İçeriğe geç

BÖLÜM 35: MASUM MASKELER

Güneşli bir İstanbul sabahına, içimdeki o anlatılmaz huzurla uyandım. Bir ay önceki o fırtınalı günler geride kalmış, hayatım imkansız görünen bir düzene kavuşmuştu. Babam ve annemle aramızdaki o kırgınlık buzları yerini eski sıcaklığa bırakırken, parmağımdaki yüzük bana her an Berk’le kuracağımız o güzel geleceği hatırlatıyordu.

Bugün şirket için de çok özel bir gündü. Berk, yönetim kurulu kararıyla resmen Müdürlük koltuğuna oturuyordu.

Şirkete girdiğimde herkesin yüzünde tatlı bir telaş vardı. Berk’in odasına doğru yürürken Can ile karşılaştım. Elindeki şampanya kadehlerini ve tebrik çiçeğini düzeltiyordu.

"Gelin hanım hoş geldin!" dedi Can, gözleri parlayarak. "Bizim çocuk nihayet o büyük koltuğa kuruluyor. Valla hak etti çocuk."

Gülümsedim. "Kesinlikle hak etti Can. Çok emek verdi."

Berk’in odasının kapısını açtığımda, onu şık takım elbisesi içinde masasının başında, dosyaları incelerken buldum. Beni gördüğü an yüzünde o dünyalara bedel gülümsemesi belirdi. Ayağa kalkıp yanıma geldi, belimden tutup beni hafifçe kendine çekti.

"Tebrik ederim Sayın Müdürüm," dedim gülümseyerek, kravatını düzeltirken.

"Sen yanımda olmasaydın bu koltuğun da bu başarının da hiçbir anlamı olmazdı Elya’m," dedi Berk, alnıma sıcak bir öpücük kondurarak. "Hayatımın en güzel dönemi başlıyor. Şirkette müdürüm, yanımda dünyalar güzeli nişanlım var... Birkaç haftaya da karım olacaksın."

Tam o sırada kapı çalınmadan pat diye açıldı.

İçeriye elinde kocaman, iddialı bir orkide aranjmanıyla Merve girdi. Üzerindeki iddialı kırmızı elbisesi ve kusursuz makyajıyla odadaki havayı bir anda değiştirdi.

"Tebrikleeeer!" diye neşeyle bağırdı Merve. Doğrudan Berk’e doğru yürüyüp çiçeği masaya bıraktı ve Berk’in boynuna sarıldı. "Çocukluğundan beri o koltuğu hayal ettiğini biliyorum Berk! Seninle gurur duyuyorum!"

Berk hafifçe irkilse da dostane bir şekilde karşılık verdi. "Çok teşekkürler Merve, ince düşünmüşsün."

Merve bakışlarını bana çevirdi. Yüzüne sahte, tatlı bir tebessümle oturdu ."Elya canım, sen de buradaymışsın. Kusura bakma, eski arkadaşımın bu büyük başarısını duyunca heyecanımı tutamadım."

"Sorun değil Merve," dedim, sesimdeki buz gibi mesafeyi koruyarak. "Müdürümün odası herkese açık neticede."

Merve gözlerindeki o saliselik meydan okumayı saklamadan gülümsedi. "Bu arada Berk, akşam tüm eski ekiple ve ailelerle kutlama yemeği yapıyoruz değil mi? Yurt dışındayken senin bu günlerini kaçırdım, bu akşamı asla kaçırmam."

"Aslında biz Elya ile baş başa sakin bir akşam planlıyorduk Merve," dedi Berk nazikçe.

"Aaa olur mu hiç öyle şey!" dedi Merve, hemen araya girerek. "Elya da anlayışla karşılar bence. Çocukluk arkadaşının bu büyük gününü kutlamak senin de hakkın Berk. Hatta düğün mekanını da konuşuruz, benim organizatör çok yakın arkadaşım var, size harika bir konsept hazırlarız."

"Biz organizasyonu Damla ile hallettik Merve, hiçbir eksiğimiz yok," dedim, adımlarımı Merve’ye doğru atarak. "Gerekirse biz yardım isteriz zaten."

Merve hafifçe omuz silkip Berk’e döndü, sanki ben orada yokmuşum gibi onun koluna dokundu. "Yine de bir seçeneğin dursun cebinde Berkciğim. Çocukken de böyleydin sen, her şeyi tek başına sırtlamaya çalışırdın. Neyse ben sizi tutmayayım, akşam kutlamada görüşürüz!"

Merve salına salına odadan çıkarken arkasından baktım. Berk bana dönüp ellerimi tuttu. "Aşkım, bir rahatsızlığın var sanki? Merve sadece eski bir dost, senin böyle gerilmeni istemiyorum."

Berk’in gözlerinin içine baktım. O kadar saf ve iyi niyetliydi ki, karşısındaki kadının bir dost değil, hayatımıza sızmaya çalışan sinsi bir tehlike olduğunu göremiyordu.

"Bir şey yok Berk," dedim fısıltıyla. "Sadece... Düğün günümüz bir an önce gelsin istiyorum."

Olacakları ikimizde bilmiyorduk ki... Merve’nin attığı bu masum görünen adımlar, o büyük düğün gününü bir masala değil, hayatımızın en karanlık kabusuna çevirecek zincirin ilk halkasıydı...