İçeriğe geç

Uyutulan

Veyra, karşısındaki küçük kızın kendisine benzediğini değil, kendisinden daha fazlasını hatırladığını fark etti.

Kızın yüzünde korku yoktu.

Ne de öfke.

Yalnızca Veyra’nın yıllardır görmediği bir ifade vardı gözlerinde. Birini beklemekten yorulmuş, ama beklemekten vazgeçememiş birinin ifadesi.

Kucağındaki bebek sessizdi.

Veyra’nın yüzünü taşıyan küçük beden, kızın kollarında hareketsiz duruyordu. Solgun teninin altında ince, siyah damarlar uzanıyordu. Her biri, Veyra’nın göğsündeki ikinci kalbin atışıyla birlikte belirginleşiyordu.

Sevran arkasında silahını kaldırmıştı.

Othrys ise tek kelime etmeden izliyordu.

Veyra, küçük kıza bir adım yaklaştı.

“Sen kimsin?”

Kız başını hafifçe yana eğdi.

“Beni hatırlamıyorsun.”

Veyra’nın boğazı kurudu.

“Hatırlamam gereken bir şey mi var?”

Kızın gözleri bebeğe indi.

“Beni hatırlamaman için seni ben uyuttum.”

Veyra’nın göğsündeki ikinci kalp bir kez sertçe attı.

Odanın duvarlarında ince çatlaklar belirdi. Çatlakların içinden koyu renkli bir sıvı sızmaya başladı. Sıvı taş zemine ulaştığında yayılmadı; küçük bir çizgi hâlinde ilerleyerek Veyra’nın ayaklarının dibinde durdu.

Veyra geri çekilmedi.

“Ne demek istiyorsun?”

Kız cevap vermedi.

Bebeğin başını kaldırdı.

Veyra’nın yüzüne benzeyen küçük yüz, karanlığın içinde ona baktı.

“Onu hatırlıyor musun?” diye sordu kız.

Veyra’nın gözleri bebeğe kaydı.

“Hayır.”

“Yalan.”

“Ben onu hiç görmedim.”

Küçük kızın dudakları kıvrıldı.

“Sen onu ilk gören kişiydin.”

Veyra’nın zihninde bir görüntü belirdi.

Bir oda.

Bir yatak.

Beyaz çarşafların üzerinde koyu lekeler.

Bir kadının nefesi.

Ve bir bebeğin ağlaması.

Veyra gözlerini kapattı.

Görüntü kaybolmadı.

Küçük kızın sesi zihninin içinde yankılandı.

“Beni hatırlamıyorsun.”

Veyra gözlerini açtı.

“Sen benim çocukluğum musun?”

Kız başını salladı.

“Hayır.”

“Öyleyse kimsin?”

Kızın gözleri karardı.

“Senin unuttuğun şeyim.”

Veyra’nın göğsündeki ikinci kalp hızlandı.

Sevran bir adım attı.

“Veyra, ondan uzaklaş.”

Küçük kız başını ona çevirdi.

“Sen de mi beni unuttun?”

Sevran’ın yüzündeki ifade değişti.

Silahı titredi.

Veyra bunu fark etti.

“Sevran?”

Sevran cevap vermedi.

Küçük kız ona baktı.

“Beni buradan çıkarmadın.”

Sevran’ın parmakları silahın kabzasına daha sıkı kapandı.

“Sus.”

Kızın yüzünde bir gülümseme belirdi.

“Beni burada bıraktın.”

Sevran’ın nefesi kesildi.

Veyra ona döndü.

“Ne söylüyor?”

“Hiçbir şey.”

“Sevran.”

“Veyra, lütfen.”

Bu kez onun sesindeki korkuyu duydu.

Sevran, karşısındaki küçük kızdan korkuyordu.

Ama daha önemlisi, onun söylediklerinden korkuyordu.

Veyra yeniden kıza döndü.

“Bana anlat.”

Kızın kucağındaki bebek kıpırdadı.

Küçük elleri, kızın elbisesine tutundu.

“Ben seni uyuttum,” dedi kız. “Çünkü sen hatırlarsan, o da uyanacaktı.”

Veyra’nın göğsündeki ikinci kalp sustu.

Odanın içindeki bütün sesler kesildi.

Sevran’ın nefesi.

Othrys’in ayak sesleri.

Duvarların içinden gelen o boğuk uğultu.

Hepsi bir anda yok oldu.

Veyra kendi kalbinin sesini bile duyamıyordu.

Küçük kız, bebeği kucağında sallamaya başladı.

“Uyuduğunda her şey daha kolaydı.”

Veyra’nın gözleri doldu.

“Ne daha kolaydı?”

Kız başını kaldırdı.

“Onu sevmek.”

Veyra’nın göğsünde ikinci kalp yeniden attı.

Bu kez acıyla.

Veyra dizlerinin üzerine çöktü. Ellerini göğsüne bastırdı. Derisinin altında bir şey hareket ediyordu. Bir kalp değil; sanki küçük bir el, içeriden kaburgalarına dokunuyordu.

“Ne yaptım ben?” diye fısıldadı.

Küçük kız ona yaklaştı.

Bebeği hâlâ kucağındaydı.

“Sen hiçbir şey yapmadın.”

Veyra başını kaldırdı.

“Az önce onu öldürdüğümü söyledin.”

Kızın yüzündeki ifade değişti.

“Çünkü sen onu öldürdüğünü sandın.”

Veyra’nın nefesi titredi.

“Peki gerçek ne?”

Küçük kız, bebeğin yüzünü ona çevirdi.

Bebeğin gözleri açıldı.

Veyra’nın gözleri.

Ama içlerinde bir çocuğun korkusu değil, çok daha eski bir şey vardı.

Küçük kız fısıldadı:

“Sen onu uyuttun.”

Veyra bebeğe baktı.

“Ben mi?”

Kız başını salladı.

“Sen.”

Veyra’nın zihninde bir başka görüntü belirdi.

Küçük elleri.

Bebeğin yüzü.

Karanlık bir oda.

Ve kendi sesi.

Uyuma.

Beni bırakma.

Lütfen.

Veyra’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben onu kurtarmaya çalışıyordum.”

Küçük kızın yüzü karardı.

“Hayır.”

Bebek ağlamaya başladı.

“Sen onu kendine saklamaya çalışıyordun.”

Othrys birden öne çıktı.

“Yeter!”

Küçük kız başını ona çevirdi.

“Sen de biliyordun.”

Othrys durdu.

“Onu benden aldın.”

Othrys’in yüzü bembeyaz oldu.

Veyra, babasına baktı.

“Ne aldı?”

Othrys’in dudakları aralandı.

Ama cevap veremedi.

Küçük kız, Veyra’nın önünde durdu.

Bebeği ona uzattı.

“Artık hatırlayabilirsin.”

Veyra ellerini kaldırmadı.

“Hayır.”

Kızın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Onu al.”

“Ben istemiyorum.”

“Onu al, Veyra.”

Veyra geriye çekildi.

Küçük kızın gözlerinden siyah bir sıvı süzüldü.

“Sen onu bir kez bıraktın.”

Bebeğin ağlaması yükseldi.

“Bir daha bırakma.”

Veyra’nın göğsündeki ikinci kalp, bebeğin ağlamasına eşlik etti.

Küçük kız bebeği ona doğru uzatırken Veyra, kendi ellerinin istemsizce hareket ettiğini fark etti.

Parmakları açıldı.

Kolları yükseldi.

Sanki bedeninin içinde bir şey, bebeği kucağına almak istiyordu.

Veyra dişlerini sıktı.

“Hayır.”

Ama elleri onu dinlemedi.

Bebeği kucağına aldı.

O anda odanın duvarları karardı.

Sevran’ın silahı elinden düştü.

Othrys dizlerinin üzerine çöktü.

Ve bebek, Veyra’nın göğsüne başını yasladı.

Ağlaması kesildi.

Veyra’nın kalbi yeniden atmaya başladı.

İki kalp.

Aynı ritimde.

Veyra bebeğin yüzüne baktı.

Küçük gözler kapalıydı.

Ama dudakları kıpırdadı.

“Anne.”

Veyra’nın bütün bedeni buz kesti.

Bebeğin sesi, göğsünün içinden yükseldi.

“Artık uyuyabilir miyim?”

Veyra cevap veremedi.

Çünkü o an, kendi çocukluk hâlinin arkasında duran karanlıkta başka bir siluet gördü.

Uzun.

Hareketsiz.

Ve başı, insanın başı olması gereken yerde değildi.

Siluet yavaşça eğildi.

Veyra’nın kulağına bir ses ulaştı.

“Onu uyutmak için beni kullandın.”

Veyra bebeği daha sıkı kavradı.

Siluet bir adım attı.

“Şimdi sıra sende.”

Veyra gözlerini kapattı.

Ve ilk kez, göğsündeki ikinci kalbin kendisine ait olmadığını değil…

Onun kendisini seçtiğini anladı.