İçeriğe geç

Geride Bırakılan

“Beni oraya o getirdi.”

Neris'in sesi zihnimde yankılanırken gözlerimi Sevran'dan ayıramıyordum.

Yüzünde korkudan başka bir şey daha vardı.

Suçluluk.

Bunu ilk kez görmüyordum. Fakat daha önce onun suçluluğunun benimle ilgili olabileceğini düşünmemiştim.

“Beni oraya sen mi götürdün?” diye sordum.

Sevran bir süre cevap vermedi. Taş yapının önünde duruyor, bakışlarını benden kaçırıyordu.

“Veyra…”

“Sadece soruma cevap ver.”

“Ben seni oraya götürmedim.”

İçimdeki ses hafifçe güldü.

Sevran devam etti.

“Seni oradan çıkarmaya çalıştım.”

“Ne zaman?”

“Yıllar önce.”

“Benim çocuk olduğum zamanlarda mı?”

Başını salladı.

“Evet.”

“Peki neden hatırlamıyorum?”

“Çünkü o gece olanları hatırlamaman gerekiyordu.”

Bir adım yaklaştım.

“Kim karar verdi buna?”

Sevran gözlerini kaldırdı.

“Bazen bir insanın neyi hatırlayacağına kendisi karar veremez.”

“Benim yerime kim karar verdi?”

“Baban.”

“Annem de mi?”

Sevran cevap vermedi.

“Sen de mi?”

Bu kez sessizlik uzadı.

Cevabını almamıştım ama artık sorunun cevabını biliyordum.

“Bana yalan söyledin.”

“Her şeyi anlatmadım.”

“Bunun başka bir adı var mı?”

“Veyra, o gece seni kurtarmaya çalıştım.”

“Peki Neris'i?”

Sevran'ın yüzündeki ifade değişti.

İşte o an, doğru yere dokunduğumu anladım.

“Neris'e ne oldu?” diye sordum.

“Bilmiyorum.”

“Onu geride mi bıraktın?”

Sevran gözlerini kapattı.

“Ben yalnızca birini dışarı çıkarabildim.”

Göğsümdeki ikinci kalp sertçe attı.

“Birini mi?”

Sevran cevap vermedi.

“Hangimizi?”

“Veyra…”

“Hangimizi dışarı çıkardın?”

Bu kez sesimi yükseltmiştim.

Sevran geri çekildi.

“Bilmiyorum.”

İçimdeki ses yeniden konuştu.

“Biliyorsun.”

Nefesim kesildi.

“Sen biliyorsun.”

Sevran başını eğdi.

“Bunu burada konuşamayız.”

“Benim için artık her yer aynı. Bir şeyleri saklamaktan vazgeç.”

“Arşive gitmeliyiz.”

“Seninle gelmeyeceğim.”

Yüzüme baktı.

“Tek başına gitmene izin veremem.”

“Bana izin vermek zorunda değilsin.”

Ona arkamı dönüp yürümeye başladım.

Bu kez beni durdurmadı.


Gece yarısına doğru arşive ulaştım.

İçerisi her zamanki gibi soğuktu. Eski rafların arasında dolaşırken ayak seslerim taş zeminde yankılanıyordu. Sevran'ın peşimden gelip gelmediğini bilmiyordum. Aslında bilmek de istemiyordum.

Artık bir şeyleri kendi başıma öğrenmem gerekiyordu.

Önceki kayıtların bulunduğu bölüme yöneldim. Üzerinde tarihler bulunan dosyaları tek tek inceledim. Bazılarının sayfaları eksikti. Bazılarında ise yalnızca isimler ve kısa notlar bulunuyordu.

Veyra.

Neris.

Sevran.

Üç isim de aynı belgelerde tekrar ediyordu.

Bir dosyanın içinden katlanmış küçük bir kâğıt düştü.

Açtım.

Üzerinde şu cümle yazılıydı:

Üçüncü kişi, çocuğu getirdi. Fakat kapıyı açan o değildi.

Altında bir tarih vardı.

Doğumumdan birkaç yıl öncesine ait değildi.

Tarih, çocukluk evindeki kayıtlarla aynı döneme denk geliyordu.

Kâğıdı masaya bıraktım.

Üçüncü kişi.

Sevran mıydı?

Çocuğu getirmişti ama kapıyı açmamıştı.

Peki hangi çocuğu getirmişti?

Sayfanın arkasında silik bir çizim vardı. İki küçük figür, birbirine dönük duruyordu. Aralarında kapalı bir kapı bulunuyordu.

Birinin üzerinde V harfi vardı.

Diğerinin üzerinde N.

Kapının arkasında ise üçüncü bir figürün gölgesi çizilmişti.

Resmin altındaki yazı çok silikti. Kâğıdı lambaya yaklaştırdım.

Birini dışarı çıkardılar. Diğeri içeride kaldı.

Parmaklarım soğudu.

Bir an için arşivdeki bütün sesler kesildi.

Sonra içimdeki ses konuştu.

“Beni seçmedi.”

Gözlerimi kapattım.

“Kim?”

“Neris.”

“Sevran mı?”

“Evet.”

“Beni mi seçti?”

Ses cevap vermedi.

“Neris, bana cevap ver.”

Bir süre sonra fısıldadı:

“Beni orada bıraktı.”

Kâğıdı masaya bıraktım.

“Peki sen nasıl benim içime girdin?”

“Bunu hatırlamıyorsun.”

“Bana hatırlat.”

“Henüz değil.”

“Yeter artık!”

Sesim rafların arasında yankılandı.

“Bütün hayatım boyunca bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. İnsanları kaybettim, arkadaşlarımı kaybettim, kendi geçmişimi kaybettim. Şimdi de içimdeki şey bana neyi hatırlayıp neyi hatırlamayacağımı söylüyor.”

Bir an sustum.

“Ben ne zaman kendim olacağım?”

İçimdeki ses bu kez cevap vermedi.

Yalnızca derin bir nefes duydum.


“Bu belgeyi nereden buldun?”

Sevran'ın sesi arkamdan geldi.

Arkamı döndüğümde kapının önünde duruyordu.

Elimdeki kâğıdı kaldırdım.

“Buradaymış.”

Yanıma geldi. Belgeyi gördüğünde yüzü gerildi.

“Bunu okudun mu?”

“Evet.”

“Veyra, onu bırak.”

“Hayır.”

“Bana ver.”

“Bana ne olduğunu anlatmadan hiçbir şeyi sana vermeyeceğim.”

Sevran bir süre gözlerimin içine baktı. Sonra yavaşça masaya oturdu.

“Yıllar önce Othrys beni buraya getirdi.”

“Buraya mı?”

“Bu arşive değil. Aynı bölgedeki başka bir yapıya. Orada bir şeyin yanlış gittiğini söyledi.”

“Ne olmuştu?”

“İki çocuk vardı.”

Göğsümdeki ikinci ritim değişti.

“Ben ve Neris mi?”

“Bunu o zaman bilmiyordum.”

“Peki ne gördün?”

Sevran ellerini birbirine kenetledi.

“Bir odadaydılar. Biri yerde oturuyordu. Diğeri duvarın dibinde, eski bir yatağın üzerinde yatıyordu. Othrys bana birini dışarı çıkarmamı söyledi.”

“Neden?”

“Çünkü içeride kalırlarsa ikisinin de yaşayamayacağını söyledi.”

“Sen de birini seçtin.”

Sevran başını salladı.

“Evet.”

“Hangisini?”

“Yerde oturan çocuğu.”

Bir an nefes alamadım.

“Beni.”

“Öyle olduğunu sonradan öğrendim.”

“Peki Neris?”

Sevran'ın gözleri dolmadı. Ağlamadı da. Fakat yüzünde yıllardır taşınan bir yorgunluk vardı.

“Onu alamadım.”

“Alamadın mı, yoksa almadın mı?”

Bu soruya cevap vermesi uzun sürdü.

“Bana yalnızca birini kurtarabileceğimi söylediler.”

“Ve sen beni seçtin.”

“Evet.”

“Onu orada bıraktın.”

Sevran başını eğdi.

“Evet.”

Bir süre ikimiz de konuşmadık.

Sonra ona sordum:

“Beni neden seçtin?”

Sevran gözlerini kaldırdı.

“Çünkü seni oradan çıkarabileceğimi düşündüm.”

“Peki Neris'i neden çıkaramadın?”

“Çünkü ona ulaşamadım.”

“Yalan.”

“Veyra…”

“Bana ulaşamadığını söylüyorsun ama Neris beni oraya senin getirdiğini söylüyor.”

Sevran ayağa kalktı.

“Ben seni odaya getirmedim. Othrys getirdi. Ben yalnızca dışarı çıkardım.”

“Öyleyse Neris neden seni suçluyor?”

“Çünkü geride kalan oydu.”

Sözleri aramızda ağır bir sessizlik bıraktı.

“Bana ne olduğunu söyle.”

Sevran derin bir nefes aldı.

“Sen o odadan çıktığında kalbin atmıyordu.”

Göğsümdeki ikinci ritim bir anlığına kesildi.

“Ne?”

“Bir süre seni yaşatamadık. Othrys ne yapacağını bilmiyordu. Moraeth seni kucağına aldı. Seni bırakmadı.”

“Peki Neris?”

Sevran'ın bakışları değişti.

“Senin kalbin yeniden atmaya başladığında odanın içinden bir ses geldi.”

“Ne sesi?”

“Bir çocuk ağlıyordu.”

Gözlerimi kapattım.

“Sonra?”

“Sonra Othrys kapıyı kapattı.”

“İçeride Neris mi kaldı?”

“Bilmiyorum.”

“Sen oradaydın.”

“Evet.”

“Öyleyse nasıl bilmiyorsun?”

Sevran'ın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

“Çünkü kapı kapandığında içerideki ses artık Neris'in sesi değildi.”


Arşivden çıktığımda sabah olmak üzereydi.

Sevran arkamdan gelmedi.

Onunla konuşacak başka bir şeyim kalmamıştı. En azından o an için.

Koridorun sonuna kadar yürüdüm. Duvarların arasındaki soğuk hava yüzüme çarpıyordu. İçimdeki ses de susmuştu.

Bir süre sonra durdum.

“Neris?”

Cevap gelmedi.

“Orada mısın?”

Sessizlik.

“Bana bir şey söyle.”

Bir süre bekledim.

Sonunda çok hafif bir fısıltı duydum.

“Beni seçmedi.”

“Biliyorum.”

“Hayır, Veyra.”

Sesi titriyordu.

“Senin için seçti.”

Göğsümün içi acıdı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Beni orada bırakmasını isteyen sendin.”

Olduğum yerde kaldım.

“Hayır.”

“Sen ağlıyordun.”

“Hayır…”

“Beni bırakmamasını söyledin.”

Nefesim kesildi.

“Yalan söylüyorsun.”

“Sonra bana baktın.”

Bir an sustu.

“Ve kapının kapanmasına izin verdin.”

Dizlerimin bağı çözüldü.

Duvara tutundum.

“Ben çocuktum.”

Neris'in sesi yumuşadı.

“Biliyorum.”

“Ben ne yaptığımı bilmiyordum.”

“Biliyorum, Veyra.”

“Öyleyse neden bana bunu anlatıyorsun?”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra çocukluğumdan tanıdığım o ses, ilk kez gerçekten kırılmış gibi konuştu.

“Çünkü ben de o gün çocuktum.”

Gözlerimi kapattım.

Arşivin karanlığında, yıllar önce kapanmış bir kapının sesini duydum.

Ve ilk kez, o kapının arkasında kimin kaldığını değil, onu kimin kapattığını merak ettim.


Sevran arkamdan yetiştiğinde yüzüme bakamadı.

Elinde küçük, eski bir dosya vardı.

“Bunu sana vermem gerekiyordu.”

Dosyayı uzattı.

Açmadım.

“İçinde ne var?”

“Oradaki olayın son kaydı.”

“Ne yazıyor?”

Sevran gözlerini bana çevirdi.

“İki çocuk içeri girdi. Bir çocuk dışarı çıkarıldı.”

“Diğeri?”

“Kayda göre içeride kaldı.”

“Peki kapıyı kim kapattı?”

Sevran cevap vermedi.

Dosyayı açtım.

Son sayfada üç imza vardı.

Othrys.

Moraeth.

Sevran.

İmzaların altında, başka bir el yazısıyla eklenmiş tek bir cümle bulunuyordu:

Çocuklardan biri kurtarıldı. Diğeri kurtarılmayı reddetti.

Kâğıda baktım.

“Bu ne demek?”

Sevran'ın yüzü bembeyazdı.

“Bilmiyorum.”

Tam o sırada içimdeki ses yeniden konuştu.

“Ben reddetmedim.”

Başımı kaldırdım.

Neris'in sesi bu kez çok netti.

“Beni bırakmalarını istemedim.”

Bir an durdu.

“Beni seninle birlikte çıkarmalarını istedim.”

Dosyayı kapattım.

Artık hangi çocuğun kurtarıldığını biliyordum.

Ama hâlâ kimin kurtulmayı başardığından emin değildim.

Çünkü belki de o gün kapıdan çıkan yalnızca benim bedenimdi.