İçeriğe geç

BÖLÜM 24: PERDENİN ARKASINDAKİ GÖLGE

Şirketin uzun süredir üzerinde çalıştığı büyük projenin lansmanı ve Selin krizinin ardından gelen o huzurlu dönemin kutlaması için Boğaz kıyısındaki şık bir mekanda dev bir akşam yemeği düzenlenmişti.

Mekan, tavandan sarkan kristal avizelerin yumuşak ışığı ve hafif caz müziğinin ritmiyle büyüleyici bir atmosfere bürünmüştü. Herkes şıktı ama Elya salondan içeri girdiğinde benim için salondaki bütün ışıklar sönmüş, sadece o kalmıştı.

Üzerinde gece mavisi, zarif bir elbise vardı. Saçlarını omzundan geriye düşecek şekilde hafif dalgalı bırakmıştı. Bileğinde ise hâlâ o ahşap bileklik duruyordu.

Yanına doğru yürüdüm. Göz göze geldiğimizde Elya hafifçe gülümsedi.

"Çok güzel olmuşsun Elya’m," dedim, sesimdeki o derin hayranlığı gizleyemeyerek.

"Sen de çok şıksın Berk Bey," dedi Elya, elini nazikçe koluma koyarak. "Bu gece hiçbir şeyi düşünmek istemiyorum. Sadece seninle bu anın tadını çıkarmak istiyorum."

Müziğin ritmi yavaşladığında Elya’nın elinden tuttum ve onu pistin ortasına çektim. Elya elini omzuma koydu, ben de belini sımsıkı sardım. Gözlerimizin içine bakarak, etraftaki onlarca insanı unutup sadece birbirimizin ritmiyle dans etmeye başladık.

"Seni her gün daha çok seviyorum," diye fısıldadım kulağına doğru.

Elya başını göğsüme yasladı. "Ben de seni Berk... İyi ki varsın, iyi ki elimi tutuyorsun."

Gece yarısına doğru kutlama sona ererken, sahil kenarındaki yürüyüş yolunda Can ve Damla biraz geride kalmıştı.

Elya ile biz önden yürürken, arkamızda tatlı bir fısıltı koptu. Can, elinde deniz kenarındaki çiçekçiden aldığı tek bir beyaz gülle Damla’nın önünde durmuştu. Bu kez yüzünde o esprili, sulu tavrı yoktu; aksine aşırı ciddi ve heyecanlıydı.

"Damla," dedi Can, sesi hafifçe titreyerek. "Ben haftalardır kendimle savaşıyorum. 'Erken mi, kızı ürkütür müyüm' diye düşünüp duruyorum ama artık dayanamıyorum. Ben senin o dik duruşuna, komik hallerine, merhametine çok fena tutuldum. Artık 'sadece arkadaşız' kelimesini duymak istemiyorum. Benimle bu yolu yürür müsün?"

Damla elindeki güle baktı, sonra başını kaldırıp Can’ın gözlerinin içine baktı. Gözleri parıldıyordu. İlk defa o savunma zırhını tamamen indirdi.

"Çok bekledin Can Bey," dedi Damla gülerek ama gözlerinden akan tek bir damla yaşla. "Evet... Yürürüm."

Can sevinçle Damla’yı belinden tutup havada döndürürken, Elya ile ben kenardan onları alkışlayıp sarıldık. İki dostumuz da nihayet kavuşmuş, mutluluğumuz tamamlanmıştı.

Gece saat 01.00 suları...

Can ve Damla’yı uğurladıktan sonra Elya’yı eve bıraktım. Elya arabadan inip bahçe kapısından içeri girdi, evine geçti. Ben ise Elya’nın bahçede unuttuğu şalını fark edip arabadan indim. Şalı vermek için sessizce bahçe kapısından içeri adım attım.

Evin verandasına yaklaşırken, yarı açık olan salon penceresinden Kenan Bey ile Nevin Hanım’ın kısık ama gergin sesleri yükseliyordu. Işıklar loştu.

"Kenan, korkuyorum diyorum sana!" diyordu Nevin Hanım, sesi ağlamaklıydı. "Mahallede, şirkette ortalık sakinleşti ama o kadın... O kadının izimizi bulmaya çalıştığını duyum aldım!"

Kenan Bey’in sert ve endişeli sesi duyuldu: "Sakin ol Nevin! O kadın 20 yıl önce bu hakkını kaybetti! Elya bizim kızımız!"

Olduğum yerde donup kaldım. Ayaklarım yere çivilendi. Şal elimden düşmek üzereydi.

"Ama ya Elya öğrenirse?" dedi Nevin Hanım hıçkırarak. "Ya üvey olduğunu, onu bebekken evlat edindiğimizi öğrenirse? Biz bu sırrı nasıl taşımaya devam edeceğiz Kenan?"

"Sus Nevin!" diye bağırdı Kenan Bey fısıltıyla. "Elya üvey olduğunu asla öğrenmeyecek! Biz onu öz evladımız gibi büyüttük. Bu gerçeği bizimle birlikte mezara götüreceğiz, anladın mı? Elya gerçek ailesini asla bilmeyecek!"

Pencerenin ardındaki o cümleler, gecenin zifiri karanlığında zihnime bir yıldırım gibi düştü.

Elya... Evlatlıktı. Anne ve baba bildiği insanlar onun üvey ailesiydi.

Gözlerimden yaşlar süzülürken geriye doğru birkaç adım attım. Nefesim tıkandı, göğsüm daraldı. Elya’nın o saf, masum yüzü gözlerimin önüne geldi.

Elya'nın dünyasını darmadağın edecek o devasa sır, artık benim omuzlarımdaki kapkaranlık bir yüktü...