Uçak rötar yaptığı için iftara yetişememiştim. Yorgundum uçakta bir şeyler atıştırdım, eve gelince yemek yedim. Aylar sonra her geldiğimde evimi ve ailemi bıraktığım günkü gibi bulmak bana huzur veriyordu. Aklım Ada'da kalsa da evde ve İstanbul'da olmak beni rahatlatıyordu. Bahar gelmişti Nisan ortasındaydık, havalar çok güzel gidiyordu. Her sabah uyandığımda keşke Ada da burada olsa diye düşünüyordum. En son bu şehre geldiğimde birlikteydik. Ama hep kışın birlikteydik keşke baharda birlikte İstanbul'da olabilseydik. Keşke yazda ve sonbaharda... Tüm mevsimlerde Ada ve ben İstanbul'da olabilseydik. Birlikteyken hangi şehirde olduğumuzu hiç önemsemiyordum ama onsuz evimde dahi olsam eksik hissediyordum.
Bayram tatilleri sadece bir hafta sürüyordu. Cuma akşam inmiştim sonraki hafta sonuna kadar sekiz günüm vardı. Pazar günü Duygu ile birlikte kuaföre gittik uzun zamandır böyle bir bakıma ihtiyacım vardı. Kafam çok doluydu bu şekilde kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Aslında aramızda büyük bir sıkıntı yoktu ufak tefek kırgınlıklardı. Ama ben çok büyük bir sıkıntı varmış gibi hissediyordum, geceleri tuhaf rüyalar görüyordum. Huzursuz hissettiğim için hırçınlaşıyordum istemesem de Ada'ya yansıtıyordum. Sıkıntın ne dese verecek cevabım yoktu ancak hislerime güveniyordum mutlaka ters giden bir şeyler vardı.
Pazartesi akşam iftara kuzenime gittim, yeğenim iki aylık olmuştu. Ada'ya bebekle birlikte fotoğraf attım.
Ada: Çok yakışıyor kucağına.
-Keşke bizim de bir bebeğimiz olsa.
-Bizim de bebeklerimiz olacak.
Ada'yla konuşunca rahatlıyordum ama kafamdaki düşüncelerden kurtulamıyordum. Ada da farklı davranıyordu. Bu aralar kıskançlık krizleri başlamıştı. Duygu'nun sevgilisiyle görüşmemden rahatsız oluyordu. Kaç yıllık arkadaşımdı yıllardır birlikteydik Ada ile de tanışmışlardı. Son zamanlarda farklı bir insan olmaya başlamıştı. İkimiz de çok başkalaşmıştık, bu durumun geçici olmasını umuyordum.
Bayramda Duygular, annem ve ben hep birlikte Duyguların köyüne gittik. Duygu, sevgilisi ve ben fotoğraf çekildik. Ada fotoğrafı görünce sinirlendi, bana şaka gibi geliyordu artık tepkileri. Kıskanacağı bir durum yoktu ama böyle saçma bir nedenden tartışıyorduk. Ertesi gün nispet yapar gibi fotoğraflar paylaşmaya başladı. Ablasının arkadaşları gelmişti, onları gezdiriyordu. İkimizin de sorumlulukları vardı bunun farkındaydım ama paylaştığı fotoğrafların nispet olduğunu da biliyordum.
Tartışmalar uzadıkça İstanbul'dan dönmek istiyordum. Döneyim yüz yüze gelip düzgünce konuşalım istiyordum yoksa bu durumları çözemeyecektik. Ada'ya bunları anlattığımda döndüğünde yanına geleceğim dedi. Sonraki birkaç gün de huzursuzlukla geçti. Geceleri çok tuhaf rüyalar görüyordum. Rüyalarıma inanıyordum çünkü yıllardır gördüğüm hiç bir rüya boş çıkmamıştı. Hepsini hayatımda yaşayarak görmüştüm. Kaç gecedir aynı rüyayı görüyordum. Ada'nın göğsünde uyuyordum karanlıktan bir silüet gelip Ada'ya bağırıyordu. En son gördüğüm rüyada çığlık sesiyle uyandığımı hissettim. Benim bilmediğim bir şeyler vardı ama bunları Ada'ya soramazdım. Rüyalarımı anlatsam belki saçma bulur belki de inanmazdı. Kısa tatil bitti ve ben bu sefer istekli bir şekilde döndüm. Ada ile görüşüp konuşmam lazımdı nasıl olacaktı bilmiyordum ama kafamdaki bu korkuları ona anlatmalıydım.
Döner dönmez kendimi yine yoğunluğun içinde bulmuştum 23 Nisan töreni vardı. Ada farklı konularla ilgileniyordu, Marmaris'ten iş için arıyorlardı. Daha önce konuşmuştuk, İstanbul'a gitmeye karar vermişti ama şimdi bu konu çıkmıştı. Zaten huzursuzdum bir de bu eklenmişti. Daha önce de bu konu vardı ama beni olumsuz etkilemiyordu. Şimdi uzaklaşmanın ne kadar kötü olduğunu biliyordum.
Birkaç gün sonra Ada'ya gelmesi için baskı yapmaya başladım. 1 Mayıs pazartesiye denk geliyordu hafta sonu üç gün rahatça konuşup vakit geçirebilirdik. Cumadan gelmesini istiyordum, zaten arabayla geleceği için istediği zaman gelebilirdi. Cuma okuldayken mesaj attım.
-Bu akşam bekliyorum seni.
-Kuzum gidip tıraş olayım, bir nargile içeyim sonra param kalırsa gelirim.
-Geleceğini söylemiştin, iki ay görüşmedik sadece iki gün geldin şimdi yine görüşemiyoruz.
-Bak lütfen kavga çıkarma rahat dur.
-Ben ne söylesem sana kavga geliyor, beni düşünüyor musun ?
-Ben seni düşünüyorum peki sen beni hiç düşünüyor musun ?
Geleceğine inanıyorum, bir fırsat doğururdu, istediğimi biliyordu gelirdi...
Ama gelmedi, gelemedi arabayı ailesine vermesi gerekiyordu. Bütün gece kavga ettik, her gün daha da zorlaşıyordu. Cumartesi sabah mesaj attım:
-Günaydın
-Günaydın yatıştın mı biraz ?
-İyiyim ben bir şeyim yok.
-Tamam şimdi sakince söyle ne yapalım ?
Yine tartışmaya başladık ama bu akşam gelmesi için anlaştık. Akşam otobüsüne binip gece burada olacaktı. Birbirimize karşı o kadar saldırganlaşmıştık ki bu işin sonu ne olacaktı kestiremiyordum artık. Yoldayken aradı inmesine az kalmıştı, yoldayken bile tartışıyorduk. Sebepsiz saçma sapan şeylerden... Uzatmak istemediğim için kapat artık uyuyup dinleneceğim dedim. Ada tepkime çok kırıldı tamam uyu ben de geri dönüyorum deyip kapattı. Bu kadarını yapmaz diye düşünüyordum ama artık onu tanıyamıyordum. Kalkıp duş aldım biraz rahatlamak istiyordum gelse de gelmese de...
Duştan çıkınca aradım ama açmadı, inadı başlamıştı yine. Mesaj attım ama yine tartışacak gibiydik daha fazla uzatmak istemiyordum, sustum. Otobüs varış saatini biliyordum, tekrar yazdım.
-Kuzum
-Uyumadın mı daha ?
-Beni uyurken mi bulmak istiyorsun ?
-Dönüyorum dedim değil mi ?
-Seni bekliyorum.
-Kapıyı aç.
Geldi, koltuğa oturdu hiç bir şey söylemedim kucağına oturup sarıldım. Başını saçlarımın arasında çıkarıp yüzüme baktı :
-Gerek var mıydı gece gece ?
-Sinirlendim, özür dilerim.
-Onu demiyorum, bu saatte çamaşır mı yıkıyorsun ?
Çamaşır makinesi çalışıyordu birbirimize bakıp güldük. Elimden tutup beni yatak odasına götürdü.
Sabah uyandığımda yanımda olduğunu görünce gördüğüm rüyaları, içimdeki huzursuzlukları unuttum. Kafamdaki bu düşünceleri anlatabilmek için çağırmıştım ama yanımdayken dünya gözümde olmuyordu. Birlikte kahvaltı hazırladık, Ada'nın yüzüne kil maskesi yaptım. Çok hoşuma gidiyordu birlikte böyle vakit geçirmek. Ada çıkıp dolaşmak istiyordu ama ben istemiyordum evde dip dibe olalım istiyordum. Sadece iki günlüğüne gelmişti biliyordum gitmesi gerekiyordu ama ben asıl çağırma amacımı çoktan unutmuştum. Sabah erken uyandığımız için öğlen yorgun hissedip yatağa uzandık bu sefer Ada benim göğsüme yattı ben onun saçlarını okşadım. Uykum yoktu ama Ada biraz bitkindi sen biraz dinlen deyip kalktım.
Ada uyurken yemek yapacaktım ama uyumayıp yanıma geldi.
-Beni odaya attın ne yapıyorsun burada ?
-Yemek yapacağım.
-Yine mi köfte yapıyorsun ?
-Ne istiyorsun, ne pişireyim ?
-Tavuk yapalım.
Birlikte yemek yaptık, yemekten sonra Ada meyve tabağı yaptı. Ev çok küçük olduğu için mutfak eşyası da çok azdı. Tüm eşyaları kullanmıştık, bulaşıkları yıkamazsak ertesi gün aç kalacaktık. Ada erkenden uyuya kaldı, yanına gidip ateşine baktım çok sıcaktı. Üstündeki kazağı çıkarırken uyunmadı bile. Bulaşıkları yıkayıp yanına gittim, erkenden uyuduk. Konuşabileceğimiz sadece bir gün kalmıştı ertesi gün gitmesi gerektiğini biliyordum ama pazartesi günü de çok farklı geçmedi. Resmi tatil olduğu için evdeydim, deli gibi yağmur yağıyordu Ada ekmek almaya zor gitti. Yan yanayken çok mutlu olduğumuz için sorunlar ikimizin de aklına gelmiyordu. Birlikte geçireceğimiz sadece bir gece kalmıştı yarın Ada gidecekti. Kollarında uyuya kaldım, sabaha karşı yine kötü rüyalar görüp uyandım. Yanımdaydı, masumca uyuyordu, elleri saçlarıma dolanmıştı.
Yerimden kalktım daha önce aklımdan geçmemişti ama şimdi kendime engel olamıyordum. Telefonu salonda şarja takılıydı. Biraz karıştırınca gördüklerim karşısında midem bulandı, sanki başım dönüyordu. Telefonunda uygulamalar yüklüydü, saçma sapan insanlarla mesajları vardı. Yüzümü yıkayıp yanına gittim.
-Uyan artık.
-Uyanayım bebeğim, gel yanıma üşümüşsün.
-Sana bir şey soracağım.
-Sor bakalım.
-Sen hiç aldatıldın mı ?
-Bildiğim kadarıyla hayır.
Soruma şaşırmamıştı ama gözünü açıp yüzüme baktı.
-Saat kaç ?
Olduğundan daha geç bir saat söyledim. Kalkıp gitsin istiyordum, söyleyecek bir şeyim yoktu sadece gitmesini istiyordum. Gelmesi için yalvardığım adamı artık görmek istemiyordum.
-Telefonu karıştırman bittiyse ver de otobüs bileti alayım.
-Yatacak yerin yok zaten çek git.
Yataktan kalktım, başım dönüyordu elime ne geldiyse üzerimi giyindim. Ağzıma geleni saymaya başlamıştım, hiç cevap vermiyordu. Hazırlandı çıktı, ben de arkasından çıktım asansöre birlikte bindik. Ben okula gittim, Ada nereye gitti bilmiyordum. Onca söylediğim lafa cevap bile vermemişti sadece susup gitmişti.