“Ben hiç gitmedim.”
Veyra’nın ağzından çıkan ses, ayin odasının taş duvarlarında yankılandı.
Ardından sessizlik çöktü.
Veyra dudaklarını kapattı. Göğsündeki ikinci nabız hâlâ atıyordu. Kendi kalbinin ritmine cevap veriyor, her vuruşta kaburgalarının altında derin bir basınç bırakıyordu.
Sevran birkaç adım geride durmuştu.
Elindeki bıçak yere düşmüştü. Gözleri Veyra’nın yüzüne kilitlenmişti. Sanki karşısında duran kişiyi tanımaya çalışıyordu.
“Sevran…”
Veyra kendi sesini duyduğunda rahatlayacağını sanmıştı.
Ama sesi boğuk çıkmıştı.
Boğazı kuruydu. Yutkunmaya çalıştı. İçinden bir şeyin aşağı doğru çekildiğini hissetti.
Sevran ona yaklaştı.
“Bir daha konuş.”
Veyra kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Sesini duymam gerekiyor.”
Veyra gözlerini ondan ayırmadı.
“Benim.”
Sevran’ın yüzünde bir anlığına rahatlama belirdi. Fakat bu ifade hemen kayboldu.
Veyra’nın dudakları kapalıydı.
Buna rağmen odanın içinde bir ses duyuldu.
“Benim.”
Veyra’nın gözleri büyüdü.
Ses kendi sesiydi.
Ama o konuşmamıştı.
Sevran geri çekildi.
Veyra boğazına dokundu. Derisinin altında ince bir hareket hissetti. Parmaklarının altında, boynunun yanından aşağı doğru ilerleyen bir çizgi belirdi. Önce belli belirsizdi. Sonra derisinin altında koyulaştı.
Veyra elini çekti.
“Sevran…”
Bu kez kendi sesiyle konuşmuştu.
Ama boğazındaki hareket durmamıştı.
Sanki içeride bir şey, ses tellerinin nasıl çalıştığını öğrenmeye çalışıyordu.
Veyra nefes aldı.
“Bana ne oluyor?”
Sevran cevap vermedi.
Veyra’nın boğazı aniden kasıldı.
Nefesi kesildi.
Bir şey, boğazının içinden yukarı doğru ilerliyordu. Veyra öksürmeye çalıştı ama sesi çıkmadı. Göğsü sıkıştı. Elleri boynuna gitti.
Sevran onu tuttu.
“Veyra!”
Veyra’nın ağzı açıldı.
Ama çıkan ses bir çığlık değildi.
Bir fısıltıydı.
“Beni yine bırakacak mısın?”
Sevran’ın elleri Veyra’nın omuzlarında dondu.
Veyra’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Ben söylemedim.”
Sevran’ın bakışları onun yüzünde gezindi.
“Biliyorum.”
“Bunu ben söylemedim, Sevran.”
“Biliyorum.”
Veyra başını salladı. Boğazındaki kasılma yeniden başladı. Bu kez daha uzun sürdü. Çenesinin altındaki kaslar gerildi. Ağzı istemsizce açıldı.
Veyra dudaklarını kapatmaya çalıştı.
Başaramadı.
“Beni burada bıraktın.”
Sevran’ın yüzündeki kan çekildi.
Veyra onun tepkisini gördü.
Bu söz, Sevran için yabancı değildi.
“Sevran?”
Sevran cevap vermedi.
“Bu sana mı söyledi?”
Sevran’ın gözleri Veyra’nın boğazındaki koyu çizgiye kaydı.
Veyra bir adım geri çekildi.
“Sen bu sesi tanıyorsun.”
“Veyra…”
“Tanıyorsun!”
Sevran gözlerini kapattı.
Bir an boyunca ayin odasında yalnızca Veyra’nın nefesi duyuldu.
Sonra Sevran konuştu.
“Bu sesi daha önce duydum.”
Veyra’nın boğazındaki hareket durdu.
“Nerede?”
Sevran başını kaldırdı.
“Ayin sırasında.”
Veyra’nın yüzü değişti.
“Senin katıldığın ayin mi?”
Sevran başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Bir an durdu.
“Benim durdurmaya çalıştığım ayin.”
Veyra’nın göğsündeki ikinci nabız hızlandı.
Bir vuruş.
İki.
Üç.
Veyra göğsüne bastırdı.
“Ne demek durdurmaya çalıştığın?”
Sevran cevap vermek üzereydi.
Ama Veyra’nın boğazından bir ses yükseldi.
“Yine başarısız olacaksın.”
Sevran’ın yüzü sertleşti.
Veyra gözlerini kapattı. Kendi bedeninin içinden gelen sesi susturmak ister gibi boğazına bastırdı.
“Sus…”
Ses devam etti.
“Beni yine bırakacaksın.”
Sevran’ın eli bıçağına gitti.
Veyra gözlerini açtı.
“Hayır.”
Sevran ona baktı.
“Ne?”
“Bıçağı bırak.”
Sevran’ın parmakları kabzaya kenetlenmişti.
Veyra’nın sesi titredi.
“Ne olur.”
Sevran bıçağı yere bıraktı.
Veyra derin bir nefes aldı. Boğazındaki kasılma yavaşça hafifledi. Koyu çizgi, derisinin altında kaybolmaya başladı.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Veyra duvara yaslandı. Bacakları hâlâ titriyordu. Göğsündeki ikinci nabız yavaşlamıştı ama tamamen kaybolmamıştı.
Sevran ona yaklaştı.
“Seni buradan çıkaracağım.”
Veyra başını kaldırdı.
“Beni mi?”
Sevran durdu.
Veyra’nın dudakları kıpırdamamıştı.
Ama ses yine duyulmuştu.
“Yoksa onu mu?”
Sevran’ın yüzündeki ifade değişti.
Veyra’nın göğsündeki ikinci nabız hızlandı.
Bir vuruş.
İki.
Üç.
Veyra elini göğsüne götürdü. İçinde bir şeyin kıpırdadığını hissetti. Ama bu kez hareket korkunç bir acı bırakmamıştı.
Bir tepkiydi.
Sevran’ın sözlerine verilmiş bir tepki.
Veyra yavaşça ona baktı.
“Sevran…”
Sevran cevap vermedi.
Veyra’nın gözleri doldu.
“İçimdeki şey senden korkuyor.”
Ayin odasının duvarlarından ince bir çatlama sesi yükseldi.
Sevran arkasına döndü.
Veyra’nın göğsündeki ikinci nabız sustu.
Bir anlığına.
Sonra karanlığın içinden, Veyra’nın kendi sesiyle bir fısıltı yükseldi.
“Hayır.”
Veyra nefesini tuttu.
Ses yeniden konuştu.
“O benden korkuyor.”