İçeriğe geç

Ada'nın Şehri

Ada gidince üstüme hemen bir hüzün çökmüştü.

Geriye dönüp baktığımda onu ilk gördüğüm günün üstünden sadece bir buçuk ay geçmişti. Ama bu sürenin yarısını birlikte geçirmiştik. Her fırsatta kaçıp yanıma geliyordu. Son bir buçuk ay o kadar dolu geçmişti ki sanki yıllardır birlikteymişiz gibi hissediyordum. Artık tamamen kış gelmişti ama bu sene kar biraz gecikmişti geçen yıl ki gibi yağmamıştı. Okulda işlerimiz yoğundu eve geldiğimde hava kararıyordu, akşam olunca daha fazla özlüyordum sanki. Beni o kadar arıyordu ki bazen telefon hiç kapanmıyordu. Yeni bir alışkanlık olmuştu aramızda konuşurken uyuya kalıyorduk telefon açık kalıyordu. Sadece bize ait olduğunu düşündüğüm bu rutinler bana huzur veriyordu.

Gittiğinin üstünden birkaç gün geçmişti ama onu görmek için can atıyordum. Havalar çok kötü gidiyordu nane limon kaynatıp aradım.

-Kuzum ?

-Nasılsın ne yapıyorsun ?

-Seni özlüyorum ne zaman geliyorsun ?

-Ben nereye geleceğim hayatım ?

-Giderken sana dedim değil mi haftaya ailemle tanışman için bekliyorum diye, arkadaşını da çağıracaktın.

-Ben bir Duygu'yla konuşayım bakalım.

Onu görmeyi çok istiyordum, nerede ne zaman olduğunun önemi yoktu benim için yeter ki biraz olsun fazla görebileyim. Ama ailesiyle tanışmak için evlerine gitme fikri çok uzak geliyordu daha iki olmuştu bunları düşünüyordum. Duygu'yla konuştum onun için hava hoştu ne zamandır istiyordu böyle bir gezi zaten. Cuma gidip pazar dönmemiz gerekiyordu iki geceydi sadece...

Yeni yıla girmiştik tam kış ortasıydı artık bir karar vermem gerekiyordu, gideceksek hazırlık yapmalıydık Duygu İstanbul'dan gelecekti. Onu görmek isteyen yanım ağır basıyordu zaten onu ilk gördüğüm günden beri aklımla değil kalbimle karar veriyordum. Duygu gelecekti birlikte gidip dönecektik keyifli de olacak diye düşündüm.

Perşembe sabah uyanıp okula geldim yarın okul çıkışı gidecektik Duygu sabah uçağı ile gelecekti. Yarın şansıma okulda programımız vardı, yoğun bir gündü. Teneffüste bir çay doldurup neyi nasıl yapsam diye kafamda döndürürken Duygu aradı. Sevgilisiyle kavga etmişlerdi, gelemiyordu. Tek kalmıştım hiç gidesim gelmiyordu şuan ama Ada'yı görmek te istiyordum. Kafam çok karışmıştı, akşam durumu anlatıp onun fikrine bırakmaya karar verdim.

Ada'ya durumu anlattım.

- Duygu gelmiyor diye sen neden gelmeyesin ?

-Tek başıma ne yapacağım ?

-Ailemle tanışacaksın doğduğum şehri göreceksin. Zaten babam da yolda evde yok, annem ve ablalarım var daha rahat edersin.

-Öyle istiyorsan öyle olsun.

Cuma sabah Ada ile konuşurken, şansımıza babasının yoldan erken döndüğünü onun da birkaç saate eve varacağını söyledi. Bir bu eksikti diye düşündüm ama kafamdaki tek soru işareti bu olmadığı için bu konuya yoğunlaşamadım.

Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki durup bir düşünmeye vaktim olmuyordu. Gerçi durup düşünsem farklı mı davranacaktım bilmiyorum. Okuldan biraz erken çıkıp otobüse bindim. Kışın Doğu'da yollar çok keyifli oluyordu, en öne oturdum otobüste pek kimse yoktu yanım boştu. Geçen yıl buraya geldiğim için çok üzgün olduğumu düşündüm, şimdi farklı umutlarla bu yollarda içimde kocaman bir sevda büyütüyordum. Otobüs 9 gibi varacaktı ama kış için geç bir saatti son bir saatte yolda aşırı bir sis vardı. Ada aradı:

-Ne kadar kaldı, çarşıda in seni alacağım.

-Yarım saat sanırım.

-Tamam geldiğinde gelmiş olurum.

Sisli yollardan çıkıp bir anda şehir merkezine vardık. İndim ama Ada yoktu, aradım açmadı içimi bir hüzün kapladı. Ne zaman açmasa hep aynı his, yıllar geçse de... Biraz sonra aradı:

-Arabanın aküsü bitmiş, hemen geliyorum kusura bakma lütfen.

-Buraya kadar geliyorum, yolda olduğumu biliyorsun açmıyorsun.

-Ne olabilir seni almayacağımı mı düşündün ?

-Öyle düşünsem burada beklemezdim.

-Hemen geliyorum.

Beş dakika sonra gelmişti dokuz gündür görmemiştim, sanki dokuz ay gibiydi. Siyah gömleğini giymişti gelirken, en sevdiğim kıyafet olduğunu biliyordu. Çok üşümüştüm ama eve gidesim yoktu, kahve içmeye gittik. Her zaman o geliyordu ve genelde evde olmak durumunda oluyorduk. Bu değişiklik bana iyi gelmişti farklı bir şehirde daha özgür hissediyordum. Bu şehri seviyordum geçen yıl turla gezmeye gelmiştik ama Ada ile anlam kazanmıştı.

Eve gittiğimizde saat çok geç olmuştu herkes uyumuştu bana ablasının odasını verip kendi salonda uyumaya gitti. Ev çok soğuktu doğalgaz olmadığı için ısınmıyordu, öğlen yediğim yemek te midemi çok rahatsız etmeye başlamıştı. Midemle aram iyi değildi önemli zamanlarda hep sıkıntı çıkarırdı. Uyumaya çalışıyordum tam dalmıştım ki telefon sesine uyandım. Duygu arıyordu onun için zamanın hiç önemi yoktu kafasına estiğinde arardı.

-Bu saatte insan aranır mı ?

-Gittiniz mi eve ne yaptınız onu anlat.

-Geldik senin yüzünden tek geldim ya işte.

-Her işte vardır bir hayır detay ver hemen.

Birkaç saat konuşmuştuk, bizim rutinimiz buydu zaten. Neredeyse sabah olmuştu zaten midem ağrıyordu Duygu ile sohbete dalınca da uyumaya zaman kalmamıştı neredeyse. Sızıp kaldığımda imsak atmıştı hava daha da soğumuştu. Birkaç saat sonra mesaj sesine uyandım Ada yazıyordu tabi ki:

-Günaydın alayım mı seni :)

-Midem ağrıyor hiç iyi hissetmiyorum.

Yanıma geldi, hastaneye gidelim dedi ama istemedim alışıktım da bu rahatsızlığa ilk defa olmuyordu. Annesi, babası ve ablalarıyla tanıştım oturup birlikte kahvaltı ettik. Yarın döneceğim için orada geçireceğim sadece bugün vardı.