MÜHÜR
BÖLÜM 9
GERİ DÖNÜŞ YOK
Kaset hâlâ masanın üzerindeydi.
Ata karşısında durmuş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu.
Evin içindeki sessizlik giderek ağırlaşıyordu.
Az önce duyduğu sözler hâlâ kulaklarındaydı.
"Eğer bunu dinliyorsan… artık içindesin."
Ata gözlerini kasetten ayırmadı.
Bir süre sonra elini uzattı.
Kaseti yeniden çalıştırmak istedi.
Teybin düğmesine bastı.
Hiçbir şey olmadı.
Bir kez daha bastı.
Yine çalışmadı.
Tam üçüncü kez deneyecekken cihazın ışığı bir anlığına yandı.
Sonra söndü.
Ata kaşlarını çattı.
Kasete baktı.
Ama...
Kaset yoktu.
Ata olduğu yerde kaldı.
Az önce masanın üzerinde duran kaset kaybolmuştu.
Masada yalnızca boş teyp duruyordu.
Ata etrafa baktı.
Yere baktı.
Masanın altına baktı.
Yoktu.
Sanki kaset hiç var olmamıştı.
***
Ata evden çıktı.
Sokak her zamankinden daha sessizdi.
Yağmur yağmıyordu.
Ama havada ağır bir şey vardı.
Şehir...
boştu.
Normalde bu saatlerde sokaklarda insanlar olurdu.
Arabalar geçerdi.
Bir yerlerden ses gelirdi.
Ama şimdi hiçbir şey yoktu.
Ata yürümeye başladı.
Ayak sesleri kaldırımda yankılanıyordu.
Bir süre sonra kendi ayak seslerinden bile rahatsız olmaya başladı.
Sanki yankı ona ait değildi.
Sanki başka biri de aynı anda yürüyordu.
Ata arkasına baktı.
Kimse yoktu.
Tekrar yürüdü.
Şehir ilk kez ona yabancı geliyordu.
***
Maraz, uzaktan Ata'yı izliyordu.
Bir süre sonra Sara yanına geldi.
Sara'nın yüzünde endişeli bir ifade vardı.
"Ne oluyor?"
Maraz cevap vermedi.
Gözleri Ata'daydı.
Sonra şehre baktı.
"Başladı."
Sara bir an sustu.
"Ney?"
Maraz yine cevap vermedi.
Çünkü söyleyeceklerinin ne anlama geldiğini kendisi de biliyordu.
Ve bazı şeylerin adı konulduğu anda geri dönüş olmadığını biliyordu.
***
Metro tünelinde Zaza tek başına oturuyordu.
Elindeki eski cihaz artık çalışmıyordu.
Zaza cihazı bir kenara bıraktı.
Duvarlara baktı.
Daha önce tek tek görünen işaretler artık çoğalmıştı.
Bir sembol...
Sonra bir tane daha...
Sonra bir tane daha.
Artık duvarlarda tek bir işaret yoktu.
Bir desen oluşmaya başlamıştı.
Zaza uzun süre o desene baktı.
Sonra sessizce konuştu:
"Birinci kapı açıldı..."
***
Terk edilmiş binanın içinde Karahan yürüyordu.
Adamları arkasından geliyordu.
İçlerinden biri sessizliği bozdu.
"Kaset kaybolmuş."
Karahan durmadı.
"Önemli değil."
Adam şaşırdı.
"Nasıl değil?"
Karahan birkaç adım daha attı.
Sonra durdu.
Başını hafifçe çevirdi.
"Artık iz bırakmıyorlar."
Adam hiçbir şey söylemedi.
Karahan'ın sözlerini anlamaya çalışıyordu.
Ama Karahan açıklama yapmadı.
Çünkü artık peşinde oldukları şeyin yalnızca bir kaset olmadığını biliyordu.
***
Ata yürümeye devam ediyordu.
Bir anda durdu.
Neden durduğunu kendisi de bilmiyordu.
Sadece...
bir şey hissetmişti.
Başını kaldırdı.
Karşıdaki binanın camına baktı.
Camda kısa bir yansıma gördü.
Önce kendisi sandı.
Sonra fark etti.
Yansıma ona ait değildi.
Ata'nın arkasında bir siluet vardı.
Bir insan gibi duruyordu.
Sessizce.
Hareketsiz.
Ata bir anda arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Sokak yine boştu.
Ata'nın nefesi hızlandı.
İlk kez gerçekten korkmuştu.
Dudaklarından istemsizce tek bir cümle çıktı:
"Ben nereye girdim..."
Şehir ışıkları bir anda titredi.
Bir...
iki...
üç kez.
Sonra uzaklardan bir ses duyuldu.
"07..."
Ata olduğu yerde kaldı.
Ses uzaktan geliyordu.
Ama yalnızca tek bir yerden değil.
Sanki bütün şehir aynı anda fısıldıyordu.
"07..."
Ata etrafına baktı.
Boş sokaklar...
Karanlık binalar...
Sessiz şehir...
Ve her yerden gelen aynı ses.
"07..."
Ata artık bunun bir tesadüf olmadığını biliyordu.
Bir şey başlamıştı.
Ve bu kez...
geri dönüş yoktu.