Bölüm 9 — Boşaltılmış İzler
John sabah 07.41'de Depo 9'un karşısındaydı.
Kevin sekiz demişti.
John bunu erken gelmek değil, hazırlık olarak değerlendiriyordu.
Kevin arabaya bindiğinde saate baktı.
"On dokuz dakika."
John ona baktı.
"Ne?"
"Planı bozmama rekorun."
John kahvesinden içti.
"Plan sekizde başlıyor. İçeri girmedim."
Kevin ön cama baktı.
"Kendinle gurur duyuyor musun?"
"Biraz."
"Üzücü."
Depo 9, Kuzey Sanayi Bölgesi'nin arka kısmında kalıyordu.
Resmî adı:
KESSLER INDUSTRIAL STORAGE — UNIT 9
Dışarıdan bakıldığında özel hiçbir yanı yoktu.
Sac duvarlar.
İki yükleme kapısı.
Küçük bir ofis bölümü.
Paslanmış güvenlik çiti.
Yan tarafta yıllardır çalışmıyormuş gibi görünen eski bir servis girişi.
John fotoğraf çekti.
Kevin:
"Ne görüyorsun?"
"Şimdilik hiçbir şey."
Kevin ona baktı.
John:
"Bunun büyütülecek bir olay olduğunu düşünmüyorum."
"Ben düşünüyorum."
John kamerayı indirdi.
"Ne?"
"Doğru cevap verdin."
John gözlerini devirdi.
Mülkiyet kayıtları basitti.
Fazla basitti.
Kessler Industrial Storage sekiz yıldır binanın sahibiydi.
Şirketin merkezi Veyron dışındaydı.
Yerel personel görünmüyordu.
Vergiler düzenli ödenmişti.
Belediye kayıtlarında aktif depo olarak geçiyordu.
Ama elektrik tüketimi düşük görünüyordu.
John:
"Boş."
Kevin:
"Düşük elektrik kullanımı."
"Tamam."
"Depo olabilir."
"Bir şey söyleyince hemen düzeltmek zorunda mısın?"
"Evet."
John bilgisayarı tekrar çevirdi.
"Kessler'ın muhasebe firması Greyline."
Kevin:
"Onu tanıyoruz."
Greyline, daha önce Tigris'in iki yan şirketinin de kullandığı muhasebe firmasıydı.
John:
"Bu artık tesadüf olmaktan çıkıyor."
Kevin:
"Bağlantı güçleniyor."
John ona baktı.
"Bazen senden nefret ediyorum."
Kevin:
"Biliyorum."
Saat 09.18'de Juliet'in annesi aradı.
John önce açmak istemedi.
Sonra kendine kızıp telefonu açtı.
"Merhaba."
"Uyandırmadım ya?"
John Depo 9'a baktı.
"Hayır."
"Bir şey buldum."
John hemen doğruldu.
"Ne?"
"Juliet'in odasında."
Kevin bakışını ona çevirdi.
Kadın devam etti:
"Kitapların arkasında bir kitap daha vardı. Onun değil gibi duruyor."
"Adı ne?"
Kadın okumak için biraz bekledi.
"Veyron City: Kuzey Sanayi Hattı ve Kayıp Yapılar."
John bir şey söylemedi.
Kevin artık tamamen ona bakıyordu.
"İçinde notlar var."
"Fotoğrafını atabilir misiniz?"
"Şimdi."
"Teşekkür ederim."
Telefon kapandı.
Otuz saniye sonra fotoğraflar geldi.
İlk sayfada Juliet'in el yazısı vardı.
Northline — 8 yıl?
Altında:
Şirket daha yeni. Kayıt neden daha eski?
Sonraki sayfa:
Ravenhill personeli?
Bir başkasında:
AX-01 = şirket değil olabilir. Birim?
Kevin:
"Bunu Miriam'dan önce düşünmüş."
John başını salladı.
Bir sonraki sayfada:
Depo 9 — dışarıdan boş. İçeri girmedim.
John uzun süre o cümleye baktı.
Kevin:
"Ne?"
John telefonu ona uzattı.
Kevin okudu.
"İçeri girmemiş."
"Evet."
"Sen de girmiyorsun."
John cevap vermedi.
Kevin:
"John."
"Duydum."
Son fotoğrafta kitabın arasından çıkan eski bakım haritası vardı.
Depo 9'un bulunduğu sanayi bölgesi.
Altında eski bir servis hattı.
4-B
Hat, ana yoldan değil; birkaç yüz metre güneydeki eski mekanik tünelden Depo 9'un altına giriyordu.
John:
"Altlarına bak."
Kevin:
"Evet."
John Juliet'in notuna tekrar baktı.
İçeri girmedim.
Bu satır onu düşündüğünden daha fazla etkiledi.
Juliet oraya gelmişti.
Merak etmişti.
Ama girmemişti.
Her sorunun peşinden koşan kişinin yalnızca John olmadığını biliyordu.
Fakat ilk kez Juliet'in de bir yerde durduğunu görüyordu.
Belki korkmuştu.
Belki yalnızdı.
Belki kanıtı yetmemişti.
Sebebini bilmiyordu.
Ve bu kez uydurmadı.
Saat 11.07'de beyaz bir kamyonet geldi.
John hemen kamerayı kaldırdı.
Yanında:
HART INDUSTRIAL CLEANING
Kevin:
"Tanıyor musun?"
"Hayır."
Üç çalışan indi.
Normal temizlik ekipmanı çıkardılar.
Bir süre ofis tarafında beklediler.
Sonra büyük yükleme kapısı açıldı.
John objektifi yaklaştırdı.
İçerisi dışarıdan görünenden daha boştu.
Bir çalışan iki tekerlekli taşıma arabasıyla dışarı çıktı.
Üzerinde metal çerçeveli yatak parçaları vardı.
John:
"Onlar hastane yatağı."
Kevin:
"Benziyor."
"Kevin."
"Tamam. Evet."
John araçtan inmeye başladı.
Kevin:
"Ne yapıyorsun?"
"Konuşacağım."
"Kimle?"
"İşçiyle."
"İyi."
John durdu.
"İtiraz etmiyor musun?"
"Gazetecisin."
John kapıyı kapattı.
Kevin camı indirip arkasından:
"Gazetecilik yap."
John yüzünü çevirdi.
"Ne yapacağımı biliyorum."
"Dün meydanda da biliyordun."
John cevap vermeden yürüdü.
Hart çalışanlarından biri sigara molasındaydı.
Otuzlarına yakın.
Turuncu iş yeleği.
John Chronicle kartını gösterdi.
"Bir şey sorabilir miyim?"
Adam kartı okudu.
"Ne oldu?"
"Bu bina boşaltılıyor mu?"
"Temizlik."
"Ne tür?"
Adam sigarasından bir nefes çekti.
"Bildiğin temizlik."
John çıkarılan yatak parçalarını işaret etti.
"Bunlar ne?"
Adam baktı.
"Hurda."
"Hastane ekipmanı gibi."
"Olabilir."
John bu kelimeyi başka birinden duyunca tuhaf hissetti.
"Binada sağlık tesisi mi vardı?"
"Ben nereden bileyim?"
"Alt katta çalıştınız mı?"
Adamın bakışı John'a döndü.
Küçük bir duraklama.
"Alt kat yok."
John:
"Eski şehir planında var."
Adam sigarayı yere atmadı.
Yakındaki metal kül tablasına bastırdı.
"Bize aşağıya inmeyin dediler."
John'un dikkati keskinleşti.
"Kim?"
"Şef."
"Neden?"
"Bizim alan değilmiş."
"Orada ne var?"
Adam omuz silkti.
"Bilmiyorum."
John:
"Bugün neyi temizliyorsunuz?"
"Üst kat. Ofis. Depo."
"Ne zamandır?"
"Bugün ilk gün."
"Kaç gün sürecek?"
"İki."
John kartını uzattı.
"Bir şey görürsen—"
Adam kartı almadı.
"Ben hiçbir şey görmedim."
John birkaç saniye baktı.
"Tamam."
Döndü.
Adam arkasından:
"Gazeteci."
John durdu.
"Ne?"
"Buralarda çok soru sorma."
John:
"Niye?"
Adam yine omuz silkti.
"İşimi seviyorum."
John ona birkaç saniye baktı.
Sonra arabaya döndü.
Kevin:
"Tehdit mi?"
John:
"Hayır."
"Ne dedi?"
John anlattı.
Kevin not aldı.
"Alt kat yok dedi, sonra inmeyin dediklerini söyledi."
"Evet."
"Bu iyi."
John:
"Nesi iyi?"
"Çelişki."
"Adam korkmuş olabilir."
Kevin ona baktı.
John:
"Ne?"
"Devam et."
"Belki yalnızca işini kaybetmek istemiyor."
Kevin:
"Evet."
John:
"Bu da Tigris'e çalıştığını kanıtlamıyor."
Kevin başını salladı.
"Bugün benim yerime sen konuşuyorsun."
John pencereye baktı.
"Keyfini çıkar."
Akşama kadar Depo 9'dan başka bir şey çıkmadı.
Hart çalışanları saat 17.20'de ayrıldı.
Yatak parçaları kamyonetteydi.
Başka iki büyük siyah konteyner de yüklediler.
John plakaları kaydetti.
Kevin şirket bilgilerini araştırmaya başladı.
Saat 18.03.
John:
"Şimdi?"
Kevin:
"Bekliyoruz."
"Neyi?"
"Geceyi."
John:
"4-B?"
Kevin başını salladı.
"Önce tünelin hâlâ açık olup olmadığını kontrol ederiz."
"İçeri girmiyoruz."
Kevin ona baktı.
John:
"Sen söylemeden söyledim."
"Garip hissettirdi."
4-B tünelinin girişi eski bir mekanik servis binasının arkasındaydı.
Haritadaki yapı hâlâ ayaktaydı.
Kapısında belediyeye ait eski bir uyarı levhası vardı.
HİZMET DIŞI
John el fenerini içeri tuttu.
Toz vardı.
Ama ortadaki yürüyüş şeridinde izler de.
Kevin çömeldi.
"Yeni."
John:
"Ayak izi?"
"Lastik."
John hemen:
"Araç mı giriyor?"
"Dar."
Kevin parmağıyla yerdeki ince izleri gösterdi.
"Ekipman arabası olabilir."
John fotoğraf çekti.
Eski tünel kapısının kenarında yeni yağ kalıntısı vardı.
John:
"Kullanılıyor."
Kevin:
"Evet."
Bu kez düzeltmedi.
John bunu fark etti.
Gece 21.48'de geri geldiler.
Bu kez Elliot ayrı araçtaydı.
John bunu istememişti.
Elliot da John'un fikrini sormamıştı.
"Bir gazeteci olarak olay yerinden uzakta kalacağım."
John:
"Ben de gazeteciyim."
Elliot:
"Şu anda tartışmayı kaybettin."
Kevin eski servis girişindeki mekanik mandalı kontrol etti.
"Bu belediyenin eski standart kilidi."
John:
"Açabiliyor musun?"
"Evet."
"Bu yasal mı?"
Kevin ona baktı.
John:
"Merak ettim."
"Hayır."
Elliot kulaklıktan:
"Bunu kayda almasak iyi olur."
Kevin:
"Sen neden hâlâ buradasın?"
Elliot:
"Çünkü ikiniz de kötü karar veriyorsunuz."
Mandala ince metal alet yerleştirdi.
Birkaç dakika uğraştı.
Klik.
Kapı açıldı.
John:
"Eski polis."
Kevin:
"Eski bakım sistemleri."
John:
"Tabii."
Tünelin içinde hava soğuktu.
Telefon sinyali zayıflıyordu.
John önden gitmedi.
Bunu bilinçli yaptı.
Kevin fark etmiş olabilir.
Bir şey söylemedi.
Yaklaşık yüz metre sonra tünel ikiye ayrıldı.
Sağ taraftaki eski işaret:
4-B
Duvar boyunca elektrik kablosu uzanıyordu.
Yeni.
John:
"Buraya sonradan çekilmiş."
Kevin:
"Fotoğraf."
John çekti.
Biraz ileride yeni floresanlardan biri yanıyordu.
Depo 9'un altında olduklarını haritadan biliyorlardı.
Eski metal kapının üzerinde numara yoktu.
Kevin kulağını yaklaştırdı.
"Ses yok."
John kapıya dokunmadı.
Kevin ona baktı.
"Ne?"
John:
"Hiç."
"Kapıyı açmak istemiyor musun?"
"İstiyorum."
"Ve?"
John Juliet'in notunu düşündü.
İçeri girmedim.
"Önce dinliyorum."
Kevin çok hafif başını salladı.
Kapının kolunu çevirdi.
Açıldı.
Alt kat boştu.
Ama yeni boşaltılmış bir yer gibi.
Bu fark hemen belliydi.
Duvarlarda kabloların söküldüğü açık noktalar vardı.
Zeminde ekipmanların durduğu daha temiz dikdörtgen alanlar.
Bazı elektrik prizleri hâlâ çalışıyordu.
John telefonuyla her şeyi kaydetti.
İlk odada metal yatak bağlantıları.
İkinci odada boş dolaplar.
Üçüncü koridorda kodlar.
John durdu.
R-12
Bir kapı.
Sonra:
R-14
R-17
Ravenhill.
Aynı kodlar.
Kevin'in yüzü değişti.
John kapılardan birini açtı.
İçeride hiçbir şey yoktu.
Ama duvardaki bağlantılar, Ravenhill'deki denek odalarına benziyordu.
John:
"Onları buraya getirdiler."
Kevin:
"Ya da buradan geçirdiler."
John başını salladı.
"Evet."
R-14 odasının kapı yanında soluk sarı leke vardı.
John eğildi.
Dokunmadı.
Telefonuyla fotoğraf çekti.
Kevin:
"Ravenhill?"
John B3'ü düşündü.
Sarı sıvı.
Elektrik.
"Benziyor."
Kevin plastik örnek poşeti çıkardı.
"Dokunmuyoruz."
John:
"Bunu bana söylemene gerek yok."
Kevin onun yüzüne baktı.
John:
"Gerçekten."
Ana koridorun sonunda küçük ofis vardı.
Masa boşaltılmıştı.
Bilgisayarlar sökülmüştü.
Dosya dolabının çekmeceleri açıktı.
John yerde küçük bir kâğıt parçası fark etti.
Bir transfer formunun kopmuş alt kısmı.
Üzerinde:
...TRANSFER / R-14 / D-6...
John fotoğraf çekti.
"D-6."
Kevin:
"Yer kodu."
"Muhtemelen."
John kaşını kaldırdı.
Kevin:
"Ne?"
"Hiç."
Masanın arkasında buruşturulmuş başka bir belge vardı.
John eldivenini takıp açtı.
Kevin:
"Ne?"
John okumaya başladı.
GÜNEY GEÇİDİ — TÜNEL 4
Saat:
21.40
Tarih.
Juliet'in öldüğü gece.
John'un eli durdu.
Kevin de gördü.
"Bu..."
"Evet."
John tekrar okudu.
Tigris Service
Altında:
Alan teslimi / temizlik
John'un nefesi değişti.
"Tiger."
Kevin hemen:
"Tigris."
John ona baktı.
Kevin:
"Şirket kaydı. Tiger'ın bizzat orada olduğu yazmıyor."
John birkaç saniye sustu.
Sonra:
"Doğru."
Bu kelimeyi söylemek hâlâ kolay değildi.
Koridorun ilerisine doğru yürüdüler.
John'un başında baskı başladı.
Aniden.
Görüntü.
Köşenin arkasında biri.
Kolu yukarı kalkıyor.
Elinde siyah bir şey.
Silah.
John ileri atılıyor.
Adam yere düşüyor.
Görüntü bitti.
John anında durdu.
Kevin:
"Ne?"
John eliyle sessiz ol işareti yaptı.
Köşeye baktı.
Kimse görünmüyordu.
Başındaki ağrı artıyordu.
Adrian.
Gri palto.
Beyaz van.
John nefesini yavaşlattı.
Kevin fısıldadı:
"Görüntü mü?"
John başını salladı.
"Bir adam."
"Nerede?"
"Köşede."
"Ne yapıyor?"
"Elinde bir şey var."
"Ne?"
John ilk cevabı vermedi.
"Silah olabilir."
Kevin de durdu.
John ellerini sıkmadı.
Bekledi.
Ayak sesi geldi.
Bir adam köşeden çıktı.
Hart Industrial Cleaning yeleği.
Elinde uzun siyah sap.
John'un kasları gerildi.
Adam dönünce ucundaki paspas göründü.
İkisi birbirine baktı.
Temizlik görevlisi irkildi.
"Ne yapıyorsunuz burada?"
John hareket etmedi.
Kevin:
"Sen?"
Adam elindeki paspası indirdi.
"Temizlik."
Kevin:
"Bu saatte?"
"Üstten söylediler."
John, görüntüdeki siyah nesneyi düşündü.
Sap.
Açı.
Bir saniyelik kesit.
Silah değildi.
O yalnızca öyle yorumlamıştı.
Yine.
Ama bu kez saldırmamıştı.
John nefes verdi.
Adam kaçmaya çalışmadı.
Bu da John'un dikkatini çekti.
Kevin sakin şekilde:
"Aşağı katta çalışmamanız gerekiyordu."
Adamın yüzü değişti.
"Kim söyledi?"
John:
"Arkadaşın."
"Benim arkadaşım değil."
"Mesai arkadaşın."
Adam koridora baktı.
"Ben sadece kalan malzemeyi almaya geldim."
Kevin:
"Burada ne vardı?"
"Bilmiyorum."
John:
"R-14 ne?"
Adam bakmadı.
Bu John için cevaba yakındı.
Ama yeterli değildi.
"D-6?"
Bu kez tepki daha küçüktü.
Adam paspas sapını daha sıkı tuttu.
John fark etti ama yaklaşmadı.
"Ben bir şey bilmiyorum."
Kevin:
"Burada insanlar mı vardı?"
Adam:
"Ben geldiğimde yoktu."
John:
"Ne zaman geldin?"
"Dün."
"Bugün sabah da mı?"
Adam John'u tanıdı.
"Sen o gazetecisin."
John:
"Evet."
"Dışarıda konuştuğun adam anlattı."
"Ne anlattı?"
"Çok soru sorduğunu."
John:
"Doğru."
Adam kapıya baktı.
"Beni buna karıştırmayın."
Kevin:
"Kim?"
Adam başını iki yana salladı.
"Ben aşağıya indiğimde çoğu şey gitmişti."
John:
"Kim götürdü?"
"Bilmiyorum."
"Dosyalar?"
Adamın yüzü değişti.
John devam etti:
"Ekipman?"
Adam sessiz kaldı.
Kevin:
"Gördüğünü söyle."
Adam birkaç saniye düşündü.
"Gece gelenler oldu."
John:
"Ne zaman?"
"Ben burada değildim."
"Öyleyse nereden biliyorsun?"
"Şef söyledi."
"Kim geldi?"
"Bilmiyorum."
John'un sabrı gerildi.
Ama sesini yükseltmedi.
Adam devam etti:
"Bize sadece üst tarafı bitirin dediler. Aşağıdaki dosyalar önce alınacakmış."
"Kim tarafından?"
"Biz değil."
Kevin:
"Başka temizlik ekibi?"
Adam başını iki yana salladı.
"Temizlik değildi."
John:
"Neydi?"
Adam ona baktı.
"Bilmiyorum."
Bu kez John gerçekten bilmiyor olabileceğine inandı.
Adam paspası aldı.
"Gidebilir miyim?"
Kevin:
"Evet."
John:
"Bir dakika."
Adam durdu.
"Marcus."
"Kim?"
John yüzünü izledi.
Tepki yoktu.
"Boş ver."
Adam uzaklaştı.
Kevin:
"İyi."
John:
"Ne?"
"Bekledin."
John köşeye baktı.
"Silah sandım."
"Değilmiş."
"Evet."
Kevin:
"Bu sefer farkı gördün."
John cevap vermedi.
Ama bunu kendisi de biliyordu.
Ofisin arka tarafında küçük bir metal dolap vardı.
Boş görünüyordu.
John kapatmak üzereyken iç rafın altında bantlanmış küçük bir cihaz fark etti.
Eski dijital ses kayıt cihazı.
Kevin:
"Dokunma."
John:
"Biliyorum."
Fotoğrafladılar.
Kevin eldivenle çıkardı.
Cihazın pili neredeyse bitmişti.
Tek kayıt.
John oynattı.
Cızırtı.
Sonra Marcus'ın sesi.
John hemen doğruldu.
"Marcus."
Kayıt net değildi.
Arka planda araç sesleri vardı.
Marcus konuşuyordu:
"Eğer bunu bulan John'sa, önce şunu söyleyeyim... buraya tek başına gelme."
John istemeden Kevin'e baktı.
Kevin hiçbir şey söylemedi.
Kayıt devam etti.
"Depo boşaltılıyor. Tigris taşıyor. Ama emirleri onlardan çıkmıyor. Tiger üstteki adam değil."
Bir gürültü.
Marcus'ın sesi tekrar:
"Juliet aynı izi buldu. Black Hollow binalarını değil, eski hatları izliyordu."
John gözlerini kapatmadı.
Dinledi.
"R-14'ü gördüm. Başkaları da var. Dosyaları dijitalde tutmuyorlar artık."
Kevin cihazı biraz yaklaştırdı.
"Tiger'ın kendi kayıtları fiziksel. Sigorta gibi. Eski gümrük tarafında olabilir."
John:
"Gümrük."
Marcus devam etti:
"Leon bunu yıllar önce anladı. Eğer hâlâ bir şey bıraktıysa—"
Kayıtta cızırtı.
Sonra:
"Ve Adrian—"
Ses kesildi.
Kayıt bitti.
John hemen tekrar oynatmak istedi.
Kevin:
"Dur."
"Son kısmı duyamadık."
"Dosyayı kopyalarız."
John cihazı elinde tuttu.
Ve Adrian—
Adrian bağlantılıydı.
Belki.
Ya da Marcus başka bir şey söyleyecekti.
John artık cümlenin kalanını kendisi tamamlamaması gerektiğini biliyordu.
Bu, sandığından zor oldu.
Dolabın altında bir başka kâğıt parçası bulundu.
Küçük vardiya notu.
CUMA / 23.10 — KUZEY HAT — 2 ARAÇ
John saate baktı.
Salı gecesiydi.
Kevin:
"Dört gün."
John:
"Bekleyeceğiz."
Kevin ona baktı.
John:
"Ne?"
"Hiç."
"Şaşırdın."
"Biraz."
John notun fotoğrafını çekti.
"Cuma iki araç gelecek."
"Öyle yazıyor."
"Miriam olabilir."
Kevin:
"Olabilir."
"R-14."
"Olabilir."
"Marcus."
"Olabilir."
John nefes verdi.
"Ve bunu öğrenmenin yolu cuma günü görmek."
Kevin başını salladı.
"Evet."
John tünelin çıkışına baktı.
"Bu gece bir şey yapmıyoruz."
Kevin:
"Evet."
John birkaç saniye bekledi.
"Bunu söylemek kötü hissettiriyor."
"Alışırsın."
"Sanmıyorum."
Chronicle'a döndüklerinde saat gece yarısını geçmişti.
Elliot ellerindeki fotoğrafları inceledi.
"Depo gerçekten kullanılmış."
John:
"Ravenhill kodları var."
Kevin:
"R-12, 14, 17."
Elliot transfer formuna baktı.
"D-6?"
"Bilmiyoruz."
John:
"Güney Geçidi kaydı daha önemli."
Juliet'in ölüm gecesi.
21.40.
Tigris.
Elliot belgeyi uzun süre izledi.
"Bunu yayımlarsak?"
Kevin:
"Şimdilik ilişkiyi gösterir, suçun kendisini değil."
John:
"Tiger yalan söylemiş olabilir."
Kevin:
"Olabilir."
John:
"Ya da Tigris Juliet öldükten sonra gitmiş olabilir."
Elliot ona baktı.
John devam etti:
"Belgede yalnızca 21.40 yazıyor."
Kevin:
"Evet."
John bu ayrımı yapmak istemiyordu.
Ama yaptı.
Elliot:
"Marcus'ın kaydı?"
John oynattı.
Ve Adrian—
Cihaz sustu.
Maya da dinliyordu.
"Devamı yok mu?"
John:
"Yok."
Maya:
"Adrian'la bağlantılı olduğunu gösteriyor."
John:
"Bir bağlantı olduğunu gösteriyor."
Maya ona baktı.
John devam etti:
"Ne olduğunu değil."
Maya birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra:
"Tamam."
John bunun küçük bir şey olduğunu biliyordu.
Ama bir gün önceki meydandan sonra önemliydi.
Elliot eve gitmelerini söyledi.
Kimse gitmedi.
Bir saat sonra tekrar söyledi.
Bu kez Kevin gitti.
Maya da.
John masasının başında kaldı.
Juliet'in sanayi hattı kitabının fotoğraflarını açtı.
Depo 9 — dışarıdan boş. İçeri girmedim.
John parmağını ekranda cümlenin altında tuttu.
Bugün kendisi girmişti.
Ama yalnız değildi.
Önce izlemişti.
Kanıt toplamıştı.
Köşedeki adamı gördüğünde beklemişti.
Bunların hiçbirisi Marcus'ı geri getirmemişti.
Miriam'ı da.
Fakat yanlış bir insana saldırmamıştı.
Bu da bir şeydi.
John kendi not defterini açtı.
Ravenhill sonrası listeye ekledi:
8. Görüntüdeki nesne veya hareket yanlış yorumlanabilir.
Bir süre düşündü.
Altına:
Görüntü doğru olsa bile çıkardığım sonuç yanlış olabilir.
Adrian.
Gri palto.
Van.
Paspas sapı.
John kalemi bıraktı.
Masanın yanındaki sarı zarfı açtı.
Marcus'ın notunu yeniden okudu.
Bir şey olursa Kuzey Deposu 9'a bak.
Bakmıştı.
Ve depo boş değildi.
Daha kötüsüydü.
Birileri onu boşaltmıştı.
John takvimde cuma gecesini işaretledi.
23.10
Altına:
2 araç.
Telefonuna alarm koymadı.
Buna gerek olmayacağını biliyordu.
Ekranı kapatmadan önce Marcus'ın ses kaydını bir kez daha dinledi.
Bu kez son cümlede durdurmadı.
Ve Adrian—
Cızırtı.
Sessizlik.
John devamını tahmin etmeye çalışmadı.
Cuma gecesine kadar bekleyecekti.
Çünkü ilk kez cevap bulmanın yalnızca doğru yere gitmekle değil, doğru zamanda hiçbir şey yapmadan durabilmekle de ilgili olduğunu öğreniyordu.