İçeriğe geç

Bölüm 2 - Yağmurdan Sonra

Bölüm 2 — Yağmurdan Sonra

Yedi yıl sonra eski tramvay durağı hâlâ ayaktaydı.

Veyron City'nin bu konuda garip bir yeteneği vardı. Bir şeyi kullanmayı bırakır, yıllarca çürümeye bırakır ama tamamen ortadan kaldırmaya da karar veremezdi.

On yedi yaşındaki John çatının altına geçti.

Su, kırık oluklardan üç farklı noktadan damlıyordu.

Juliet plastik kahve bardağını bunlardan birinin altından çekti.

"Bunu neden hâlâ buluşma yeri olarak kullanıyoruz?"

John duvardaki yeni yazıya baktı.

HÂLÂ BURADAYIZ.

"Merkezi."

"Hayır."

"Otobüs durağı yakın."

"Sekiz dakika."

"Yakın."

Juliet bardağından içti.

"Romantik tarafın gerçekten öldü."

John ona baktı.

"Ne zaman vardı?"

Juliet güldü.

Yağmur hafifleyince otobüse bindiler.

Okula gitmek yerine şehir kütüphanesine uğramaları gerekiyordu. Edebiyat öğretmeni ikili proje vermişti ama Juliet bunu şehrin farklı bölgelerini gezmek için bahane hâline getirmişti.

Otobüs hareket ederken John cam kenarına geçti.

Juliet:

"Oyun."

"Hayır."

"Başladım bile."

Ön sıradaki adamı işaret etti.

"Otuz beş. İş görüşmesine gidiyor. Bekâr. Dün annesiyle tartıştı."

John:

"Son ikisini uydurdun."

"Çıkarım."

"Kanıt yok."

"Sen söyle."

John adamın ayakkabılarına baktı.

"Yeni ayakkabı. Ama pahalı değil. Gömleği ütülü. Ceketi eski. Yanında dosya var."

Juliet:

"İş görüşmesi."

"Olabilir."

Juliet zafer kazanmış gibi gülümsedi.

John devam etti:

"Otuz beş olduğunu bilmiyoruz."

"Otuz dört buçuk."

"Bu daha kötü."

Juliet başka bir yolcuya baktı.

John ise camdan dışarı çevrildi.

Black Hollow tabelasını gördü.

Sonra yıkım araçlarını.

Bir bloktaki pencerelerin yarısı tahtayla kapatılmıştı. Duvarlarda büyük kırmızı işaretler vardı.

"Orası ne?"

Juliet cama yaklaştı.

"Yeniden geliştirme."

John tabelayı okudu.

BLACK HOLLOW KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

Altında şirket logosu:

NORTHLINE CIVIC SOLUTIONS

John bunu yalnızca birkaç saniye gördü.

Ama ismi yazdı.

Juliet telefonuna baktı.

"Kütüphaneyi kaçıracağız."

John:

"Bir durak inelim."

Juliet ona baktı.

Sonra düğmeye bastı.

"Tabii."

Black Hollow'a girdiklerinde inşaat sahası gibi görünmeyen ilk şey insanların hâlâ orada yaşıyor olmasıydı.

Bir apartmanın girişinde yaşlı bir kadın karton kutulara tabak yerleştiriyordu.

Juliet yardım etmek için çömeldi.

John önce tabelalara baktı.

"Taşınıyor musunuz?"

Kadın başını kaldırdı.

"Bizi çıkarıyorlar."

Adı Elena'ydı.

Otuz iki yıldır aynı binada yaşıyordu.

Kapı pervazında iki kızının boylarını yıllarca işaretlemişti.

Juliet, kalem çizgilerini görünce sustu.

John tahliye belgesini sordu.

Elena evden dosya getirirken Juliet ona döndü.

"İlk sorduğun şey gerçekten belge miydi?"

"Evet."

"Kadın evini kaybediyor."

"Belge neden kaybettiğini gösterir."

"İnsan da ne kaybettiğini gösterir."

John cevap vermedi.

Elena geri geldiğinde kâğıtları dikkatle inceledi.

Üç ay önce yardım sözü verilmişti.

Ödeme yapılmamıştı.

Bina için iki ayrı yapısal rapor vardı.

İlk rapor: güçlendirme mümkün.

Üç gün sonra hazırlanan ikinci rapor: acil tahliye gerekli.

Aynı mühendislik şirketi.

Farklı imza.

John iki raporu yan yana koydu.

"Bunları kopyalayabilir miyim?"

Elena:

"Ne yapacaksın?"

John cevap vermeden Juliet konuştu.

"Önce anlayacağız."

John ona baktı.

Juliet:

"Sonra ne yapabileceğimize bakacağız."

Elena bir süre ikisine baktı.

"Daha önce gazeteciler geldi."

John:

"Biz gazeteci değiliz."

Juliet:

"Henüz."

Binanın dışında ilan söken bir adamla karşılaştılar.

Marcus.

John onu ilk anda şüpheli sandı.

Marcus bunun yüzünden güldü.

"Çok belli ediyorsun."

"Ne?"

"İnsanları incelerken."

John:

"İlanı niye söküyorsun?"

"Çünkü üzerinde yalan yazıyor."

İlan, tahliye edilenlere yeni konut garantisi verileceğini söylüyordu.

Marcus üç komşusunun bu hakkı alamadığını anlattı.

Juliet:

"Bunu kanıtlayabilir misin?"

Marcus cebinden birkaç fotokopi çıkardı.

John ilk kez ona daha farklı baktı.

Marcus:

"Bir şey yapmak işe yarayacağı anlamına gelmez."

John:

"O zaman niye yapıyorsun?"

Marcus kâğıtları uzattı.

"Hiçbir şey yapmamak daha kötü."

Juliet gülümsedi.

Marcus hemen:

"Bunu ilham verici söz gibi yazmayın."

Juliet:

"Artık yazacağım."

O akşam John bütün belgeleri masasına yaydı.

Northline Civic Solutions on bir yıl önce kurulmuştu.

Black Hollow projesini yalnızca altı aydır yürütüyordu.

Ancak raporlardaki bazı bakım referansları daha eski tarihliydi.

John bunları anlamlandıramadı.

Juliet, Elena'nın anlattıklarını yazıyordu.

John:

"Bunları çıkar."

Juliet kalemini durdurdu.

"Neyi?"

"Boy çizgileri. Kızları. Bunlar kanıt değil."

Juliet birkaç saniye ona baktı.

"Hayır."

John yüzünü kaldırdı.

"Ne?"

"Çıkarmıyorum."

"Yazıyı zayıflatıyor."

"İnsanlar yazıyı güçsüzleştirmiyor."

"Yapısal raporlar asıl mesele."

Juliet sandalyesini geri çekti.

"İşte bazen bunu yapıyorsun."

"Neyi?"

"İnsanları dipnota çeviriyorsun."

John'un yüzü sertleşti.

"Ben gerçeği yazıyorum."

"Gerçek sadece kâğıtta değil."

"Duygusal detay—"

Juliet ayağa kalktı.

"Tamam."

"Ne?"

"Sen yaz."

Ceketini aldı.

John onun gerçekten gittiğini ancak kapı kapanınca anladı.

On dakika sonra taslağı yeniden okudu.

Elena yoktu.

Marcus yoktu.

Evinden çıkarılacak hiç kimse yoktu.

Yalnızca şirketler ve raporlar vardı.

John ilk kez bunun neden yanlış olduğunu gördü.

Juliet'i aradı.

"Ne?"

"Özür dilerim."

Sessizlik.

"Devam et."

"İnsanları dipnota çevirdim."

"Evet."

"Yanlıştı."

Juliet birkaç saniye sustu.

"Bu kadar mı?"

"Başka bir şey mi söylemeliyim?"

Juliet güldü.

"Hayır. Gerçek özür gibi geldi."

Ertesi gün okul gazetesi yazıyı yayımlamayı reddetti.

Hukuki risk.

John buna öfkelendi.

Juliet şaşırmadı.

Yerel bir haber sitesi olan Veyron Local'a gönderdiler.

Editör belgeleri doğruladı.

İki gün sonra haber yayımlandı.

John'un adı yoktu.

Altında yalnızca:

Araştırmaya katkı: J.M. / J.

John bunu problem etmedi.

Haber büyük bir skandal yaratmadı.

Northline çökmedi.

Belediye başkanı istifa etmedi.

Yalnızca tahliyeler iki gün durduruldu.

Bir hukuk grubu birkaç aileye ulaştı.

İki tahliye kararı iptal edildi.

John ve Juliet Black Hollow'a tekrar gittiklerinde Marcus onları gördü.

"Dünyayı değiştirdiğini sanma."

John:

"Sanmıyorum."

Marcus:

"İyi."

Sonra binaya baktı.

"Yine de üç aile bugün evinden çıkarılmadı."

John cevap vermedi.

Bunun az mı çok mu olduğunu bilmiyordu.

Juliet biliyormuş gibi görünüyordu.

Akşam eski tramvay durağına gittiler.

Yağmur durmuştu.

Duvardaki HÂLÂ BURADAYIZ yazısı hâlâ duruyordu.

Juliet eski haritayı çıkardı.

Yıllar önceki kötü kat izleri hâlâ üzerindeydi.

Black Hollow'un üzerine küçük bir daire çizdi.

Yanına:

İLK HİKÂYE

John:

"Biz yazmadık."

"Yardım ettik."

"Başlık yanlış."

Juliet kalemi kapattı.

"Seninle romantik an yaşamak neden bu kadar zor?"

John ona baktı.

"Şu an romantik an mı?"

Juliet cevap vermek yerine onu öptü.

İlk denemede burunları birbirine çarptı.

İkisi de geri çekildi.

Juliet gülmeye başladı.

John birkaç saniye dondu.

Sonra:

"Bunu beklemiyordum."

Juliet:

"Ben bekliyordum."

"Ne zamandır?"

"John."

"Ne?"

"Sus."

İkinci deneme daha başarılıydı.

Sonra durağın bankına oturdular.

Juliet başını omzuna yasladı.

"Bir gün ben olmayınca ne yapacaksın?"

John hemen ona baktı.

"Nereye gidiyorsun?"

Juliet güldü.

"Üniversite falan diyorum."

"Haritayı düzgün katlarım."

Juliet omzuna vurdu.

"Berbat cevap."

John gülümsedi.

O gece evinde Black Hollow dosyasını kapatırken Northline belgelerini ayrı bir klasöre koydu.

Üzerine yazdı:

SONRA BAKILACAK

Bir süre durdu.

Altına daha küçük:

Tekrar bak.

O zaman bunun yıllarca açık kalacak bir dosyanın ilk sayfası olduğunu bilmiyordu.

Ama ilk kez başka bir şeyi anlamıştı.

Belgeler olmadan insanların anlattıkları doğrulanamayabilirdi.

İnsanlar olmadan da belgelerin neden önemli olduğunu anlayamazdın.