İçeriğe geç

El Ele

Perşembe sabah uyandım hızlıca kahvaltı ettim bugün dişçi randevum vardı. Ada da benimle gelecekti ama önce hastanedeki kuzenini ziyarete gidecekti yetişirim demişti. Şubat ayının ilk günlerini yaşıyorduk ama hava bugün çok güzeldi, güneşliydi. Şansımın bu kadar yaver gittiğini hiç görmemiştim, sıkıntılar bitmişti sanırım artık her şey iyiye gidecekti. Randevuya gittim ama Ada yetişemedi, üzülmüştüm bir saat fazla yanımda olması benim için önemliydi. Doktoru çocukluğumdan beri tanıyordum tedavimi tamamlayıp çıktım ama Ada çıktığım saate bile yetişememişti.

Buraya gelmesini beklemem anlamsızdı, ortak bir yerde buluşmak için arabaya binip çıktım. Sözleştiğimiz yere vardığımda Ada oturmuş döner yiyordu. Onu bu sokaklarda görmek nasıl güzeldi. Doğduğumdan beri bu şehirde bu sokaklardaydım ama bir parçam çok uzaklardaymış, şimdi tas tamamdı.

Ada: Özledin mi beni ?

-Çok özledim neden gelmedin ?

-Yetişemedim anlattım ya, ağzına ne oldu böyle ?

-İğne yaptılar uyuşukluğu geçmedi henüz, uğraşma benimle :)

-Ne tatlı olmuşsun böyle. Nereye götüreceksin beni ?

-Güzel bir yere gideceğiz hazırsan gidelim.

Maltepe sahile gittik. Ada'yla sahile gitmek istiyordum, denizi seviyordum Ada'yı daha çok seviyordum. İkisini aynı anda her şeyden daha çok seviyordum. Otoparktan sahile yürürken elimim tuttu, aylar sonra el ele dolaşabileceğimiz fırsatı bulmuştuk. Bu günü ne kadar hevesle beklediğimi düşündüm. Hava çok güzeldi kış güneşi ayrı güzeldi. Sahilde fotoğraf çekildik, yorulana kadar dolaşıp dinlenmek için bir banka oturduk. Tüm adalar karşımızdaydı.

Ada: Bu karşıdakiler nedir ?

- Prens adaları, yazın çok kalabalık oluyor ama baharlarda çok güzel oluyor inşallah gideriz gezmeye.

-Gideriz kuzum iste yeter.

Ada'nın telefonu çaldı, birlikte çalıştıkları kuzeni aramıştı.

-İş için mi arıyor ?

-Evet ama boş konuşuyor.

-Neden ?

-Ne dediği belli değil, kendimi buna bağlayamam yazılım için kurs bakacağım.

-Hayırlısı olsun.

Bunlar önemli konulardı, ben Ada'ya o kadar kapılmıştım ki bunları düşünemiyordum o sıralar.

Akşam olmaya başlamış hava soğumuştu. Bugün önemli bir gündü Ada kardeşimle tanışacaktı, işler nasıl böyle hızlı ilerliyordu ben de bilmiyordum. Nasıl hevesli gördüyse kardeşim de tanışmak istiyordu. Duygu, ben, kardeşim ve Ada hep birlikte olacaktık. Biraz gergindim kardeşim benim için çok önemliydi bir birlerini sevecekler miydi acaba ? Bu tanışma biraz erken miydi ama ben onun tüm ailesiyle tanışmıştım. Ada bendeki gerginliği fark edince tanışmak şuan zorunda değiliz kendini rahat bırak demişti. Ama anlaşmıştık planı iptal etmek istemiyordum.

Duygu işte çıkınca kardeşimi alıp gelecekti ben de Ada ile birlikte gidecektim. Samimi bir ortam olsun diye 101 oynamaya gidelim demiştik, hepimiz severdik. Ada ile önce vardık ama maç haftaları olduğu için her zaman gittiğimiz kafede yer yoktu. Yanındaki sessiz kafede yer vardı aslında iyi olmuştu daha rahattık. Duygu ve kardeşim gelince oturup oyun oynadık ortam gayet iyiydi, huzurluydum. Eve dönerken Ada'yı metroya bırakıp eve geçtik. Kardeşime yolda nasıl biri sevdin mi diye sorduğumda sen sev mutlu ol yeter dedi, fazla konuşmadık.

Pazar sabah dönmem gerekiyordu ama cuma ve cumartesiyi de gayet yoğun planlamıştık. Bu birkaç günü sanki hiç gitmeyecekmişim Ada da hep burada kalacakmış gibi tuhaf bir hissiyatla yaşıyordum. Bugün Ada'yı çok sevdiğim bir yere götürecektim, Çamlıca Tepesi'ne gidecektik. Küçüklüğümden beri çok severdim, Ada da böyle manzaralı yerleri seviyordu. Ağaçların altında oturduk Ada saçlarımla oynuyordu ama ben çok üşümüştüm.

-Dondum bugün çok soğuk.

-Yanındayım bak, montunu da güzelce kapatalım üşüme.

-Hayır üşüyorum soğuk.

-Tamam gidip yemek yiyelim öyleyse huysuzluğun başladı senin.

Önce balık çorbası içtik, ben çok seviyordum ama Ada'nın sevdiğini orada öğrendim daha önce balık çorbası içeceğimiz bir yere gitmemiştik. Aslında daha önce böyle bir yerde oturup düzgünce yemek yeme fırsatımız da olmamıştı hep evde yemiştik. En çok bu detayı seviyordum sevdiğimiz çok fazla ortak nokta vardı. Bir tek müzik zevkimiz uyuşmuyordu onda da sıraya uyuyorduk. Akşam Ada arkadaşlarıma mangal yapacaktı, hep güzel mangal yaptığından bahsederdi ama yememiştim. Ada ile Duygu'nun evine uğrayıp okey takımını aldık sonra Duygu'yu da çarşıdan alıp karşıya geçtik. Evde Ada'nın arkadaşları da vardı, kalabalıktık. Etler balkonda pişerken Ada beni mutfağa çağırdı, sarılıp öptü. Onu çok özlüyordum, yanındayken dahi özlüyordum. Etler biraz yanmıştı ama değerdi. Çok güzel bir akşamdı hiç dönmek istemiyordum, annem arayana kadar tabi ki. Benim telefonum şarjdaydı Duygu'nunki de sessizdeymiş, annem ikimize birden ulaşamayınca sinirlenmişti hemen toparlanıp çıktık. Normalde anneme geleceğim saati mutlaka söylerdim ama Ada yanımdayken zaman duruyordu.

Bugün cumartesiydi Ada ile son günümüzdü yarın sabah erkenden dönmem gerekiyordu. Ada burada kalacaktı tekrar ne zaman görüşecektik hiç fikrim yoktu. Burada kalması benim için umuttu çünkü burada işlerini oturtursa kalabilirdi ben de eninde sonunda İstanbul'a dönecektim. Ama ailesinin yanındayken de bana yakındı fırsat olunca yanıma geliyordu buradan gelmesi çok zordu... Yarın yola çıkacağım için bu gün çok yorulmadık Ada ile Cevahir Avm'ye gittik gezip dolaştık. Akşam eve gidip biraz oturduk eve dönmem gerekiyordu sabah erken gidecektim eşyalarım bile hazır değildi ama ayrılmak istemiyorduk. Hava çok kötü olduğu için İstanbul kalkışlı çoğu uçak iptal olmuştu ama benimki olmuyordu nedense. Ada gitme nasılsa iptal olur diyordu bir umut geç saate kadar bekledik ama bir haber gelmedi.

Yapacak bir şey yoktu gitmem gerekiyordu, saat geç olduğu için Ada bari bir yere kadar seninle geleyim geri metrobüs ile dönerim dedi. Reddetmedim onu yormak istemiyordum ama yarım saat fazla görmek istiyordum. Metrobüse varınca arabada sarıldık, fotoğraf çekildik. Ada indi arkasından baktım bir daha nasıl göreceğim diye düşünüyordum. Oysa hayat sürprizlerle doluydu, bazen iyi bazen kötü sürprizler...