İçeriğe geç

Ada ve İstanbul

Geldiğimden beri herkesi Ada'yı anlatıyordum. Duygu'ya ablama, kuzenime kimi görsem başka konum yoktu çok heyecanlıydım. Tatil iki hafta olduğu için uzun zamandır göremediğim herkesi görüyordum, günler çok çabuk geçiyordu. Geldiğimin beşinci günüydü ilk hafta neredeyse bitiyor diye düşündüm, telefon çaldı:

-Aşkım ne yapıyorsun ?

-Duygu'ya gideceğim annesi çağırdı benim için kuru dolma yapmış sen ne yapıyorsun ?

-Bilet bakıyorum.

-Nereye kuzum ?

-Özledim, yanına geleceğim.

-Hayatım bu konularda şaka yapma gerçekten üzülüyorum.

-Ne şakası kuzum geleceğim dedim ya daha önce de.

-Peki ne zaman ben de çok kalmayacağım tatil bitiyor ?

-Ay sonuna bilet alacağım.

Haftaya geleceğinden bahsediyordu hevesleniyordum ama Ada'yı burada hayal etmek çok farklıydı. Hep küçücük şehirlerde gizli saklı görüşmüştük. Burada olsak çok farklı olurdu el ele gezip dolaşırdık İstanbul kocaman bir şehir gönlümüzce vakit geçirirdik. Artık aylar olmuştu ama ya evde görüşebiliyorduk ya kafelerde vakit geçiriyorduk. Ada'nın doğduğu şehre gitmiştim ama orada bile gezememiştik imkan olmamıştı. Şimdi burada olsa birlikte sahile giderdik diye düşündüm.

Telefona baktım, yine elimde kapandı. Telefon da bozulmuştu yeni bir telefon almam gerekiyordu bununla geri dönersem orada bakıp almam daha zordu. Kardeşimin odasına geçtim:

-Bana bir telefon bul sipariş et gelsin uğraşamayacağım.

-Gidip alalım birlikte ?

-Uğraşamam vakit yok sen sipariş et gelsin.

-Ne istiyorsun söyle ona bakalım.

-Bütçeme uyan en iyisi olsun :)

Telefon işini halledip çıktım, dolma yemeye gittim.

Ada tatilin ikinci haftası geliyordu çarşamba günü buraya varacaktı sadece dört gün birlikte olabilecektik. Dört koca gün İstanbul'da ikimiz, birkaç hafta önce olsa bunu hayal bile edemezdim. Hayatımın bu kadar güzelleştiğine inanamıyordum. Dört gün bize kalmayacaktı çünkü bir hata yapıp herkese Ada'nın geleceğinden bahsetmiştim. Herkes Ada ile tanışmak istiyordu, her dakika anlattığım için.

Pazar günü Duygu'yla köye gidecektik. Dedesi ve ninesi Kocaeli'de köyde yaşıyorlardı, yıllardır fırsat buldukça gidiyorduk. Hem köy havası hem de Duygu'yla yolculuk yapmak bana iyi gelecekti. Günler geçtikçe bunalıyordum hem vakit geçiyor diye hem Ada'yı ne zaman göreceğim diye. Yağmurlu havada yolculuk yapmayı çok seviyordum Duygu'yla kahveleri alıp yola çıktık. Bu köye defalarca gelmiştim ama şimdi görünce keşke Ada ile birlikte gelseydik diye düşündüm. Zaten nereye gitsem Ada da olsaydı diye kendimi yiyip bitiriyordum. Her an her dakika yanımda olsun istiyordum.

Çarşamba sabah otobüs Esenler'e varacak Ada arkadaşının evine geçecekti ben de oraya gidecektim. Aslında öğlene doğru gidecektim ama sabah erkenden kalkıp hazırlandım. Hem çok özlemiştim hem de İstanbul'da görüşeceğimiz için ayrı bir heyecan duyuyordum. Otobüs beklediğimizden daha erken varmıştı eve geçince geldim diye aradı.

-Keşke daha erken haber verseydin daha evden bile çıkmadım.

-Atla gel hadi arabayla trafik saati değil.

-Konum at hemen çıkıyorum.

Konum 29 dakika gösteriyordu, o kadar heyecanlıydım ki yolda köprüden geçip Ada'ya yaklaştıkça kalbimin nasıl attığını hissediyordum. Arabayı park edip indim onu kapıda görünce içim huzur doldu, üç hafta olmuştu görmeyeli. Gelmeden önce hep neler yapacağımızı hayal etmiştim ama şuan tek istediğim Ada'ya sarılıp uyumaktı. Bu benim için bir terapi gibiydi uykum olmasa bile göğsüne yatmak isterdim. Uykum olmasa bile göğsüne yatınca uyuya kalıyordum.

Sımsıkı sarılıp eve girdik. Şubat ayının ilk günüydü İstanbul'un en soğuk zamanlarıydı ev buz gibiydi.

-Camlar neden açık çok üşüdüm.

-Bilmiyorum geldiğimde böyleydi kapatırım şimdi, kombiyi açayım ısın.

-Seni çok özledim.

-Geldim işte yanındayım.

Duygu Ada'nın geleceğini duyunca hemen tanışmak istemişti. Akşam kahve içeriz diye konuşmuştuk, akşama kadar vaktimiz vardı. Hem ona sarılıp günlerce sadece uyumak istiyordum hem çıkalım el ele dolaşalım istiyordum. İstanbul koca şehir her yere birlikte ilk defa gidecektik. Akşama doğru hazırlanıp çıktık, yemek yiyip karşıya geçecektik. Pek zaman kalmadığı için yolda dürüm yaptırdık. Ada araba kullanırken onu izliyordum, İstanbul'daydık boğazın üstünde arabanın içindeydik.

Ada'nın ben yokken kuzeni için geldiğinde geldiği bir kafe vardı oraya gelmek istemiştim. Arabayı park edince bagajdan yeni aldığım silecekleri çıkardım değişmesi gerekiyordu. Ada baya uğraştı ama beceremeyince hallederiz deyip güldü birlikte kafeye gittik. Biraz sonra Duygu da geldi Ada ile tanıştılar. Ada biraz sohbet ettikten sonra:

-Ben şu silecekleri değişeyim siz de durum değerlendirmesi yapın :)

-Nasıl değiştireceksin uğraştın yapamadın ?

-Videosuna bakacağım hallederim merak etme.

Biraz müsade etmesi hoşuma gitmişti. Böyle durumlarda çok anlayışlı davranıyordu bir yerden de Duygu'nun düşüncelerini merak ediyordum. En yakın arkadaşımdı yıllardır birlikteydik. Ee ne diyorsun hadi söyle diyerek sordum:

-Çok benziyorsunuz birbirinize ?

-Nasıl yani neyimiz benziyor ?

-Her şeyiniz benziyor yüzünüz, gülüşünüz, neşeniz, konuşmanız...

-Benzemek kötü bir şey mi ne diyorsun düzgün anlat şunu.

-Kötü değil aksine çok yakışıyorsunuz. Hele seni böyle mutlu, hevesli görmek güzel inşallah hep böyle olursunuz.

-Hayret hiç kötü bir şey söylemedin, söyle hadi.

-Sert bir yapısı var sinirli duruyor.

-Ben de çok farklı değilim bu konuda biliyorsun.

-Dedim ya çok benziyorsunuz diye işte.

Ada silecekleri değiştirip gelmişti. Saat geç oluyordu kafede maç seyredildiği olduğu için de ortam gürültülü olmaya başlamıştı. Üçümüz birlikte çıktık, Ada yakındaki metroya binip gitti ben de Duygu'yu bırakıp eve geçtim. Ada'dan ayrıldığım her an beni üzüyordu. İlk kez bu şekilde görüştüğümüz içinde akşam olunca ayrılmak zor gelmişti. Daha önceki görüşmelerimizde birkaç gün birlikte kalıyorduk ama şimdi İstanbul'daydık Ada arkadaşında kalıyordu bense ailemle. Önümüzdeki üç gün boyuna da her gün birlikte olacağımızı bildiğim için bu düşünceyle mutlu olup sakinleştim. Yeni telefona daha alışamamıştım bildirim sesi garip geliyordu ekran ışığı yanınca dönüp baktım

ADA: Seni seviyorum