MÜHÜR
BÖLÜM 1
GECE ŞEHRİ
Yağmur, Mersin’in gecesini ağır ağır yutuyordu.
Sokak lambalarının solgun ışıkları ıslak kaldırımlara vuruyor, su birikintilerinin üzerinde titreyen görüntüler oluşturuyordu. Şehrin sesi yağmurun altında boğulmuş gibiydi.
Uzaklardan bir siren sesi duyuldu.
Sonra bağırışlar.
Bir sokağın köşesinde birkaç genç birbirine girmişti. Yumruklar havada savruluyor, küfürler yağmurun sesine karışıyordu.
Ata, sokağın başında durdu.
Bir süre onları izledi.
Sonra ağır adımlarla yanlarına doğru yürüdü.
Gençlerden biri Ata’yı fark etti.
“Ne bakıyorsun?”
Ata cevap vermedi.
Genç, bir adım daha yaklaştı.
“Sen kimsin lan?”
Ata’nın yüzünde herhangi bir ifade yoktu.
Genç elini kaldırdığı anda Ata onun bileğini yakaladı.
Bir anlık hareketle elini aşağı indirdi ve onu geriye doğru itti.
Genç dengesini kaybedip yere düştü.
Diğerleri sustu.
Ata hepsine baktı.
“Dağılın.”
Tek kelime.
Ama yeterliydi.
Gençler birbirlerine baktılar. Sonra hiçbir şey söylemeden dağıldılar.
Ata arkasından bakmadı bile.
Yağmur biraz daha şiddetlendi.
Ata yoluna devam etti.
***
Eski kahvehanenin içerisi dışarıdan daha sessizdi.
Masaların çoğu boştu.
Bir köşede tek başına oturan Maraz, önündeki çaydan küçük bir yudum aldı.
Kapı açıldı.
Ata içeri girdi.
Maraz başını kaldırdı.
“Geç kaldın.”
Ata karşısındaki sandalyeye oturdu.
“Yol uzundu.”
Maraz bir süre onu izledi.
Sonra çayından bir yudum daha aldı.
“Bu şehir değişiyor.”
Ata gözlerini masadan kaldırmadan cevap verdi.
“Herkes aynı şeyi söylüyor.”
Maraz sustu.
Ata başını kaldırdı.
“Bu sefer farklı.”
Kahvehanenin içindeki sessizlik bir anda daha ağır geldi.
İkisi de konuşmadı.
Dışarıda yağmur devam ediyordu.
***
Ata kahvehaneden çıktığında gece daha da koyulaşmıştı.
Sokağın karşısındaki eski apartmanlardan birinin üst katında biri onu izliyordu.
Yüzü görünmüyordu.
Sadece karanlığın içinde yanan bir sigaranın küçük ışığı seçiliyordu.
Ata birkaç adım attı.
Sonra durdu.
Başını kaldırıp apartmana baktı.
Üst katlar karanlıktı.
Kimseyi göremedi.
Bir süre daha baktı.
Sonra yürümeye devam etti.
Yukarıdaki sigara ışığı da kısa süre sonra kayboldu.
***
Şehrin başka bir yerinde, terk edilmiş bir deponun içinde birkaç adam konuşuyordu.
Hava ağırdı.
Duvarların arasından yağmurun sesi duyuluyordu.
“Son zamanlarda fazla hareket var.”
Diğer adam başını salladı.
“Yeni biri gelmiş diyorlar.”
Kapı açıldı.
Karahan içeri girdi.
Adamlar sustu.
Karahan etrafına baktı.
Sonra tek bir soru sordu.
“İsim?”
Cevap gecikmedi.
“Ata.”
Karahan birkaç saniye sessiz kaldı.
Ardından sakin bir sesle konuştu.
“İzleyin.”
***
Gece ilerlemişti.
Ata evine geldi.
Kapıyı açtı.
İçeride ışıklar yanıyordu.
Bir süre olduğu yerde durdu.
Sonra içeri girdi.
Ev sessizdi.
Ata birkaç adım attı.
Masasının üzerinde eski bir fotoğraf duruyordu.
Fotoğrafta Ata vardı.
Yanında Sara ve geçmişten kalan birkaç kişi daha.
Ata fotoğrafı eline aldı.
Bir süre baktı.
O sırada ışıklar bir anda söndü.
Ev karanlığa gömüldü.
Ata hareketsiz kaldı.
Birkaç saniye sonra elektrik geri geldi.
Işıklar yeniden yandı.
Ama fotoğraf artık masanın üzerinde değildi.
Yerdeydi.
Ata eğilip fotoğrafı aldı.
Arkasını çevirdi.
Fotoğrafın arkasında küçük bir sembol vardı.
Ata sembole baktı.
Ne anlama geldiğini bilmiyordu.
Ama o gece, farkında olmadan bir şeyin içine girmişti.
Ve henüz bunun sadece başlangıç olduğunu bilmiyordu.