Ada ile birbirimizden uzak durmamız imkansızdı. Biz artık birbirimize karışmıştık birbirimize hayat olmuştuk. Onsuz nasıl yaşanır çoktan unutmuştum, ondan önce ne yapıyordum bilmiyordum. Her gün her dakika konuşmaya devam ediyorduk ama aramız düzelmiyordu. Bir gün iyi olsak ertesi gün birbirimize giriyorduk. En kötüsü de ikimiz de kendimizi haklı görüyorduk. İkimizin de elinde kendince kozları vardı.
Babam sadece birkaç gün yanımda olacaktı. Resmi tatilde denk geldiği için vakit geçirebiliyorduk. Bütün gün babamla baş başa sohbet edip gezip dolaşıyorduk.
Kafam çok karışıktı, düzelebileceğimize olan inancım her gün azalıyordu. Umudun varlığı da yokluğu da insanı kemirmeye yeterdi. Ada’ya olan hasretim çok büyüktü. Kırgındım, kızgındım ama yanımda olsa sarılsam göğsüne yatsam diye can atıyordum.
Ada mesleğinden çok uzak kalmıştı. Bundan dolayı İstanbul’da kendini geliştirmeye çalışıyordu. Sonrasın da iş aramayı planlıyordu. Yazı birlikte İstanbul’da geçirebilsek hayat ne güzel olurdu. Nasıl tanıştığımızı düşününce ilk başlarda içimden geçenleri hatırlıyordum. Ada ile ilk İstanbul’da buluştuğumuzda birlikte bu şehirde olabilsek diye hayal kuruyordum. Şimdi hayat bize bir fırsat sunuyordu.
Babamla geçirdiğimiz vakit kısaydı hemen bitmişti. Yarın sabah uçağı vardı. Annem içim bir hediye aldık, son kez sahilde yürüyüş yapıp eve geldik. Babam bu şehri seviyordu, burada benimle olmayı seviyordu. Her fırsatta bir şekilde babamı yanımda buluyordum.
Sabah babam uçağa binmek için evden ayrıldı ben de hazırlanıp okula gittim. Bugün çocuklarla fotoğraf çekimim vardı. Fotoğrafçıdan kendim için de fotoğraf çekmesini istedim. Geçen yıl da albüm yaptırmıştım, anı kalıyordu. Eve gelip Ada’yı aradım, görüntülü aramamı isteyip kapattı. Onu görünce gözlerim doluyordu, çok özlemiştim. Aslında uzun zaman geçmemişti ama son zamanlarda zor günler geçirdiğimiz için özlem içimdeki çoğu duyguyu bastırıyordu.
-Neden görüntülü aradın ?
-Ders çalışıyorum hayatım vaktim yok, sen ne yapıyorsun ?
-Yeni geldim yorgunum uzanıp kitap okuyacağım.
-Tamam bebeğim. Ben çalışayım sen de kitap oku. Açık kalsın birbirimizi görelim olur mu ?
-Olur kuzum.
Son zamanlarda bunu çok sık yapmaya başlamıştık. Ada ekrana bakıp çalışıyordu ama ben pek kitaba odaklanamıyordum Ada’yı izliyordum. İçimdeki bu kırgınlık nasıl geçmişti, o günden sonra onu görmek istemeyeceğimi düşünmüştüm. Ama hiç te aklımdaki gibi olmamıştı işler çok farklı ilerlemeye başlamıştı. Evet içimdeki kırgınlık geçmemişti ama Ada yaralarımı sarsın diye bekliyordum.
Birkaç gün sonra doğum günüm vardı. O akşam Ada ile yine tartıştık. Artık konunun ne olduğu fark etmiyordu ikimiz de doluyduk en ufak bir kıvılcımda alev alıyorduk. Mesajlarıma cevap vermiyordu. Aradım uzun uzun çaldıktan sonra açtı:
-Ne istiyorsun ne ?
-Niye cevap vermiyorsun ?
-Ne istiyorsun söyle benden ne istiyorsun?
-Ne isteyeceğim senden ?
-Ne istiyorsun ? Bak söyle ne istiyorsun ? Doğum günün yaklaştı sana bir hediye bulmak mutlu etmek istiyorum. Dolaşıp bakıyorum içime sinen bir şey olmuyor. Sen ne istiyorsun söyle artık, sürekli tartışarak ne istiyorsun ?
-Bir şey istemiyorum rahat bırak beni.
Hediye istemiyordum. İhtiyacım olan tek şey biraz anlayış ve ilgiydi. Asla anlamıyordu, ne ihtiyacım var görmüyordu.
Ertesi sabah okula gittim, kafam dağılsın diye kitap kulübüne katıldım. Öğretmenler bir kitap uygulaması üstünden etkinlik yapıyorlardı daha önce de görmüştüm ama ilgimi çekmemişti. Bana da önerdiler, akşam telefonu elime alıp üye oldum. Uygulamada dolaşırken Ada’nın hesabını gördüm. Kitap uygulaması kullanması kötü değildi elbet ama neden ben bilmiyordum. Neden bana söylememişti, onun hayatından bu kadar uzak mıydım ben ? Mesaj sesiyle irkildim:
-Ne yapıyorsun?
-Kitap yorumlarını okuyorum.
-Anlamadım hayatım kimin yorumlarını okuyorsun ?
-Senin.
Link gönderdim.
-Bu nereden çıktı kuzum ?
-Sana sormak lazım.
-Senin bu uygulamayı kullandığını bilmiyordum. Ben uzun zamandır kullanıyordum bayadır girmemiştim.
-Tamam ben de bundan sonra kullanacağım. Hep görüyordum zaten hoşuma gitti bakınca.
-Hayır kullanmayacaksın.
-Kendin kullanıyorsun bana mı söylüyorsun ?
-Ben de hesabımı siliyorum sen de kullanma.
-Hayır kullanacağım.
-Tamam hayatım istiyorsun madem kullan tamam.
Çok moralim bozulmuştu bu duruma, ertesi gün doğum günümdü ama daha fazla konuşma istemiyordum yatıp uyudum.
Doğum günüm için arkadaşlarımla buluştum. Sahilde birlikte kahve içtik, pasta yedik. Ada benim için hediye göndermişti. Eve geldiğimde kapının önünde küçük bir paket buldum. İçinden geçen gün çekildiğim fotoğraflardan yapılmış puzzle çıktı. Benim için video mesaj hazırlamıştı, kare kodu okutup açtım. Defalarca ağlaya ağlaya izledim. Yanımda olmayı diliyordu. Acaba hangi doğum günümde birlikte olabilecektik diye düşündüm…
Sabah Ada’nın aramasıyla uyandım.
-Nasılsın sevgilim ?
-Aramana uyandım neden bu kadar erken kalktın ?
-Seninle konuşmak istediğim bir konu var ?
- Ne oldu sabah sabah ?
-Akşam kuzenim aradı, iş için.
Boğazım düğüm düğüm oldu. Ben içimde be umutlar biriktiriyordum. Yazın birlikte olabilmeyi hayal ediyordum, Ada’nın İstanbul’da kalması ihtimalini düşünüyordum. Bu nereden çıkmıştı, içim sızladı.
-Tamam sonra konuşuruz benim okula gitmem gerek.
-Peki hayatım.
Okulda bütün gün bunu düşündüm… Akşam eve gelir gelmez bunu konuştuk. Ada kararını çoktan vermişti konuşmalarından anlıyordum zaten şartlar da bunu gerektiriyordu. Kararını verdiğini bilmeme rağmen bana soruyormuş gibi davranıyordu. İstemezsem gitmeyeceğini söylüyordu ama boştu. Hayatı ve işi söz konusuydu önüne engel koymam mümkün değildi. Gidecekti hem de hemen gidecekti biliyordum. Benimle konuşurken rica eder gibi bir hali vardı çok üzgündüm ağladığımın farkındaydı. Gece yarısı aradım:
-Efendim sevgilim
-İstediğin zaman git, tek istediğim bana verdiğin sözleri unutma. Ben de ilk fırsatta yanına geleceğim.
Tam bir şeyler iyiye gidiyor derken hayatımız tamamen arapsaçına dönüyordu.