip televizyon izlemeye ara vererek ne kadar doğru bir şey yaptın. Eğer şu anda evde televizyon izlemeye devam ediyor olsaydın, böyle güzel bir yeri kaçırmış olacaktın. Hayatta her şeyi kararında yapmak gerekir. Doğru zamanda doğru kararları vermezsen bazı güzel fırsatları kaçırabilirsin, dedi.

Arca, babasının söylediklerini tam olarak anlayamamıştı.

Bir süre düşündükten sonra:

— Baba, ya sıkıcı bir yere gitseydik? O zaman böyle mutlu olmayacaktım, dedi.

Mert Bey:

— İşte tam da bu yüzden her şeyi kararında yapmak gerekir. Bir şeyi gereğinden fazla yaparsan, bir süre sonra ondan aldığın keyif azalır. Hatta daha önce sevdiğin şey sana sıkıcı gelmeye başlayabilir, dedi.

Arca bu kez babasının ne anlatmak istediğini anlamıştı.

— Evet baba, aslında ben de televizyon izlemekten sıkılmıştım. İyi ki beni buraya getirdin. Teşekkür ederim, dedi.

Selen Hanım ve Mert Bey birbirlerine baktılar. Çocuklarına güzel ve keyifli bir gün yaşatmanın mutluluğunu, hiçbir şey söylemeden bakışlarıyla birbirlerine anlattılar.

O gece Arca uyumadan önce Mert Bey’e ve Selen Hanım’a sarılıp onları öptü.

Bir etkinlik, bir aileyi ancak bu kadar mutlu edebilirdi.

Bazen yapılan küçücük bir aktivite, çocukların dünyasında kocaman bir yer edinebiliyordu.