Bir yerlerden bir ses geliyordu, bir şey titriyordu gözümü açtım kapkaranlıktı. Ada beni sımsıkı sarmış uyuyordu. Sarmaş dolaş dışarıdan geldiğimiz kıyafetlerle uyuduğumuz için ikimiz de terlemiştik. Telefonun yanıp sönen ışığını fark ettim, arayan annemdi:
-Neredesin saat kaç oldu ?
-Anne arkadaşımda oturup öyle geleceğim demiştim.
-Gece yarısı oldu neredeysen baban gelip alsın seni.
-Uyuya kalmışım hemen çıkıyorum arkadaşım bırakacak beni.
Ada yanımda hâlâ uyuyordu, yanağından öptüm uyansın diye saçlarıyla oynadım. Çok yorgundu kalkmak istemiyordu. Ben de burada kalıp yanında uyumak istiyordum ama gitmem gerekiyordu ailem merak etmişti. İkimiz de uykulu gözlerle arabaya bindik. Soğuklardan İstanbul da nasibini almıştı dün kar yağmıştı ama bu şehirde tutması zordu tabi. Köprü yoluna girdiğimizde Ada uykulu gözlerle bana baktı elimi tutup öptü.
En sevdiğim hareketlerden biriydi bir anda elimi tutup öpmesi. Arabada giderken mutlaka elimi tutması, çok seviyordum bu hallerini. Bizim mahalleye geldiğimizde sokaklardaki karı gördük, arabada kış lastiği de yoktu. Böyle olmasını bekliyordum yaşadığımız yer yüksek ve şehirden uzak olduğu için en çok burada kar olurdu. Zorlama ben yürürüm desem de sokağın başına kadar geldi, köşedeki marketin önünde kardeşimi gördüm. Yanımıza gelip beni aldı birlikte eve gittik.
Yanından ayrılır ayrılmaz onu özlüyordum ama birkaç güne gideceğini de biliyordum. İstanbul'a geri gelmiştim, geldiğimde Ada'yı burada bulmuştum ama her zamanki gibi çok vaktimiz yoktu. Sabah kahvaltıdan sonra hemen Ada'nın yanına gitmek için hazırlandım. Oje sürecektim ki telefon çaldı:
-Bebeğim neden hâlâ gelmedin ?
-Oje sürüp çıkacağım.
-Gel burada sürersin çok özledim.
-Hemen çıkıyorum.
Eve vardığımda kapıda Ada'yı siyah gömleğiyle beklerken buldum. Bayılıyordum bu halini görmeye ona hediye aldığım gömleği giymişti. O kadar yakışıyordu ki dünyanın en yakışıklı adamıydı gözümde. Birkaç saat sonra arabaya bindik kemerimi takarken kardeşim aradı:
-Okul tatili uzamış, bir hafta daha eklemişler.
-Öyle mi ? Bilet bakar mısın bana dolmadan haftaya pazar olarak değiştirelim.
-Şifreni gönder hemen halledeyim.
Tatilin uzaması güzeldi eskiden olsa çok sevinirdim biraz daha kalacağım için. Oysa Ada yarın gidecekti bunu biliyordum. Bu adam olmadan önce ben ne yapıyordum acaba ?
Bugün birlikte Taksim'e gidecektik. Şimdiye kadar neredeyse hiç bir yere gidip gezmiş değildik. İstiklal Caddesi'ne çıkmadan önce aşağıdaki tavuk pilavcıda yemek yedik. Hava buz gibiydi, arabayı park ettiğimiz yerden biraz yukarı caddeye yürümemiz gerekiyordu. Ada elimi tuttu, bana sarıldı birlikte caddeye çıktık.
Ne zaman elini tutup bir yere gidip gezebileceğim diye düşünürken şimdi buradaydık. En sevdiğim şehirde en sevdiğim insanla birlikteydim. Ada'ya kıyafet bakacaktık birkaç mağazaya girdik. Ada kıyafetleri bana seçtiriyor sonra deniyordu, bu durum dört yıl boyunca devam edecekti. Ada'ya beyaz bir gömlek seçip verdim, Duygu arıyordu:
-Neredesiniz ?
-Zaten bizi bu kadar zaman rahat bırakmanız mucizeydi, Taksim'deyiz.
-Çok komik ! Hadi hadi Üsküdar'a gelin oyun oynayalım.
-O nereden çıktı şimdi ?
-Özledik sizi, kardeşin de geliyor.
-Onu da mı çağırdın ?
-Tabi full kadro geç kalmayın.
Bu durumlar Ada'nın hoşuna gidiyor muydu bilmiyorum. Kötü bir şey söylemiyordu, birlikteyken de keyifli görünüyordu ama yine de çekiniyordum. Duygu'nun aradığını söyleyip durumu anlattım olur gideriz birazdan dedi. Ada yarın dönüyordu, kuzeni aldıkları arabayı bekliyordu. Döneceğini daha gelmeden biliyordum, işler farklı gelişmişti. Ne için gelmişti, ne için dönüyordu her şey bir birine girmişti.
Saat 8 gibi yola çıktık, Üsküdar yolları İstanbul'un en güzel yollarındandı köprü manzaralıydı. Ada'yı arabada izlemeye bayılıyordum hele ki köprüden geçerken İstanbul'un ışıkları yüzüne vuruyordu. Sonraları aynı yoldan kaç kere geçtik ben bile sayamadım ama bugün bir kere daha geçebilsek yine aynı heyecanı duyardım...
Pek trafik yoktu karşıya geçsek te gittiğimiz mesafe kısaydı zaten. Kafeye vardığımızda herkes bizden önce gelmişti. Geçen seferkinden daha çok eğlendik ama güzel zamanlar çok hızlı geçiyordu. Kafenin kapanma saati geldiğinde çıktık. Ada ile birlikte karşıya geçmem gerekiyordu çünkü benim arabam orada kalmıştı. Kardeşim de bizimle geldi, Ada'nın arkadaşını da yoldan aldık. Hep beraber eve gittik, Ada bizi eve davet etti ama geç olduğu için arabaya binip döndük. Ona kapının önünde veda ettim, sabaha karşı yola çıkacağını biliyordum. Kardeşim yanımızda olduğu için sarılamadım bile.
Sabah erken saate yola çıkmıştı sürekli haber veriyordu ama Ada yoldayken her zaman huzursuz olurdum. İstanbul'da yaklaşık on gün daha kalacaktım Ada ailesinin yanına dönmüştü. Kuzenim hamileydi doğumuna çok az kalmıştı dönmeden onu görmek istiyordum. Bebek için birkaç parça hediye alıp yanına gittim. Onu hamile görmek bana çok tuhaf gelmişti çok sık görüşemediğimiz için karnı burnuna gelene kadar fark etmemiştim. Birlikte büyümüştük, kuzenim şimdi anne oluyordu. İçimdeki anne olma isteği bu durumlarda en üst seviyeye ulaşıyordu. Gönlünden geçirdiği gibi bir kızı olacaktı:
-Kuzen doğum ne zaman karnın çok küçük duruyor ?
-Ne küçüğü 38. haftada, doğum için pazartesiye gün verdiler.
-Hadi hayırlısı iki aylık olana kadar göremeyeceğim prensesi.
Hayat bu sıralar o kadar sürpriz yapıyordu ki. Akşam Duygu'nun yanına geçecektim hazırlanıp çıktım. Kuzenimin yanından ayrılalı bir saat anca olmuştu ama beni arıyordu. Neyi unuttum diye düşünerek açtım:
-Kuzen doğuruyorum ben!
-O ne demek ?
-Suyum geldi hastaneye gidiyoruz.
-Hastaneye varınca beni ara geleyim seviyorum seni korkma.
-Tamam arayacağım.
Duygu'nun yanına gittim birlikte hastaneye geçeriz diye anlaşmıştık. Kuzenim o gece doğuramadı sabaha kaldı. Ertesi gün Duygu ile birlikte bebeği görmeye gittik. Tam bir prensesti, beklediğimizden daha güzeldi. Teyzem beni görünce çok mutlu oldu, uzun zamandır görüşememiştik. Uzakta olmanın zorluklarıydı bunlar, insan kimi ne zaman gördü onu bile hatırlamıyordu.
Hayat bana bir sürpriz daha yapmıştı ve iki aylıkken görürüm dediğim yeğenimi doğduğu ilk saatlerde görmüştüm. Artık dönme vaktim gelmişti, artık bu gidişleri evimden ayrılmak bir yana Ada'ya yakınlaşmak olarak görüyordum. Yan yana olamasak ta yakın şehirlerde olabilmek daha iyi hissettiriyordu.