Elya, otelin kapısında karşılaştığı o şık ve yabancı kadının derin, ağlamaklı bakışları altında ezilmiş gibi hissetti bir an. Kadının dudakları titriyor, sanki bir şey söyleyecekmiş gibi duruyordu. Ama Elya başını hafifçe öne eğip yanından geçerek hızlı adımlarla odasına çıktı.
Aynı saatlerde, şehrin diğer tarafındaki eski mahallede fırtına kopmak üzereydi.
Siyah lüks bir araç, Kenan Beylerin evinin önünde durdu. Arabadan inen Beliz Hanım, adımlarını yıllardır kaçtığı o geçmişe doğru attı. Bahçe kapısını açıp verandaya yürüdü ve kapıyı çaldı.
Kapıyı açan Nevin Hanım, karşısındaki kadını gördüğü an elindeki bez yere düştü. Yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.
"Sen..." dedi Nevin Hanım, sesi korkuyla titreyerek. "Senin burada ne işin var?!"
Salondan Kenan Bey’in sesi yükseldi: "Nevin kim o?" Kenan Bey kapıya geldiğinde Beliz Hanım’ı gördü ve gözlerindeki şok yerini devasa bir öfkeye bıraktı. "Hangi yüzle geldin buraya Beliz?! 20 yıl sonra ne cüretle çalarsın bu kapıyı?!"
Beliz Hanım’ın gözlerinden yaşlar süzüldü ama dik durmaya çalıştı. "Kızımı görmeye geldim Kenan. Yapmak zorunda kaldığım o korkunç hatanın, çaresizliğimin hesabını vermeye... Elya’mı görmeye geldim."
"O senin kızın değil!" diye bağırdı Kenan Bey. "Sen onu bebekken terk edip gittin! Biz onu canımızdan öte sevdik, büyüttük! O bizim kızımız!"
"Siz ona koca bir yalan büyüttünüz!" dedi Beliz Hanım, sesi ilk kez bu kadar güçlü çıkarak. "Geçmişte ne yaşadığımı, o adamın beni nasıl bir çaresizliğe mahkûm ettiğini bilmiyorsunuz! Ben kızımı unutmadım, her gün onun acısıyla yaşadım!"
O sırada sokağın köşesinde, arabasının içinde bekleyen Berk pencereden bu sert yüzleşmeyi izliyordu.
Elya’yı takip ederken Beliz Hanım’ın izine rastlamış ve bu kadının kim olduğunu çözmüştü. Berk’in kafasındaki tek soru şuydu: Bu kadın gerçekten pişman olup kızı için mi geldi, yoksa Elya’nın duygularını darmadağın edip tekrar çekip gidecek bir hayal kırıklığı mı?
Berk, Elya’nın bir darbe daha almasına asla izin veremezdi.
Kenan Bey kapıyı Beliz Hanım’ın yüzüne sertçe kapattığında, Beliz Hanım gözyaşları içinde arabasına doğru yürüdü. Berk arabasından inip kadının önünü kesti.
"Beliz Hanım," dedi Berk, sesi son derece ciddi ve korumacı bir tonla.
Beliz Hanım duraksadı. "Sen de kimsin?"
"Ben Berk. Elya’yı canından çok seven, onun kılına zarar gelmesin diye canını verecek adamım," dedi Berk, gözlerinin içine bakarak. "Gerçekten pişman mısınız? Yoksa Elya’nın darmadağın olmuş hayatına bir yara daha açmaya mı geldiniz? Eğer niyetiniz dürüst değilse, karşında beni bulursun."
Beliz Hanım, Berk’in gözlerindeki o saf sevgi ve koruma hırsını görünce derin bir nefes aldı. Gözyaşlarını sildi.
"Ben bir anneyim evlat..." dedi Beliz Hanım, sesi titreyerek. "20 yıl önce gençliğimin, korkularımın ve acımasız bir adamın kurbanı oldum. Kızımı bir gün bile unutmadım. Onu yeniden kazanmak değil, sadece önünde diz çöküp affedilmeyi dilemek istiyorum. Ona zarar vermem, verdirtmem de."
Berk, kadının gözlerindeki o samimi ve ağır vicdan azabını görünce geri adım attı. "Elya şu an çok kırgın... Herkese ve her şeye. Kaldığı yeri biliyorum ama ona yaklaşırken çok dikkatli olmalısınız."
Akşamüstü...
Mütevazı otel odasında Elya, küçük pencereden sokak lambalarının yanışını izliyordu. İçindeki yalnızlık hissi her geçen dakika daha da büyüyordu.
Aniden odanın kapısı iki kez hafifçe vuruldu.
Elya kaşlarını çattı. Resepsiyondaki yaşlı adam sanarak ayağa kalktı ve kapıya yürüdü. "Açığım, buyurun..." diyerek kapı kolunu çevirdi.
Kapı açıldığında, karşısında gündüz otel girişinde gördüğü o şık, gözleri yaşlı kadını buldu.Kadın elinde eski, sararmış bir çocuk patiği tutuyordu.
Elya şaşkınlıkla geri adım attı. "Siz... Siz kimsiniz? Odama nasıl geldiniz?"
Beliz Hanım titreyen elleriyle elindeki patiği Elya’ya doğru uzattı. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarını ıslatırken, boğazından düğümlenen o tek cümleyi fısıldadı:
"Ben... Seni 20 yıl önce bu patikle bırakmak zorunda kalan kadım Elya'm. Ben senin öz annenem..."
Elya olduğu yerde donakaldı. Beyninden vurulmuşa döndü. Odadaki zaman durdu, nefesi boğazına tıkandı...