İçeriğe geç

Bölüm 2

Okuldan sonra yüzme dersim için spor merkezine geçtim. Yağmur yüzme dersi almadığı için burada tamamen yalnız hissediyorum. Arkadaş edinmek benim için her zaman çok zordur. Yağmur'la ailelerimiz çocukluğumuzdan beri tanışıyor o yüzden kendimi bildim bileli en yakınım hep o oldu. Ama Yağmur yüzmek yerine yoga kursuna gidiyordu o yüzden buraya yalnız gelmek zorundaydım. Ve maalesef yüzme dersimde kafayı bana takmış bir kız vardı ve onunla aynı ortamda olmak beni çok geriyordu. Yağmur yanımda olsa kesinlikle o kızın hakkından gelirdi ama ben yapamıyordum. Hoşlandığı çocuğun bana ilgisi olduğunu düşündüğünden sürekli o çocuktan uzak durmamla ilgili beni tehdit ediyordu. Bense ona kaç kez kimseyle ilgilenmediğimi ve umurumda olmadığını söyledim. Ancak beni pek anlıyor gibi gözükmüyordu ve her fırsatta üstüme geliyordu. Yüzmek stresimi atmama çok yardımcı oluyor ama keşke bu kızla aynı günler derslerimiz denk gelmese diye düşünüyordum her seferinde. Üstümü değiştirirken yine malum kişiyle karşılaştım ve bana nefret dolu gözlerini dikip uzun uzun baktı. Rüyamdaki kadından bile korkutucu geliyordu bu kız bazen bana. O yüzden hızlıca mayomu giyip havuza indim.

Ayaklarımı havuza sokup soğuk suyu hissedince irkildim. Ayağımdaki yara izine gözüm kaydı ve yine rüyalarımı düşünmeye başladığımı fark ettiğimde kendimi suya attım. Düşüncelerden kurtulmam gerekiyordu çünkü. Ders bir saat kadar sürdü. Sonra hazırlanıp eve döndüm.

*

Yine aynı sokaktaydım. Artık ezberlediğim binalar ve puslu havanın kokusu ciğerlerime doluyordu adeta. Hava kararmak üzereydi, sokak lambaları yanıyordu. Kapkara bulutlar her an yağmur başlayacakmış hissi veriyordu. Sanki yetişmem gereken bir yer varmış gibi hızlı hızlı yürüyordum. Tam o sırada yolun karşısında kıpkırmızı gözleriyle bana bakan o kadını gördüm. Yine karşıma çıkmıştı. Öylece donakaldım ve adım atamadım.

Bacaklarım bana direniyordu sanki. Etrafta sadece üç beş insan vardı, sokak bomboştu. Bir şekilde kendimi zorlayarak yürümeye devam ettim. Kaçmam gerektiğini hissediyordum. O yüzden koşmaya başladım, arkama bile bakmadan koşuyordum. Tam bir sokağın girişine gelmiştim ki kadın bir anda karşıma çıktı. Aramızdaki mesafe kesinlikle çok azdı ve artık kaçışım kalmadı sanırım diye düşünüyordum. Tam o sırada kadın bana doğru ilerlemeye başladığı anda arkamdan bir el koluma yapıştı. Ne olduğunu anlayamadan sertçe beni çekip sürüklemeye başladı. Kim olduğunu görmek için kafamı çevirdiğimde uzun siyah saçlı, deri ceketli bir erkek olduğunu gördüm. Elinden kurtulmak için çabalıyordum ama çok güçlüydü, karşı koyamıyordum.

Korkudan kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Adam beni sürükledi ve hemen köşedeki bir binanın içine daldık. Elini öne doğru uzatıp bir şeyler fısıldadı ve önümüzde üçgen formda bir geçit açıldı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan beni o geçide doğru sürükledi ve arkamdan itekleyerek zorla içeri soktu. Geçidin içinden geçince kendimi karanlık ve büyük bir odanın içinde buldum. Karşımda başka biri daha belirdi. Başım çok dönüyordu ayakta duramıyordum o yüzden yanımdaki duvara tutundum. Ne olmuştu az önce öyle... Korkudan titriyordum ve ne yapacağımı bilemiyordum. İçeride bizi bekleyen kişi "Sonunda seni bulduk!" dedi. Bu da ne demekti böyle. Neden beni arıyorlardı. O kadın neden sürekli benim peşimdeydi ve bu iki adamda neyin nesiydi. İkisi de çok uzun boyluydu, birinin saçı simsiyah ve uzundu. Diğeriyse kısa kumral saçlı ve öbürüne göre daha iri yapılı, kaslı biriydi. İkisinin yüzü birbirine çok benziyordu, ikiz gibilerdi. Yaşları da çok büyük görünmüyordu, benden biraz büyük olduklarını düşündüm. Kısa saçlı olan oldukça korkutucu şekilde bakıyordu ve bana "Şuan sakın uyanayım deme!" dedi. Ben şok içindeydim ve tam ağzımı açıp neler olduğunu soracaktım ki alarm sesiyle uyandım.